Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/6851 K.2012/9496
Özet: (1) Sanık “defter ve belgeleri ibraz etmemek” suçundan yargılandı; (2) Mahkeme, sanığın temyiz dilekçesinin süresinde kabul edilmesiyle birlikte, kanun yollarına başvuru süresi ve merciğinin açıkça belirtilmediği gerekçeyle mahkumiyet kararını bozarak, 21.05.2012’de oybirliğiyle kararı iptal etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmemek
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, sanığın hazır olmadığı oturumda verilen hükümde, tereddüte ve yanılgıya sebebiyet verecek şekilde yasa yoluna başvuru süresinin tefhimden itibaren başlayacağının belirtildiği görülmekle, sanık müdafiinin içeriği itibariyle temyiz istemini de kapsadığı kabul edilen 26.01.2009 havale tarihli dilekçesinin süresinde olduğu kabulüyle yapılan incelemede;
Yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 21.04.2003 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "defter ve belgeleri ibraz etmemek" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 21.04.2003 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 21.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmemek
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK’nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkeme kararında ise, sanığın hazır olmadığı oturumda verilen hükümde, tereddüte ve yanılgıya sebebiyet verecek şekilde yasa yoluna başvuru süresinin tefhimden itibaren başlayacağının belirtildiği görülmekle, sanık müdafiinin içeriği itibariyle temyiz istemini de kapsadığı kabul edilen 26.01.2009 havale tarihli dilekçesinin süresinde olduğu kabulüyle yapılan incelemede;
Yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 21.04.2003 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "defter ve belgeleri ibraz etmemek" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 21.04.2003 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 21.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.