Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/23966 K.2012/27143
Özet: (1) Davacı, 466 sayılı Kanun kapsamında tutuklanması nedeniyle tazminat talebinde bulunmuştur; (2) Ağır Ceza Mahkemesi, davayı reddederek tazminat talebini kabul etmemiştir.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi
Hüküm: Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5320 sayılı Kanunun 6. maddesinde; Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ila 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren "yapılan işlemler" hakkında uygulanacağı, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, yapılan işlemden amaç davacının tutuklanması olup tutuklandığı 1997 yılı itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bir karar verilmesi gerektiği, 466 sayılı Kanunun 1. maddesinin 6. bendi kapsamında tazminatın yasal şartlarının oluşmasına rağmen davanın reddine karar verilmiş isede,
Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği şeklindedir. Ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama yoktur. Borçlar Kanununun 60. maddesinde tazminat davasının, zarar verici fiil veya olayın vukuundan itibaren her halde 10 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimseler bakımından, devletin yaptığı yakalama veya tutuklama haksız fiili ceza davasının kesinleşmesi ile netleştiğinden bu tarih olayın vuku tarihi olup, ceza verilmesine yer olmadığına kararının kesinleşme tarihinin 12.08.1999, bu tarihten itibaren 10 yıl dolduktan sonra, 15.10.2010 tarihinde dava açıldığının anlaşılmış olması karşısında, sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi
Hüküm: Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5320 sayılı Kanunun 6. maddesinde; Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ila 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren "yapılan işlemler" hakkında uygulanacağı, bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, yapılan işlemden amaç davacının tutuklanması olup tutuklandığı 1997 yılı itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bir karar verilmesi gerektiği, 466 sayılı Kanunun 1. maddesinin 6. bendi kapsamında tazminatın yasal şartlarının oluşmasına rağmen davanın reddine karar verilmiş isede,
Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği şeklindedir. Ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama yoktur. Borçlar Kanununun 60. maddesinde tazminat davasının, zarar verici fiil veya olayın vukuundan itibaren her halde 10 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimseler bakımından, devletin yaptığı yakalama veya tutuklama haksız fiili ceza davasının kesinleşmesi ile netleştiğinden bu tarih olayın vuku tarihi olup, ceza verilmesine yer olmadığına kararının kesinleşme tarihinin 12.08.1999, bu tarihten itibaren 10 yıl dolduktan sonra, 15.10.2010 tarihinde dava açıldığının anlaşılmış olması karşısında, sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.