Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9075 K.2012/17255
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen ve 23.09.2008 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ olunan hükme yönelik 27.10.2009 tarihli temyiz talebinin mahkemece 28.10.2009 tarihinde reddine dair kararın 09.12.2009 tarihinde bizzat tebliğ olunması üzerine 15.12.2009 tarihinde bu red kararının da sanık tarafından süresi içerisinde temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında kurulan 09.04.2008 tarihli mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında, yasa yolu başvurusunun; mercii, türü ve süresi gösterilmiş ise de, başvuru usulünün açıklanmaması ve temyiz süresinin “tebliğ/tefhimden başlayacağından bahsedilerek yasa hakkının kullanılması konusunda tereddüde yol açıldığından yanıltıcı nitelikteki bildirimlerin hukuken geçerli olmaması ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği adreste sanığa daha önceden hiç tebligat yapılmamış olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olduğundan; sanığın 09.04.2008 tarihli mahkumiyet kararına karşı Nizip Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla verdiği 27.10.2009 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2002 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 20.03.2002 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 12.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen ve 23.09.2008 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ olunan hükme yönelik 27.10.2009 tarihli temyiz talebinin mahkemece 28.10.2009 tarihinde reddine dair kararın 09.12.2009 tarihinde bizzat tebliğ olunması üzerine 15.12.2009 tarihinde bu red kararının da sanık tarafından süresi içerisinde temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında kurulan 09.04.2008 tarihli mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında, yasa yolu başvurusunun; mercii, türü ve süresi gösterilmiş ise de, başvuru usulünün açıklanmaması ve temyiz süresinin “tebliğ/tefhimden başlayacağından bahsedilerek yasa hakkının kullanılması konusunda tereddüde yol açıldığından yanıltıcı nitelikteki bildirimlerin hukuken geçerli olmaması ve gerekçeli kararın tebliğ edildiği adreste sanığa daha önceden hiç tebligat yapılmamış olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olduğundan; sanığın 09.04.2008 tarihli mahkumiyet kararına karşı Nizip Kapalı Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla verdiği 27.10.2009 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2002 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 20.03.2002 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 12.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.