Yargıtay 4. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/3825 K.2013/15016
Özet: Uyuşmazlık, sanığın birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı borç vermesiyle tefecilik suçunu işlemesi üzerine kurulmuştur. Asliye Ceza Mahkemesi, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı beraat kararını bozarak dosyayı esas mahkemeye gönderme kararı almıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tefecilik
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tefecilik suçunda suç öğeleri ve ceza uygulaması, eylemlerin 1.6.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir. Anılan suç, 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde; sanığın birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlaması bir başka deyişle sanığın ödünç para verme işini meslek haline dönüştürmesi durumunda oluşmaktadır. Suçun yaptırımı 2279 sayılı Kanun'un 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenmiştir.
01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen fiiller yönünden ise, 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde suç; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, ..." biçiminde tanımlanmıştır. Yeni düzenlemeye göre bu suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi yoktur. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecek, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesi olanaklı görülecektir. Ayrıca, tefecilik suçunda, faiz karşılığı borç para alan kişi meşru zeminde bulunmadığından suçun mağduru olarak kabul edilemeyecektir.
Somut olayda; sanıktan faizle borç aldığını iddia eden ... hakkında, sanığın, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 14/07/2005 tarih ve 2005/3917E. sayılı dosyası üzerinde icra takibine giriştiğinin anlaşılması ve sanık müdafii tarafından, mahkeme dosyası ile Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/883 E. sayılı dosyasının irtibatlı olduğunun belirtilmesi karşısında; sözkonusu dosyanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde bu dosya içerisine konulması, kesinleşmemiş olması durumunda ise birleştirme kararı verilmesi; suçun yukarıda yapılan açıklamalara göre, unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise lehe olan Kanunun ve zamanaşımına esas sürenin belirlenmesi yönünden öncelikle suç tarihlerinin tespit edilmesi; tefrik kararından önce yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi incelemesine ilişkin raporların, Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde dosya içerisine konulması; sanığın arasında akrabalık ve arkadaşlık ilişkisi bulunmayan ...'ya borç verdiğini ve ödenmemesi üzerine icra takibine giriştiğini kabul etmesi, ...'nun ise sanıktan faizle borç aldığını iddia etmesi de gözönüne alınarak, mevcut tüm kanıtlar çerçevesinde sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tefecilik
HÜKÜM: Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tefecilik suçunda suç öğeleri ve ceza uygulaması, eylemlerin 1.6.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir. Anılan suç, 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde; sanığın birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlaması bir başka deyişle sanığın ödünç para verme işini meslek haline dönüştürmesi durumunda oluşmaktadır. Suçun yaptırımı 2279 sayılı Kanun'un 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenmiştir.
01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen fiiller yönünden ise, 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde suç; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, ..." biçiminde tanımlanmıştır. Yeni düzenlemeye göre bu suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi yoktur. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecek, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesi olanaklı görülecektir. Ayrıca, tefecilik suçunda, faiz karşılığı borç para alan kişi meşru zeminde bulunmadığından suçun mağduru olarak kabul edilemeyecektir.
Somut olayda; sanıktan faizle borç aldığını iddia eden ... hakkında, sanığın, Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 14/07/2005 tarih ve 2005/3917E. sayılı dosyası üzerinde icra takibine giriştiğinin anlaşılması ve sanık müdafii tarafından, mahkeme dosyası ile Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/883 E. sayılı dosyasının irtibatlı olduğunun belirtilmesi karşısında; sözkonusu dosyanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde bu dosya içerisine konulması, kesinleşmemiş olması durumunda ise birleştirme kararı verilmesi; suçun yukarıda yapılan açıklamalara göre, unsurları itibariyle oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise lehe olan Kanunun ve zamanaşımına esas sürenin belirlenmesi yönünden öncelikle suç tarihlerinin tespit edilmesi; tefrik kararından önce yaptırılan ve hükme esas alınan bilirkişi incelemesine ilişkin raporların, Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde dosya içerisine konulması; sanığın arasında akrabalık ve arkadaşlık ilişkisi bulunmayan ...'ya borç verdiğini ve ödenmemesi üzerine icra takibine giriştiğini kabul etmesi, ...'nun ise sanıktan faizle borç aldığını iddia etmesi de gözönüne alınarak, mevcut tüm kanıtlar çerçevesinde sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.