Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/4425 K.2012/28851
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu: Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurusu; (2) Mahkemenin sonucu: Karar bozuldu, mahkumiyet kararı iptal edildi.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenip gereği düşünüldü:
Baro tarafından atanan vekili aracılığıyla şikayetçi olduğunu beyan etmesine rağmen, katılma hakkı kendisine hatırlatılmayan yaşı küçük şikayetçinin, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, annesi ...'ın ölmesi nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü vekili tarafından temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan yaşı küçük şikayetçinin 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığa ait sürücü belgesi sureti UYAP ortamından alınıp dosya arasına konulmakla tebliğnamedeki (3) numaralı, “sanığın meskun mahal ve kavşak olan olay yerinde mahal şartlarını gözönünde bulundurmadan, dikkatsiz ve tedbirsizce seyretmesi nedeniyle” şeklindeki Adli Tıp Raporunun 1. hal açıklamasına atıf yapan gerekçe ile sanığın tali kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşıldığından ve 1 kişinin ölümü, 1 kişinin de vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda, asgari hadden uzaklaşılmasında isabetsizlik bulunmadığından (2) numaralı bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin teşdide, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine, katılan vekilinin, cezanın miktarına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sanığın sabıkasının bulunmadığı, olaydan sonra sanığın tüm yaralıları hastaneye götürdüğü, yargılama sürecindeki davranışlarının lehine değerlendirildiği ve meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu hususları dikkate alındığında, tayin edilen hapis cezasının adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilirken, sanığın sabıka kaydının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sabıka kaydından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile başkaca bir tedbire çevrilmesi hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenip gereği düşünüldü:
Baro tarafından atanan vekili aracılığıyla şikayetçi olduğunu beyan etmesine rağmen, katılma hakkı kendisine hatırlatılmayan yaşı küçük şikayetçinin, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, annesi ...'ın ölmesi nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü vekili tarafından temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan yaşı küçük şikayetçinin 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığa ait sürücü belgesi sureti UYAP ortamından alınıp dosya arasına konulmakla tebliğnamedeki (3) numaralı, “sanığın meskun mahal ve kavşak olan olay yerinde mahal şartlarını gözönünde bulundurmadan, dikkatsiz ve tedbirsizce seyretmesi nedeniyle” şeklindeki Adli Tıp Raporunun 1. hal açıklamasına atıf yapan gerekçe ile sanığın tali kusurlu olduğunun kabul edildiği anlaşıldığından ve 1 kişinin ölümü, 1 kişinin de vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda, asgari hadden uzaklaşılmasında isabetsizlik bulunmadığından (2) numaralı bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin teşdide, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesine, katılan vekilinin, cezanın miktarına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sanığın sabıkasının bulunmadığı, olaydan sonra sanığın tüm yaralıları hastaneye götürdüğü, yargılama sürecindeki davranışlarının lehine değerlendirildiği ve meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu hususları dikkate alındığında, tayin edilen hapis cezasının adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmemesine karar verilirken, sanığın sabıka kaydının bulunmadığı nazara alınmaksızın, sabıka kaydından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile başkaca bir tedbire çevrilmesi hükmünün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.