‹ Ana sayfa
Yargıtay 2. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2012/30755 K.2013/23873

Esas No: 2012/30755 · Karar No: 2013/23873 · Karar Tarihi: 22.10.2013
Özet: Uyuşmazlık, hükümlünün hırsızlık ve mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararıyla ilgili olarak sanığın yasal temsilcisine tebligat yapılmaması nedeniyle temyiz talebinin reddi üzerine kurulmuştur; Mahkeme, sanığın eşinin temyiz isteğini 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar vererek mahkumiyetin kesinleşmesini onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık ve Mala zarar verme

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.10.2007 tarih 2007/200 esas ve 2007/219 karar sayılı kararında belirtildiği üzere; 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesindeki; “…Ancak, CMUK.nun kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklıdır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.” hükmü, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 16. maddesinin son fıkrasındaki; “Kanunlara göre, kanuni mümessili bulunanların bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse, mümessile tebligat yapılamaz.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde, gerekçeli kararın bizzat hükümlüye tebliğ edilmesinin gerektiği, cezaevinde bulunana vasi ya da mümessil tayin edilmesinin ceza yargılamasında vekille temsil edilme halinden farklı olup, niteliği itibariyle daha değişik amaçlara yönelik bulunduğu, usulde kıyasın geçerli oluşu nedeniyle, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesinde sanığa yapılacak tebligatı geçerli sayan normun, yasayoluna başvurma hakkını kullanma ya da kullanmama gibi ergin kişinin herhangi bir yardıma ihtiyaç duymadan kendiliğinden karara bağlayabileceği konularda hükümlü için de geçerli kabul edilmesi, nitekim bu yöndeki değerlendirme ve kabulün Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 6-13/54 sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmak sureti ile; “Halen cezaevinde hükümlü bulunan ve hükümlü bulunduğu suçtan aldığı cezanın miktarına bakıldığında kendisine bir vasi atanması gereken hükümlüye tebligatın, Tebligat Yasasının 11. maddesinin 2. fıkrası ile Tebligat Tüzüğünün 16. maddesi gereğince vasi (yasal temsilci) aracılığıyla yapılmamış olmasının hükmün kesinleşmesini önleyen bir eksiklik olarak değerlendirilmemesi icap ettiği”; 5271 sayılı CMK.nun 262. maddesinde şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşinin, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabileceklerinin belirtildiği ancak bu hakkı kullanacak kanuni temsilciler ve eşlerin bu hakkı sanık için işleyen süreler içinde kullanmalarının gerektiği, ayrıca bunlara tebligat yapılmasına gerek olmadığı; dosya kapsamından yokluğunda verilen hükmün 20.07.2010 tarihinde sanığa cezaevinde tebliğ edildiği, sanığın herhangi bir temyiz talebinde bulunmadığı ve sanığın eşinin de 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal temyiz süresi geçtikten sonra 12.11.2010 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla sanığın eşinin temyiz isteminin, 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 22/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?