Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/10477 K.2011/22714
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın 213 sayılı VUK'a muhalefet suçlaması ve sahte fatura düzenleme/kullanma davalarının ayrı ayrı değerlendirilmesidir. Mahkeme, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası (ve 18 ay 22 gün hapis) vererek hükmü kesinleştirirken, tebligat usulünün geçersiz olduğunu belirterek infaz işlemlerinin durdurulmasını ve temyizin kabul edilmesini karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 213 sayılı VUK'a muhalefet
HÜKÜM: ...:213 sayılı K. nun 5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değişik 359/b-1-son maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk
...: a) 213 sayılı K. nun 359. maddesi (5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değiştirilmezden önceki hali esas alınarak) ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3, 51/1. maddeleri gereğince 18 ay 22 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, hapis cezasının ertelenmesi ve ceza müddeti süresince denetim altında bulundurulma,
b) 213 sayılı K. nun 5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değişik 359/b-1-son maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk
Sanık ...’ın 28.05.2009 günlü sorgusunda ve 17.11.2009 günlü kimlik tespit tutanağında beyan ettiği adreslere çıkartılan gıyabi kararın adresten taşındığından ve yeni adresi de bilinmediğinden bahisle bila tebliğ iade edildiği, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, adres araştırılması yapılmadan bu kez aynı adreslere 7201 sayılı T.K.nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak hükmün kesinleştirildiği, sanığın sorgusu ve kimlik tespit tutanağı sırasında bildirdiği adresin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında değerlendirilebilecek adreslerden olmadığı, ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğin geçersiz olduğu ve hükmün anılan gerekçelerle usulüne uygun kesinleşmediği, Dairemizin 26.10.2011 gün ve C.02.0.C.11-2010 sayılı müzekkeresi ile sanık ...'a infaz işlemleri sırasında mahkumiyet hükmünün tebliğ edilip edilmediğinin sorulması üzerine Antalya E Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 30.11.2011 gün ve H.2011/45598 sayılı yazısı ile E imza-DYS Esas No: 2011/10477üzerinden verilen cevapta: sanığa Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin temyize konu ilamının bilgi edinmesi için infazına başlandığı 24.05.2011 tarihinden sonra 26.07.2011 günü bilgi amaçlı verildiğinin bildirildiği, anılan hükmü ise sanığın kendisine gerekçeli kararın tebliğinden önce 13.07.2011 havale tarihli dilekçesi ile infazın durdurulması ve kanun yararına bozma-temyiz istekli dilekçe ile temyiz ettiği, sözü edilen dilekçenin temyiz itirazı niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla; adı geçen sanık yönünden de öğrenmekle temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
“Sahte fatura düzenlemek” ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup Antalya Vergi Dairesi’nin mütalaası ve ekindeki vergi suçu raporuna uygun olarak düzenlenen 10.02.2009 tarihli iddianamede 05.04.2007-01.05.2008 tarihleri arasında sanık ...’in, 02.05.2008 tarihinden sonra ise sanık ...’in şirketi temsile yetkili olduğu 2007 ve 2008 takvim yıllarında düzenlediği faturaların sahte olduğunun iddia edilerek sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılmasına karşın sanık ...’in 2007 takvim yılında, sanık ...’in ise 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura kullandığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmek suretiyle hükmün karıştırılması ve dava konusu edilmeyen 2006 takvim yılından hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile sanık ...’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine bağlı olarak sanık ...'ın hakkındaki infazın derhal durdurulmasına, sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise tahliyesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına 02.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 213 sayılı VUK'a muhalefet
HÜKÜM: ...:213 sayılı K. nun 5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değişik 359/b-1-son maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk
...: a) 213 sayılı K. nun 359. maddesi (5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değiştirilmezden önceki hali esas alınarak) ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3, 51/1. maddeleri gereğince 18 ay 22 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk, hapis cezasının ertelenmesi ve ceza müddeti süresince denetim altında bulundurulma,
b) 213 sayılı K. nun 5728 sayılı K. nun 276. maddesi ile değişik 359/b-1-son maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk
Sanık ...’ın 28.05.2009 günlü sorgusunda ve 17.11.2009 günlü kimlik tespit tutanağında beyan ettiği adreslere çıkartılan gıyabi kararın adresten taşındığından ve yeni adresi de bilinmediğinden bahisle bila tebliğ iade edildiği, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca, adres araştırılması yapılmadan bu kez aynı adreslere 7201 sayılı T.K.nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak hükmün kesinleştirildiği, sanığın sorgusu ve kimlik tespit tutanağı sırasında bildirdiği adresin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında değerlendirilebilecek adreslerden olmadığı, ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğin geçersiz olduğu ve hükmün anılan gerekçelerle usulüne uygun kesinleşmediği, Dairemizin 26.10.2011 gün ve C.02.0.C.11-2010 sayılı müzekkeresi ile sanık ...'a infaz işlemleri sırasında mahkumiyet hükmünün tebliğ edilip edilmediğinin sorulması üzerine Antalya E Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 30.11.2011 gün ve H.2011/45598 sayılı yazısı ile E imza-DYS Esas No: 2011/10477üzerinden verilen cevapta: sanığa Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin temyize konu ilamının bilgi edinmesi için infazına başlandığı 24.05.2011 tarihinden sonra 26.07.2011 günü bilgi amaçlı verildiğinin bildirildiği, anılan hükmü ise sanığın kendisine gerekçeli kararın tebliğinden önce 13.07.2011 havale tarihli dilekçesi ile infazın durdurulması ve kanun yararına bozma-temyiz istekli dilekçe ile temyiz ettiği, sözü edilen dilekçenin temyiz itirazı niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla; adı geçen sanık yönünden de öğrenmekle temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
“Sahte fatura düzenlemek” ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup Antalya Vergi Dairesi’nin mütalaası ve ekindeki vergi suçu raporuna uygun olarak düzenlenen 10.02.2009 tarihli iddianamede 05.04.2007-01.05.2008 tarihleri arasında sanık ...’in, 02.05.2008 tarihinden sonra ise sanık ...’in şirketi temsile yetkili olduğu 2007 ve 2008 takvim yıllarında düzenlediği faturaların sahte olduğunun iddia edilerek sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılmasına karşın sanık ...’in 2007 takvim yılında, sanık ...’in ise 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura kullandığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmek suretiyle hükmün karıştırılması ve dava konusu edilmeyen 2006 takvim yılından hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ile sanık ...’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine bağlı olarak sanık ...'ın hakkındaki infazın derhal durdurulmasına, sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise tahliyesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına 02.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.