Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/3608 K.2011/13530
ÖzetHer cümle kararın kendi metninden doğrulandı.
Karar yönü: OnamaKimin lehine: Davacı
Uyuşmazlık
Davacı banka, müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza atan davalının kredi borcundan sorumlu tutularak itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı ise kefalet limitinin yazılı olduğu sayfada imzasının bulunmadığını savunarak kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmüştür.
Kaynak pasajlar (2)
- Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Plastik Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini belirterek, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
- Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu kredi sözleşmesinin kefalet limitinin olduğu sayfasında imzasının olmadığını, bu nedenle B.K.'nun 484. maddesi anlamında geçerli bir kefalet ilişkisinden söz edilemeyeceğini, borcun asıl borçludan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Gerekçe
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasının yeterli olduğuna ve somut olayda imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktarın anlaşılabildiğine karar vermiştir. Bu nedenle davalının kefalet limitinin yazılı olduğu sayfada imzasının bulunmadığı yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir.
Kaynak pasajlar (4)
- B.K.'nun 484. maddesi gereğince, kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır.
- Buna göre, kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur.
- Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar anlaşıldığından kefilin bu sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması isabetlidir.
- Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmemiş ve hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç
Davacı banka, kefalet sözleşmesine dayanarak davalının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatı ödemesini talep etmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktarın anlaşılabildiğini tespit ederek yerel mahkemenin kısmen kabul kararını onamıştır.
Kaynak pasajlar (4)
- Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Plastik Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini belirterek, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
- Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının ödenmeyen kredi borcundan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, ancak sorumluluğun kefalet limiti olan 100.000.TL ve kendi temerrüdü ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
- Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar anlaşıldığından kefilin bu sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması isabetlidir.
- SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Dayanak
B.K. m. 484
Mahkemesi: Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Plastik Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini belirterek, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu kredi sözleşmesinin kefalet limitinin olduğu sayfasında imzasının olmadığını, bu nedenle B.K.'nun 484. maddesi anlamında geçerli bir kefalet ilişkisinden söz edilemeyeceğini, borcun asıl borçludan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının ödenmeyen kredi borcundan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, ancak sorumluluğun kefalet limiti olan 100.000.TL ve kendi temerrüdü ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B.K.'nun 484. maddesi gereğince, kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Ayrıca kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarihli Yargıtay İBK’nın da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği” ne değinilmiştir. Buna göre, kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar anlaşıldığından kefilin bu sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması isabetlidir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmemiş ve hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Plastik Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini belirterek, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu kredi sözleşmesinin kefalet limitinin olduğu sayfasında imzasının olmadığını, bu nedenle B.K.'nun 484. maddesi anlamında geçerli bir kefalet ilişkisinden söz edilemeyeceğini, borcun asıl borçludan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının ödenmeyen kredi borcundan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, ancak sorumluluğun kefalet limiti olan 100.000.TL ve kendi temerrüdü ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B.K.'nun 484. maddesi gereğince, kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Ayrıca kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarihli Yargıtay İBK’nın da dikkate alınması gerekir. Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği” ne değinilmiştir. Buna göre, kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar anlaşıldığından kefilin bu sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması isabetlidir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmemiş ve hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.