Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2025/5464 K.2026/348
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/5464
Karar No : 2026/348
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Valiliği
**VEKİLİ:** Av. ...
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER)
1- ...
2- ... Taş Ocağı İşletmeciliği Enerji Maden Sanayi Ticaret Limited Şirketi
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun ili, Havza ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan mevcut ... ruhsat numaralı "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine ilişkin olarak verilen Samsun Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması muhtemel değişikliklerin neler olduğunun ayrıntıları bilirkişi raporunun ilgili bilimsel bölümlerinde verildiği şekli ile dava konusu proje nedeniyle yapılacak çalışmaların, proje etki alanındaki doğal ekosisteme, ormanlık alana, tarıma, bitki örtüsüne ve yerleşim yerlerine, yüzey ve yeraltı sularına, Flora ve Fauna türlerine, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, “ÇED Gerekli Değildir”kararına temel oluşturan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) proje alanının hidrolojik, hidrojeolojik ve biyolojik yapısı ile çevresel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olduğu ve bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, projenin bütünlüğü dikkate alındığında seçilen yer ve alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı ve proje için ÇED raporu hazırlanmasının “gerekli” olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki taahhütlere rağmen dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmış olup, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
1-Davalı tarafından; dava konusu proje ile mevcut mermer ve kalker ocağının kapasitesi ve Kırma Eleme Tesisi kapsamında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, kalker ocağında alan artışı ve patlatma patern dizayn değişikliği yapıldığı, söz konusu "ÇED Gerekli Değildir" Kararı 14,91 ha Mermer Ocağı ve 9,89 ha Kalker Ocağını kapsamakta olup "ÇED Gerekli Değildir" kararı içerisinde Mermer Ocağı ve Kalker Ocağı bir arada verilmesine rağmen, mermer ocağı ile ilgili herhangi bir değişiklik planlanmamış olduğundan ve 14,91 ha'lık mermer ocağında herhangi bir statü değişikliği olmadığından mermer ocağının dava konusu dışında olduğu, işbu dava olumsuz sonuçlansa dahi mermer ve kalker ocaklarının 2013 yılında verilen karar uyarınca çalışmaya devam edeceği; proje alanı, proje tanıtım dosyasında tanımlandığı şekilde orman vasfında alanlar içerdiği; ancak, ÇED veya PTD'ye ilişkin kararların otomatik olarak orman izni alınmış anlamına gelmeyeceği; projede açıkça,
faaliyet başlamadan önce ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan gerekli izinlerin alınacağı taahhüdü verildiği, orman izninin, 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereği özellikle kapalı verimli ormanlar için ayrı bir süreç olup, nihai değerlendirme ve iznin Tarım ve Orman Bakanlığı merkez teşkilatının yetkisinde olduğu, bilirkişi raporunda alan artışının orman bütünlüğüne zarar vereceği ve orman izni verilmemesi gerektiği gibi hususlar yer almakla birlikte, bu konuların nihai olarak orman izni aşamasında ilgili Bakanlıkça, bilimsel ve teknik esaslara göre değerlendirileceği, kesin hükmün bu süreçte verileceği, PTD'de, toz emisyonlarının önlenmesi ve ekosistem bütünlüğünün korunması dâhil olmak üzere tüm önlemlerin detaylı şekilde taahhüt altına alındığı, Proje Tanıtım Dosyasının, ÇED Yönetmeliği'nde belirtilen kapsam ve içerik doğrultusunda hazırlandığı, projeden kaynaklanacak etkiler, alınacak önlemler, izleme ve kontrol taahhütlerin detaylı olarak sunulduğu, toz, gürültü, yüzey ve yeraltı sularına etkiler, flora/fauna, tarım ve orman alanlarına olası etkilerin mevzuata ve rehberlere uygun şekilde analiz edildiği, kurumlardan olumlu görüşler alınmış ve gerekli tüm taahhütlerin verilmiş olduğu, proje ile kamu yararı gözetildiği, çevresel denge ve sürdürülebilirlik dikkate alınarak tüm taahhütlerin verildiği, kurumlardan uygun görüş alınması ve taahhütlerin mevzuata uygun olarak verilmesi durumunda, bilimsel ve hukuki olarak PTD'nın