‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2021/677 K.2024/2060

Esas No: 2021/677 · Karar No: 2024/2060 · Karar Tarihi: 02.04.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/677
Karar No : 2024/2060

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnş. Kim. San. ve Tic. A.Ş.

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kocaeli İli, Gebze İlçesi sınırları dahilinde S:... sayılı II(a) grubu maden işletme ruhsatına ilişkin olarak, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesinde yer alan yükümlülükleri yerine getirmediğinden bahisle 310.528,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; maden işletme ruhsatının yürürlüğe girdiği 19/04/2011 tarihinden itibaren davacı tarafından ÇED izni için gerekli başvuru yapıldığı halde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gönderilen Orman Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısına göre, belirtilen maden sahasında "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesinin uygun görülmemesi üzerine ÇED sürecinin sonlandırılmasında ve alınması öncelikle zorunlu olan ÇED iznine bağlı olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen gerekli diğer izinlerin de alınarak davalı idareye verilememesinde davacının herhangi bir kusuru olmadığı ve 07/11/2018 tarihinde bu kez Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetim Sistemi (e-ÇED) üzerinden yapılan başvuru üzerine yeniden başlatılan ÇED sürecinin devam ettiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Maden Kanununun 7. maddesi kapsamında alınması gereken izinleri almayan, 2012 yılında yaptığı ÇED Olumlu Belgesi müracaatı da 2013 yılında olumsuz olarak sonuçlanan davacı şirketin bu izinleri alamayacağını 2013 yılında tesis edilen işlemle öğrenmesine rağmen, ruhsat hukukunu sonlandırmaya yönelik davalı idareye herhangi bir başvuruda bulunmadığı. dolayısıyla davacı şirket bakımından gerekli izinlerin 3 yıl içinde alınmaması fiilinin sübuta erdiği sonucuna varıldığından, davacı şirketin para cezasıyla cezalandırılmasında mevzuata aykırılılık bulunmadığı; ancak davalı idarece mevzuat uyarınca yıllar itibariyle yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle 18/02/2015 - 18/02/2016 dönemi için 52.790,00-TL, 18/02/2016 - 18/02/2017 dönemi için 54.812,00-TL, 18/02/2017-18/02/2018 dönemi için 62.743,00-TL ve 18/02/2018-18/02/2019 dönem için 77.632,00-TL olmak üzere toplam 247.977,00-TL idari para cezası uygulanması gerekirken her dört dönem için de 77.632,00-TL'lık tutar uygulanmak suretiyle toplam 310.528,00-TL idari para cezası tahakkuk ettirilmesinde isabet görülmediği, bu nedenlerle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin 247.977,00.-TL'na isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, bu tutarı aşan kısım yönünden ise dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlemin 247.977,00.-TL'na isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, bu tutarı aşan kısım yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarece idari para cezası verilebilmesi için kişinin en azından taksire dayalı kusuru olması gerekmektiği, izinlerin tevdi edilememesinin davacıdan kaynaklanmadığı, davacı tarafından süresi içerisinde ilgili idareye başvurulduğu ancak başvurunun olumlu sonuçlanmadığı, İdare Mahkemesi kararında belirtildiği gibi davalı idarenin katılımı ile Valilikçe çalışma yapıldığı, çalışma sonuçlanıncaya kadar madencilik faaliyetlerine izin verilmediği, ilgili idarece hangi bölgede madencilik faaliyeti yürütülemeyeceği belirlenmeden ruhsat hukukunun sonlandırmasını beklemenin mülkiyet hakkına aykırılık teşkil edeceği, işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 02/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?