Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/22029 K.2012/16009
Özet: Uyuşmazlık, sanığın sahte bonolar düzenleyerek borçlarını ödemesiyle ilgili resmi belgede sahtecilik suçundan oluşmaktadır; mahkeme, 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80 ve 59 maddelerine göre sanığa 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca, sanığın savunmasının reddine karar vererek, delillerin eksikliği nedeniyle suçun oluşup oluşmadığını netleştirmeden yazılı hüküm kurdu.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerine göre 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası,
Sanık müdafiinin, yasal koşulları oluşmayan duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip, dosya incelenerek, gereği görüşüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça konu bonoları sahte olarak düzenleyerek, icraya koydurduğu iddia olunan sanığın, arkadaşı olan katılanın 2002 yılında işlerinin bozulması nedeniyle kendisine verdiği borca karşılık, katılanın mülkiyeti Vakıflar idaresine ait Dudullu’da bulunan kahvehaneyi sanığa devretmek istemesine karşın, bu iş gerçekleşmeyince katılanın borcuna karşılık suça konu bonoları düzenleyerek kendisine verdiği yolundaki aşamalarda istikrar gösteren savunması ile tanık ...’ın, suç tarihinden önce pazarlama müdürü olarak çalıştığı bir faktöring firmasından katılanın aldığı 25.000 TL borcu sanığın ödediği yolundaki yeminli anlatımı ile tanık Yaşar Yaman’ın, Dudullu’da bulunan mülkiyeti Adile Sultan Vakfına ait ve katılan üzerine kayıtlı işyerini daha önceden katılan ile birlikte çalıştırdıkları halde, suç tarihinden önce bu ortaklığın bozulması üzerine katılandan olan 16.300 Amerikan Dolarından ibaret alacağını sanığın kendisine Türk Lirası ile ödediği yolundaki yeminli anlatımlarıyla suça konu bonolardaki borçlu hanesindeki “Osman Şirin” isim soyad yazısının, katılana ait olduğu, ancak imzanın ona ait olmadığına dair Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin oyçokluğu ile verdiği 13.02.2006 günlü raporu karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sanığın hukuki durumunun tayini bakımından, tanık beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususu katılandan sorularak, İstanbul Adli Tıp Kurumunun raporuna esas incelemenin dosyada mevcut katılanın bir çok imzasının bulunduğu S.S. Dudullu Yapı Kooperatifine ait karar defteri incelenmeden düzenlenmesi nedeniyle gerektiğinde bu karar defteri de gönderilmek suretiyle yaptırılacak inceleme sonucunda suça konu bonolardaki imzanın katılana ait olup olmadığı yönünde yeniden bilirkişi raporu aldırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın katılandan alacaklı olduğuna dair savunmasının sabit olması durumunda suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 347. (5237 sayılı TCK’nun 211) maddesindeki suçun oluşup oluşmayacağı da irdelenip, anılan suçun oluşması halinde zamanaşımı süresi de gözetilerek karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda uygulanması mümkün olup, farklı tarihlerde düzenledikleri yolunda delil bulunmayan dava konusu bonoların beraat eden sanık...’a aynı anda verildiği dikkate alınarak, olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı, ancak bono sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenebileceği göz önüne alınıp buna göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerine göre 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası,
Sanık müdafiinin, yasal koşulları oluşmayan duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip, dosya incelenerek, gereği görüşüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça konu bonoları sahte olarak düzenleyerek, icraya koydurduğu iddia olunan sanığın, arkadaşı olan katılanın 2002 yılında işlerinin bozulması nedeniyle kendisine verdiği borca karşılık, katılanın mülkiyeti Vakıflar idaresine ait Dudullu’da bulunan kahvehaneyi sanığa devretmek istemesine karşın, bu iş gerçekleşmeyince katılanın borcuna karşılık suça konu bonoları düzenleyerek kendisine verdiği yolundaki aşamalarda istikrar gösteren savunması ile tanık ...’ın, suç tarihinden önce pazarlama müdürü olarak çalıştığı bir faktöring firmasından katılanın aldığı 25.000 TL borcu sanığın ödediği yolundaki yeminli anlatımı ile tanık Yaşar Yaman’ın, Dudullu’da bulunan mülkiyeti Adile Sultan Vakfına ait ve katılan üzerine kayıtlı işyerini daha önceden katılan ile birlikte çalıştırdıkları halde, suç tarihinden önce bu ortaklığın bozulması üzerine katılandan olan 16.300 Amerikan Dolarından ibaret alacağını sanığın kendisine Türk Lirası ile ödediği yolundaki yeminli anlatımlarıyla suça konu bonolardaki borçlu hanesindeki “Osman Şirin” isim soyad yazısının, katılana ait olduğu, ancak imzanın ona ait olmadığına dair Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin oyçokluğu ile verdiği 13.02.2006 günlü raporu karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sanığın hukuki durumunun tayini bakımından, tanık beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususu katılandan sorularak, İstanbul Adli Tıp Kurumunun raporuna esas incelemenin dosyada mevcut katılanın bir çok imzasının bulunduğu S.S. Dudullu Yapı Kooperatifine ait karar defteri incelenmeden düzenlenmesi nedeniyle gerektiğinde bu karar defteri de gönderilmek suretiyle yaptırılacak inceleme sonucunda suça konu bonolardaki imzanın katılana ait olup olmadığı yönünde yeniden bilirkişi raporu aldırılması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın katılandan alacaklı olduğuna dair savunmasının sabit olması durumunda suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 347. (5237 sayılı TCK’nun 211) maddesindeki suçun oluşup oluşmayacağı da irdelenip, anılan suçun oluşması halinde zamanaşımı süresi de gözetilerek karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda uygulanması mümkün olup, farklı tarihlerde düzenledikleri yolunda delil bulunmayan dava konusu bonoların beraat eden sanık...’a aynı anda verildiği dikkate alınarak, olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı, ancak bono sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenebileceği göz önüne alınıp buna göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.