Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2011/8362 K.2012/330
Özet: (1) Uyuşmazlık, ticaret şirketinin yönetim yetkisine sahip bir yetkilisinin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla şirket borcunu ödememe suçundan sanıkların beraatine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesiyle ilgilidir. (2) Mahkeme, dosya ve delillerin incelemesinden sonra tüm temyiz itirazlarını reddederek, 26.01.2012 tarihli kararın onanmasını oybirliğiyle kabul etmiştir.
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. İCRA MAHKEMESİ
Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisinin alacaklılara zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu ödememe suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C. Başsavcılığının onama-bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükme yönelik incelemede,
Tüm dosya kapsamına göre, sanıkların şirketi temsil yetkisinin olmadığının anlaşılması karşısında,
Dosya içeriğine, yapılan yargılamaya, fiilde suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu usul ve yasaya uygun olan hükmün istem gibi İİK'nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nun 333/a maddesinde yazılı suçun oluşması için takibin kesinleştiği tarih itibariyle şirketin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olması ve hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan sanığın kasıtlı olarak şirketin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokması, ayrıca bu eylemlerinin başka bir suçu oluşturmaması gerekmektedir. Diğer taraftan İİK'nun 351. maddesindeki, şikayetçinin dilekçe ve beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğuna ilişkin düzenleme ile birlikte şikayet dilekçesindeki borçlu şirketin borcu ödeyebilecek güçte olduğuna ve borcu ödemediğine dair bir iddiada bulunulmamış, aksine borçlu şirketin borca yetecek mal varlığının tespit edilemediği, borçluların mallarını nereye taşıdığı ve şirket işlemlerine nerede devam ettiklerinin de belirlenemediğini, bu şekilde icra takibinin sonuçsuz kalıp şirketin borca batık durumda olduğunu ileri sürerek şikayette bulunulduğuna ilişkin iddia dikkate alındığında, şirketin borcu ödeme gücünün bulunmadığının şikayetçi tarafından da bilindiğinin kabul edilmesinin gerekmesi nedeniyle tebliğnamedeki kararın bozulması istemine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, fiilde suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerine görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisinin alacaklılara zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu ödememe suçundan sanıklar ..., ... ve ...'ın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C. Başsavcılığının onama-bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükme yönelik incelemede,
Tüm dosya kapsamına göre, sanıkların şirketi temsil yetkisinin olmadığının anlaşılması karşısında,
Dosya içeriğine, yapılan yargılamaya, fiilde suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu usul ve yasaya uygun olan hükmün istem gibi İİK'nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede,
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nun 333/a maddesinde yazılı suçun oluşması için takibin kesinleştiği tarih itibariyle şirketin borcu ödeyebilecek ekonomik güce sahip olması ve hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan sanığın kasıtlı olarak şirketin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokması, ayrıca bu eylemlerinin başka bir suçu oluşturmaması gerekmektedir. Diğer taraftan İİK'nun 351. maddesindeki, şikayetçinin dilekçe ve beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğuna ilişkin düzenleme ile birlikte şikayet dilekçesindeki borçlu şirketin borcu ödeyebilecek güçte olduğuna ve borcu ödemediğine dair bir iddiada bulunulmamış, aksine borçlu şirketin borca yetecek mal varlığının tespit edilemediği, borçluların mallarını nereye taşıdığı ve şirket işlemlerine nerede devam ettiklerinin de belirlenemediğini, bu şekilde icra takibinin sonuçsuz kalıp şirketin borca batık durumda olduğunu ileri sürerek şikayette bulunulduğuna ilişkin iddia dikkate alındığında, şirketin borcu ödeme gücünün bulunmadığının şikayetçi tarafından da bilindiğinin kabul edilmesinin gerekmesi nedeniyle tebliğnamedeki kararın bozulması istemine iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, fiilde suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerine görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.