‹ Ana sayfa
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/9254 K.2022/5964

Esas No: 2021/9254 · Karar No: 2022/5964 · Karar Tarihi: 07.04.2022
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık, sanığın şirketin yetkilisi kardeşi İbrahim adına senette kendi imzası gibi bir başkasının imzasını taklit ederek ve vekaletname olmadığını iddia ederek sahtecilik suçundan davalanmasıdır. 07.04.2022 tarihli kararla Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın suç kastı olmadığını ve rızanın geçerli olduğunu belirterek mahkumiyet kararını bozdu, böylece sanığın hâli hazır bulunamadı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere: belgede sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmelidir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan fail de mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından kastın varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak, rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede suç kastının varlığı kabul olunamaz.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın şirketin yetkilisi olan kardeşi İbrahim adına senet imzaladığı olayda, İbrahim’in imzanın kendisine ait olmadığı ancak kardeşi Halil’in atmış olabileceği beyanı ile sanığın, İbrahim’in kendisine vekaletname verdiğini, senetteki yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu ve vekaletnameye dayalı işlem yaptığına dair savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği, şifaen verilmiş rızanın da geçerli olduğu dikkate alınarak İbrahim’in önceden rıza verip vermediği hususu sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 07.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?