Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2010/4210 K.2012/9347
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İnfaz kurumuna ve tutukevine yasak eşya sokma
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- TCK'nın 297/1. maddesinde, infaz kurumuna elektronik haberleşme aracı sokma veya bulundurma eylemi cezalandırılmış olup, bu eşyanın "kullanılması" ise yaptırımsız bırakılmıştır. Kullanma kavramı bulundurmadan farklı olup, bulundurma "devamlılık" gerektirmektedir. Somut olayda, sanığın açık ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü bulunduğu sırada, suça konu ele geçirilemeyen 5477695225 numaralı telefondan, dosyada mevcut HTS raporu ile 10.8.2006 tarihli C.Savcılığınca düzenlenen tutanak içeriğine göre, sanığın babasına ait telefonun 25.07.2006, 26.07.2006 ve 29.07.2006 tarihlerinde 12 ve 10 saniyelik sürelerle aranıp, 08.08.2006 tarihinde de aynı saatte 2 mesaj gönderildiğinin ve suça konu telefondan çok sayıda farklı kişilerle farklı baz istasyonları aracılığıyla sanıkla ilişkilendirilemeyen görüşmeler yapıldığının anlaşılması karşısında, cep telefonu abonesi olan Berihan Kandilli ile bu telefondan düzenli olarak arandıkları görülen Halil Binaltın ve Resul Yasavur yöntemince çağrılıp sanığı tanıyıp tanımadıkları ve cep telefonunu sanığa verip vermedikleri hususlarında tanık olarak dinlenmeden ve sanığın babasıyla yaptığı kabul edilen arama ve mesaj sayısının fazla miktarda olmaması, yakın zaman aralıkları ve arama süreleri gözetilerek, sanığın kullanımında geçen süre itibariyle, eylemin TCK'nın 297/1. maddesinde suç olarak düzenlenen "bulundurma" kapsamına girip girmeyeceği tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde hükümlülük kararı verilmesi,
2- Sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyet ilamının tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CYY.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : İnfaz kurumuna ve tutukevine yasak eşya sokma
**HÜKÜM:** Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- TCK'nın 297/1. maddesinde, infaz kurumuna elektronik haberleşme aracı sokma veya bulundurma eylemi cezalandırılmış olup, bu eşyanın "kullanılması" ise yaptırımsız bırakılmıştır. Kullanma kavramı bulundurmadan farklı olup, bulundurma "devamlılık" gerektirmektedir. Somut olayda, sanığın açık ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü bulunduğu sırada, suça konu ele geçirilemeyen 5477695225 numaralı telefondan, dosyada mevcut HTS raporu ile 10.8.2006 tarihli C.Savcılığınca düzenlenen tutanak içeriğine göre, sanığın babasına ait telefonun 25.07.2006, 26.07.2006 ve 29.07.2006 tarihlerinde 12 ve 10 saniyelik sürelerle aranıp, 08.08.2006 tarihinde de aynı saatte 2 mesaj gönderildiğinin ve suça konu telefondan çok sayıda farklı kişilerle farklı baz istasyonları aracılığıyla sanıkla ilişkilendirilemeyen görüşmeler yapıldığının anlaşılması karşısında, cep telefonu abonesi olan Berihan Kandilli ile bu telefondan düzenli olarak arandıkları görülen Halil Binaltın ve Resul Yasavur yöntemince çağrılıp sanığı tanıyıp tanımadıkları ve cep telefonunu sanığa verip vermedikleri hususlarında tanık olarak dinlenmeden ve sanığın babasıyla yaptığı kabul edilen arama ve mesaj sayısının fazla miktarda olmaması, yakın zaman aralıkları ve arama süreleri gözetilerek, sanığın kullanımında geçen süre itibariyle, eylemin TCK'nın 297/1. maddesinde suç olarak düzenlenen "bulundurma" kapsamına girip girmeyeceği tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde hükümlülük kararı verilmesi,
2- Sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyet ilamının tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CYY.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.