yetersizliğinden söz edilemeyeceği, ÇED Yönetmeliği'ne ve ilgili mevzuata uygun şekilde hazırlanan PTD'nın salt varsayım ve kanaatlere dayanılarak yeterli olmaması gerekçesi ile kararın iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu, belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bilirkişi raporu düzenletilmek üzere kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahiller tarafından; iptali istenen Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir kararından yararlanarak mevcut sahada faaliyete geçen işletmelerin tamamından oluşabilecek zararların ihyası için eski hale getirme taahhüttü alındığı ve bu ihya taahhütlerine göre ruhsatların verildiği, işletmelerin olayın bu şekilde gelişmesinde (kabul anlamına gelmemek üzere) kusurları olmadığı, itiraza konu bilirkişi raporu incelendiğinde günlük anlık ve özel amaç güden şikayetlere göre sonuca gidilmek istenildiği, bilirkişi kurulunda meteoroloji uzmanının olmaması, ülkemizde ve dünyamızda son yıllarda meydana gelen çok önemli meteorolojik olaylar sonucu korkunç kuraklık, iklim değişiklikleri olduğu, ırmakların, barajların göllerin kuruduğu ve hatta kuzey ve güney kutuplarında milyonlarca yıldır var olan buzul kütlelerinin dahi erimekte olduğu gerçeği karşısında: dava konusu işlemin uygulama alanında meteorolojik(doğal) etkilerin araştırılmadığı, rapora itirazlarının değerlendirilmediği, dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Samsun ili, Havza ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ... ruhsat numaralı mevcut "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine ilişkin olarak verilen Samsun Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali için bakılmakta olan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edeceği belirtilmiş, aynı Kanunun 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği; Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı, "Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmış; 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne; 7. maddesinde; "1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına; 15. maddesinde; (1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına, 16. maddesinde; "(1)15 inci maddede tanımlanmış projelerin çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla, proje sahibi tarafından vekâleten yetkilendirilen ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş olan kurum/kuruluşlar tarafından; Ek-4’te yer alan formata göre proje tanıtım dosyası hazırlanır. Hazırlanan proje tanıtım dosyası, proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin doğru olduğunu belirtir proje sahibince onaylı taahhüt yazısı ile başvuru bedelinin ödendiğine dair dekontla birlikte Bakanlığa sunulur. (2) Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını Ek-4’te yer alan format çerçevesinde 5 iş günü içinde inceler. Formata uygun hazırlanmadığı tespit edilen proje tanıtım dosyası, tamamlanmak üzere iade edilir. Eksiklikleri tamamlanan dosya 15 takvim günü içinde yeniden Bakanlığa sunulur. Sunulmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır. Formata uygun hazırlandığı tespit edilen proje tanıtım dosyasına konu proje ile ilgili ÇED inceleme değerlendirme süreci başlatılır. ..." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek-1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 25. maddesinde; "a) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... c) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", çevresel etkileri ön incelemeye ve değerlendirmeye tabi projeler listesi olan EK-2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 45. maddesinde; "a) Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar)" sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için hazırlanacak, Proje Tanıtım Dosyasında, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek, doğal kaynakların kullanımı, projenin yeri ve etki alanının mevcut çevresel özelliklerinin (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-5'te yer alan Duyarlı Yöreler Listesinin dikkate alınarak korunması gereken alanların belirtilerek, projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi ve bilimsel incelemeyi