Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/16704 K.2012/24505
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın kasten yaralama suçundan dolayı hapis cezası ve zarar tazminatı konusundaki itirazının kabulüyle ilgili; (2) Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5‑6. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasını ve sanığın hapis cezası ile tazminat yükümlülüğünü sürdürmesini kararlaştırdı.
Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 456/2, 457/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2008 tarihli ve 2007/228 esas, 2008/216 sayılı kararına sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına dair Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.08.2008 tarihli ve 2008/692 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 06.04.2012 tarih ve 2012/5749-20627 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.05.2012 tarih ve 2012/112003 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince, mağdurun zararının aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin sureti ile tamamen giderildiğine ilişkin dosyada bir delil ve değerlendirme bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 6. fıkrasının (e) bendinde belirtilen zararın, maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddi zararın da hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu, manevi zarar ile fazlaya ilişkin maddi zararlar için hukuk mahkemesinde dava açmanın mümkün bulunduğu, esasen sadece sanık müdafii tarafından kararın esasına ilişkin bir itirazda bulunulduğu nazara alındığında, mercii tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin şartlarının olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı yönlerinden yapılan inceleme sonucunda, şartların varlığı halinde itirazın reddine, aksi halde sanık aleyhine sonuç doğurmamak üzere kabulüne karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, sanık aleyhine hüküm doğuracak şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İddianamede anlatılan olayın niteliğine, sevk maddelerine, kurulan hükme ve Yargıtay Kanununun 14. maddesine göre kanun yararına bozma talebini inceleme görevi Yargıtay 1. Ceza Dairesine ait olduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesince, mağdurun zararının aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin sureti ile tamamen giderildiğine ilişkin dosyada bir delil ve değerlendirme bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 6. fıkrasının (e) bendinde belirtilen zararın, maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddi zararın da hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu, manevi zarar ile fazlaya ilişkin maddi zararlar için hukuk mahkemesinde dava açmanın mümkün bulunduğu, esasen sadece sanık müdafii tarafından kararın esasına ilişkin bir itirazda bulunulduğu nazara alındığında, mercii tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesinin şartlarının olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı yönlerinden yapılan inceleme sonucunda, şartların varlığı halinde itirazın reddine, aksi halde sanık aleyhine sonuç doğurmamak üzere kabulüne karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, sanık aleyhine hüküm doğuracak şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İddianamede anlatılan olayın niteliğine, sevk maddelerine, kurulan hükme ve Yargıtay Kanununun 14. maddesine göre kanun yararına bozma talebini inceleme görevi Yargıtay 1. Ceza Dairesine ait olduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.