Yargıtay 23. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 23. Ceza Dairesi E.2015/5172 K.2016/1744
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın 2006’da çeşitli kişilere ait eşyaları alıp ödemesiz bırakması ve ardından işyerini terk ederek kaybolarak haksız menfaat temin etmesiyle dolandırıcılık suçlamasıdır. Mahkeme, bu eylemlerin dolandırıcılık oluşturduğunu kabul edip sanığı altı kez hapisten çevrili 6.000 TL ve doğrudan 5.000 TL adli para cezasına hükmetmiş, ancak adli para cezasının miktarını yasal gerekliliklere uygun olarak düzelterek yeniden onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: TCK'nın 157/1, 62, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca altı kez hapisten çevrili 6.000 TL ve doğrudan 5.000 TL adli para cezası Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında sanığın katılanlar ... ve ...'e yönelik eylemlerine ait suç tarihinin 21.11.2006, katılan ... Bölücü'ye yönelik eylemine ait suç tarihinin 22.11.2006, katılan ... Işık'a yönelik eylemine ait suç tarihinin 23.11.2006, katılan ...’a ve müşteki ...'ya yönelik eylemlerine ait suç tarihinin 25.11.2006 olarak gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir hata olarak değeriendirilmiştir. Sanık ..., tanık ...'e ait dükkanı 15.11.2006 tarihinde kiralayıp... İletişim adıyla faaliyet gösteren işyerini açtığı, sanık bölgede esnaflık yapan katılan ...'dan 21.11.2006 günü 3.500 TL değerinde cep telefonları, katılan ...'den aynı gün 150 TL değerinde bir adet soba ve koltuk, katılan ... Bölücü 22.11.2006 günü 2.350 TL değerinde bir adet laptop, katılan ... Işık'tan 1.000 TL değerinde elektronik eşya ve müşteki ...'dan 25.11.2006 günü 3.190 TL değerinde cep telefonu aksesuarı satın aldığı halde ücretini ödemediği, sanık ayrıca kuyumculuk yapan katılan ...'dan aynı gün eşine gösterilmek üzere üç adet bayan künyesi aldığı ancak bir daha geri getirmediği, sanık 26.11.2006 günü ise işyerini terk ederek aldığı eşyalarla ile birlikte ortadan kaybolmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanların ve müştekinin aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp kararyerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarih ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 gün olarak tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "300 GÜN", “250 GÜN” ve "5.000 TL" terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 GÜN", “4 GÜN” "80 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: TCK'nın 157/1, 62, 50/1-a ve 52/2 maddeleri uyarınca altı kez hapisten çevrili 6.000 TL ve doğrudan 5.000 TL adli para cezası Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında sanığın katılanlar ... ve ...'e yönelik eylemlerine ait suç tarihinin 21.11.2006, katılan ... Bölücü'ye yönelik eylemine ait suç tarihinin 22.11.2006, katılan ... Işık'a yönelik eylemine ait suç tarihinin 23.11.2006, katılan ...’a ve müşteki ...'ya yönelik eylemlerine ait suç tarihinin 25.11.2006 olarak gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir hata olarak değeriendirilmiştir. Sanık ..., tanık ...'e ait dükkanı 15.11.2006 tarihinde kiralayıp... İletişim adıyla faaliyet gösteren işyerini açtığı, sanık bölgede esnaflık yapan katılan ...'dan 21.11.2006 günü 3.500 TL değerinde cep telefonları, katılan ...'den aynı gün 150 TL değerinde bir adet soba ve koltuk, katılan ... Bölücü 22.11.2006 günü 2.350 TL değerinde bir adet laptop, katılan ... Işık'tan 1.000 TL değerinde elektronik eşya ve müşteki ...'dan 25.11.2006 günü 3.190 TL değerinde cep telefonu aksesuarı satın aldığı halde ücretini ödemediği, sanık ayrıca kuyumculuk yapan katılan ...'dan aynı gün eşine gösterilmek üzere üç adet bayan künyesi aldığı ancak bir daha geri getirmediği, sanık 26.11.2006 günü ise işyerini terk ederek aldığı eşyalarla ile birlikte ortadan kaybolmak suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanların ve müştekinin aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp kararyerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarih ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 gün olarak tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "300 GÜN", “250 GÜN” ve "5.000 TL" terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 GÜN", “4 GÜN” "80 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.