gerektirdiğinden keşif ve bilirkişi incelemesine başvurulduğu, yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, bilirkişi raporunun sonuç kısmına yer verilerek, "hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması muhtemel değişikliklerin neler olduğunun ayrıntıları bilirkişi raporunun ilgili bilimsel bölümlerinde verildiği şekli ile dava konusu proje nedeniyle yapılacak çalışmaların, proje etki alanındaki doğal ekosisteme, ormanlık alana, tarıma, bitki örtüsüne ve yerleşim yerlerine, yüzey ve yeraltı sularına, Flora ve Fauna türlerine, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, “ÇED Gerekli Değildir” kararına temel oluşturan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) proje alanının hidrolojik, hidrojeolojik ve biyolojik yapısı ile çevresel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olduğu ve bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, projenin bütünlüğü dikkate alındığında seçilen yer ve alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı ve proje için ÇED raporu hazırlanmasının “gerekli” olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki taahhütlere rağmen dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmekte ise de; kararın gerekçesi ve mahkemece bilirkişilere yöneltilen sorulardan projenin çevreye olan etkilerine ilişkin yapılan değerlendirmenin, dava konusu "alan artışı ve patlatma dizayn değişikliği" ile bu artış ve değişiklik ile faaliyetin çevreye olan etkisinde yaratacağı değişimlerden ziyade projenin mevcut ve halihazırda işlemekte olan, ... ruhsat numaralı ve 08/04/2013 tarihinde "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen "kalker ocağı, mermer ocağı ve kırma eleme tesisi"nin çevreye olan olumsuz etkilerine yönelik olduğu kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi Raporunun; "4.5. Proje Alanının Orman Mühendisliği Bakımından Değerlendirilmesi"ne ilişkin kısmında;
Dava konusu, “Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma
Dizayn Değişikliği” Projesi için Samsun Valiliği tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi
Gerekli Değildir” kararının iptali istenmektedir. Proje alanı mülkiyet bakımından, Samsun ili, Havza ilçesi, Taşkaracaören Mahallesi sınırları içindedir. Proje alanının bir kısmı özel mülk
araziler üzerinde bir kısmı ise ... ada ... ve ... ada ... parsel numaralı, orman vasfı ile Maliye
Hazinesi adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde kalmakta olup bu parsellerin bir kısmını
kapsamaktadır. Projenin “alan artışı” talep edilen kısımlarının ise tamamı devlet ormanı olarak
tescilli arazi içinde kalmaktadır (...)
Davaya konu alanın bir kısmı üzerinde halen madencilik faaliyeti sürdürülmektedir. Keşif
günü, “Alan artışı” istenilen saha üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, bu yerlerin yaklaşık
%10 ila %30 arasında farklı eğimlerde, sığ toprak yapısında olduğu görülmüştür. Arazi üzerinde,
fidan ve ince ağaçlık çağında, yaygın şekilde Istranca meşesi ve gürgen ağaçları karışımı orman
bulunduğu görülmüştür. Ayrıca, arazi üzerindeki gözlemler sonucunda alanda, Carpinus betulus
(yaygın gürgen), Quercus hartwissiana) (Istranca meşesi) ağaçlarının yanı sıra, münferit halde,
Juniperus foetidissima (kokulu ardıç), Acer platanoides (Akçaağaç), Crataegus monogyna (alıç)
ağaç türleri ile alt tabakada, Corylus avellana (yabani fındık), Ilex aquifolium (çoban püskülü),
Rosa canina (kuşburnu), Hedera helix (sarmaşık), Rubus caucasicus (böğürtlen) vb. ağaççık ve
çalılar da bulunmaktadır...
Orman örtüsü oldukça sık (alanı % 71 ila %100 arasında siperleyen) olup, toprak yüzeyinde
yoğun humus birikimi de bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, “Alan artışı” talebinde bulunulan arazi
3 kapalı devlet ormanı niteliğindedir (...)
(...) “alan artışı” istenilen yerler, orman işletme
planı haritasında; “MIGna3” (toprağı %71 ila 100 arasında siperleyen gençlik çağında meşe-
gürgen karışık ormanı), “MIGnab3” (toprağı %71 ila 100 arasında siperleyen gençlik ve ince
ağaçlık çağında meşe-gürgen karışık ormanı) simgeleriyle belirtilmiş tam kapalı devlet ormanı
olarak gösterilmiş alan içinde kalmakta, bu alanın bir kısmını kaplamaktadır(...)
