Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2015/27669 K.2016/7725
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, 14/09/2012 ve 02/10/2012 tarihli duyurularda müştekinin katılma talebine olumlu veya olumsuz karar vermeden, CMK 237/2 maddesi uyarınca müştekinin vekilinin katılmasına ve sanığın eyleminin kasten yaralama kapsamında kabulüne, 5237 sayılı TCK 36 ve 53 maddelerinin iptali nedeniyle infaz aşamasında dikkate alınacağına karar verip, temyiz itirazlarını reddederek hükmü onayladı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Müştekinin 14/09/2012 tarihli talimat duruşmasında ve 02.10.2012 tarihli mahkemede alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini beyan etmesine rağmen; sadece mağdur vekilinin dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmiş, müştekinin davaya katılma talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de; müştekinin katılma talebinin CMK'nin 237/2. maddesine göre kabulü ile müşteki vekilinin katılan vekili sıfatı almasına,
Sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında ise de, olaydan sonra müştekiyi hastaneye götürerek tedavisine yardımcı olması nedeniyle 5237 Sayılı TCK'nin 36 maddesi gözetilerek eyleminin kasten yaralama kapsamında kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafilerinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 28.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Müştekinin 14/09/2012 tarihli talimat duruşmasında ve 02.10.2012 tarihli mahkemede alınan beyanlarında sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini beyan etmesine rağmen; sadece mağdur vekilinin dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmiş, müştekinin davaya katılma talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de; müştekinin katılma talebinin CMK'nin 237/2. maddesine göre kabulü ile müşteki vekilinin katılan vekili sıfatı almasına,
Sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında ise de, olaydan sonra müştekiyi hastaneye götürerek tedavisine yardımcı olması nedeniyle 5237 Sayılı TCK'nin 36 maddesi gözetilerek eyleminin kasten yaralama kapsamında kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafilerinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 28.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.