Yargıtay 13. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/9643 K.2012/12529
Özet: (1) Sanığın kimlik hakkında yalan beyanda bulunması ve hırsızlık suçundan hüküm getirilmesi; (2) Mahkeme, hırsızlık suçundaki zamanaşımı nedeniyle sanık hakkında açılan davayı 28.05.2012’de oybirliğiyle düşürerek kararını bozdu.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’un 5219 sayılı Kanun ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanık ... müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
07.05.2003 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre, sanığın suç tarihinde gece vakti saat 04:00 sıralarında yakınana ait işyerinin cam kapısını, anahtar dilinin girdiği yuvada bulunan slikon malzemeyi yerinden sökerek açtığı ve bu haliyle kapı kilidinin muhkem sayılamayacağının anlaşılması karşısında; sanığın eylemi 765 sayılı TCK'nın 492/1. maddesindeki suça uyduğu halde, uzman olmayan bilirkişi görüşüne dayanılarak 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesine uyduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı ise de, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 492/1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından,
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanunun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının, sanık hakkında hükümlülük kararının verildiği 23/11/2006 ile inceleme tarihleri arasında geçmiş bulunması ve bu süre içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık hakkında kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’un 5219 sayılı Kanun ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanık ... müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
07.05.2003 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre, sanığın suç tarihinde gece vakti saat 04:00 sıralarında yakınana ait işyerinin cam kapısını, anahtar dilinin girdiği yuvada bulunan slikon malzemeyi yerinden sökerek açtığı ve bu haliyle kapı kilidinin muhkem sayılamayacağının anlaşılması karşısında; sanığın eylemi 765 sayılı TCK'nın 492/1. maddesindeki suça uyduğu halde, uzman olmayan bilirkişi görüşüne dayanılarak 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesine uyduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı ise de, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nın 492/1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşıldığından,
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanunun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli zamanaşımının, sanık hakkında hükümlülük kararının verildiği 23/11/2006 ile inceleme tarihleri arasında geçmiş bulunması ve bu süre içerisinde zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmamış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 28.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.