Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/19340 K.2013/3301
Özet: (1) Sanığın hizmet amacıyla güveni kötüye kullanarak müşterilerden aldığı 33.840 TL’yi kendi hesaplarına aktararak uhdesine geçirdiği suç. (2) Mahkeme, bu eylemin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçu oluşturduğunu kabul ederek sanığı hapis cezasıyla mahkum etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan ... şirketinde çalıştığı ve para almaya yetkili olduğu, hesaba yatırılmak üzere müşterilerden aldığı toplam 33,840 TL parayı değişik zamanlarda kendisine ait hesaplara aktararak uhdesine geçirdiği şeklindeki eyleminin zincirleme şekilde güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesindeki "adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur." düzenlemesi karşısında 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanması sırasında indirimin temel ceza olarak belirlenen gün sayısı yerine belirlenen adli para cezası üzerinden yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan ... şirketinde çalıştığı ve para almaya yetkili olduğu, hesaba yatırılmak üzere müşterilerden aldığı toplam 33,840 TL parayı değişik zamanlarda kendisine ait hesaplara aktararak uhdesine geçirdiği şeklindeki eyleminin zincirleme şekilde güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 61/8. maddesindeki "adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur." düzenlemesi karşısında 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanması sırasında indirimin temel ceza olarak belirlenen gün sayısı yerine belirlenen adli para cezası üzerinden yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.