Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2014/851 K.2014/3741
1 kez atıf aldı 1 bozma bağlamı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine ilişkin temyiz talepleridir; mahkeme, bu suçların zincirleme suça girmediğini, yasal hükümlerin yanlış uygulandığını belirterek, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereği kararın bozulmasına karar vermiştir. Mahkemenin sonucu olarak, sanığın mahkumiyetine ilişkin karar iptal edilip yeni bir karar beklenmektedir.
Tebliğname No: 11 - 2012/247889
MAHKEMESİ: Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 24/05/2012
NUMARASI: 2011/179 (E) ve 2012/326 (K)
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
Gerekçeli karar başlığına "05.10.2007" olarak yanlış yazılan suç tarihinin "12.02.2009" şeklinde mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
Yokluğunda verilen hükmün sanığa tebliğine ilişkin önceki tebligat işlemlerinin usulüne uygun olmadığı cihetle, 26.07.2012 tarihinde gerekçeli kararı mahkeme kaleminde elden tebliğ alan sanığın aynı gün, süresinde temyiz talebinde bulunduğu kabulüyle yapılan incelemede;
1- "Resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a- 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde "değişik zamanlarda" denildiğinden, aynı kişiye karşı aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle, sanığın, değişik tarihlerde düzenlendiğine dair delil bulunmayan suça konu bonoları, aynı anda postaya vermek suretiyle katılana göndermekten ibaret eyleminde, 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, ancak suça konu belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
b- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- "Dolandırıcılık" suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
a- Sanığın suça konu bonoları, daha önceden doğmuş olan borcu nedeniyle katılana gönderdiğinin belirlenmesi karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle, yüklenen "dolandırıcılık" suçundan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
b- Kabule ve uygulamaya göre ise;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yeralan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 14/2 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.03.2014 günümde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ: Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ: 24/05/2012
NUMARASI: 2011/179 (E) ve 2012/326 (K)
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
Gerekçeli karar başlığına "05.10.2007" olarak yanlış yazılan suç tarihinin "12.02.2009" şeklinde mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
Yokluğunda verilen hükmün sanığa tebliğine ilişkin önceki tebligat işlemlerinin usulüne uygun olmadığı cihetle, 26.07.2012 tarihinde gerekçeli kararı mahkeme kaleminde elden tebliğ alan sanığın aynı gün, süresinde temyiz talebinde bulunduğu kabulüyle yapılan incelemede;
1- "Resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a- 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde "değişik zamanlarda" denildiğinden, aynı kişiye karşı aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı cihetle, sanığın, değişik tarihlerde düzenlendiğine dair delil bulunmayan suça konu bonoları, aynı anda postaya vermek suretiyle katılana göndermekten ibaret eyleminde, 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, ancak suça konu belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
b- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- "Dolandırıcılık" suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
a- Sanığın suça konu bonoları, daha önceden doğmuş olan borcu nedeniyle katılana gönderdiğinin belirlenmesi karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle, yüklenen "dolandırıcılık" suçundan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
b- Kabule ve uygulamaya göre ise;
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yeralan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan koşullu salıverilme tarihine, anılan fıkrada sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 14/2 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.03.2014 günümde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.