Yargıtay 3. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2008/1163 K.2010/5058
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme kararında yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesine aykırı davranılmasıdır. Mahkeme, bu hatayı düzelterek kararın bozulmasına hükmederek sanık lehine yeni bir karar vermeyi kabul etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün uyarlanmasına ilişkin olarak Mahkemenin 14.10.2005 tarihli evrak üzerinden verilen ek kararda “... itirazı kabil olmak üzere...” biçiminde yasa yolu yanlış gösterilip, mercii ise hiç gösterilmeden karar verilmiştir. Yargıtay CGK’nun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 ..., 2007/3-9 esas ve 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2, 232/6 ve Anayasa’nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu yanlış gösterilmiş, mercii hiç ise gösterilmemiş olup belirtilen yasa maddelerine aykırı davranılmış olmakla, bu durum 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanık vekilinin 29.06.2006 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek, sanık tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
765 sayılı TCK nu ile 5237 sayılı TCK nu yaralama suçlarında farklı suç tipleri getirmiş olup, farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Bu itibarla YCGK nun 27.12.2005 tarih ve 2005/3- 162- 173 esas sayılı kararı ve buna uyum gösteren ceza daireleri uygulamaları da dikkate alınarak önce mahkemelerce duruşma açılarak 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesine göre karşılaştırmalı uygulama yapılıp ortaya çıkan sonuçlar kararda tartışılmalı ve sanık lehine olduğu kabul edilen yasanın uygulamasının yapılması gerekirken dosya üzerinden yapılan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 24.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmün uyarlanmasına ilişkin olarak Mahkemenin 14.10.2005 tarihli evrak üzerinden verilen ek kararda “... itirazı kabil olmak üzere...” biçiminde yasa yolu yanlış gösterilip, mercii ise hiç gösterilmeden karar verilmiştir. Yargıtay CGK’nun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 ..., 2007/3-9 esas ve 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2, 232/6 ve Anayasa’nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu yanlış gösterilmiş, mercii hiç ise gösterilmemiş olup belirtilen yasa maddelerine aykırı davranılmış olmakla, bu durum 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanık vekilinin 29.06.2006 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek, sanık tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
765 sayılı TCK nu ile 5237 sayılı TCK nu yaralama suçlarında farklı suç tipleri getirmiş olup, farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Bu itibarla YCGK nun 27.12.2005 tarih ve 2005/3- 162- 173 esas sayılı kararı ve buna uyum gösteren ceza daireleri uygulamaları da dikkate alınarak önce mahkemelerce duruşma açılarak 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesine göre karşılaştırmalı uygulama yapılıp ortaya çıkan sonuçlar kararda tartışılmalı ve sanık lehine olduğu kabul edilen yasanın uygulamasının yapılması gerekirken dosya üzerinden yapılan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 24.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.