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, ÇED Gerekli Değildir kararına konu, “Mermer
Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği Projesi”
çoğunlukla devlet ormanı olarak tescilli arazi içinde kalmaktadır. Orman Kanunu ve bu kanuna
dayalı olarak uygulamada bulunan diğer mevzuat gereğince, Devlet ormanları içinde madencilik
faaliyetinde bulunulabilmesi için orman teşkilatından izin alınması zorunludur. Özellikle son
yıllarda, orman alanlarının madenciliğe tahsisinde yoğun taleplerde bulunulmaktadır. Orman
idaresi tarafından, bu taleplerin orman varlığı ve sürekliliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde ve
objektif kriterlere göre değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
İzin taleplerinin değerlendirilmesi bağlamında, dönemin Orman ve Su İşleri Bakanlığı
tarafından 3 Mart 2014 tarihinde 2014/1 Sayılı Genelge yayınlanmıştır. Bu genelgenin,
“Başvuruları Değerlendirmeye Alınmayacak Sahalar” başlığının 7. Maddesi c) bendinde, I Grup
ve II (a) Grubu madencilik faaliyetlerinin değerlendirmeye alınmayacağı sahalar arasında, “Tepe
kapalılık oranı %71’den fazla olan verimli orman alanları” da sayılmaktaydı. Bahse konu bu kural,
2020 yılındaki başvuru üzerine Danıştay tarafından iptal edilmiştir.
Danıştay’ın iptal kararı sonrasında, orman idaresi tarafından, 29.04.2024 tarihli, “Orman
Kanunu’nun 16’ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. Bu
yönetmeliğin “Kısıtlamalar ve İstisnalar” başlıklı 29’ncu maddesinde, “3213 sayılı Kanunun
2’nci maddesindeki, II (a), II (b) ve II(c) Grubu madencilik faaliyetleri için zorunlu yol, su, röle
istasyonu haberleşme, doğal gaz boru hattı, enerji nakil hattı, trafo izin talepleri hariç açık işletme
ile yapılan madencilik faaliyetlerine; a) …, b), c) I ve II (a) Grubu madencilik faaliyetleri için meşçere tipi kapalılığı 2 ve daha yukarı olan verimli orman alanlarında, ç) II (b) ve II(c) Grubu
madencilik faaliyetleri için meşçere tipi kapalılığı 3 olan verimli orman alanlarında, d) …., izin
verilmez.” düzenlemesi vardır.
ÇED Gerekli Değil Kararına konu madencilik faaliyetinde istihsal olunacak madenler,
“kalker” ve “mermer” olarak belirtilmiştir. 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun 2’nci maddesine göre,
bu madenler II (a) ve II (b) grubu içinde yer almaktadır. Proje tanıtım dosyasına göre, bu yerde
açık işletme ile madencilik faaliyetinde bulunulmak istenmektedir. Alanı kapsar güncel
amenajman planı haritasına göre, yeni izne konu edilmesi istenilen (alan artışı talep edilen) arazi
3 kapalı verimli Devlet ormanı içinde kalmaktadır. İdare tarafından izin verilen tarihte yürürlükte
olmamakla birlikte, güncel olarak uygulamada olan Orman Kanunu 16’ncı Madde Yönetmeliğine
göre, “alan artışı” talebinde bulunan orman “kısıtlamalar ve istisnalar” kapsamında, izin verilmeyecek orman vasfındadır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında, halen madencilik faaliyetinin sürdürüldüğü eski izin
alanında ve yakın çevresinde yoğun toz kirliliği gözlenmiştir. Oluşan toz, etraftaki orman
ağaçlarının morfolojik yapılarının bozulmasına, hastalıklara karşı direncinin azalmasına,
perforasyon etkisi ile taş ocağı çevresindeki geniş ormanlık alanların olumsuz etkilenmesine sebep
olmaktadır. Orman alanı içinde adeta ada şeklindeki taş ocakları orman bütünlüğünün bozulmasına
sebep olmakta, yaban hayatı bakımından da zararlı olmaktadır. Bu durumlar, orman-halk
ilişkilerini de olumsuz etkilemektedir.
Proje kapsamında, daha önceden izin verilmiş ve halen madencilik faaliyetinin
sürdürüldüğü kesimlerde, cevherin istihsalinin tamamlanması için ek süre verilmesinde sakınca
görülmemektedir. Zira, bu kesimlerdeki orman örtüsü zaten yok edilmiştir. Bu alanlarda, üretim
işi tamamlandıktan sonra saha rehabilite edilerek yeniden orman örtüsüne kavuşturulacaktır.
Ancak, mevcut sahanın orman aleyhinde genişletilmesi (alan artışı) için izin verilmesinin orman
varlığı ve sürekliliğine zara vereceği kanaatine ulaşılmıştır." ifadeleri yer almaktadır. Buna göre, her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından bilirkişilere yöneltilen sorular kapsamında oluşturulan Bilirkişi Raporunun genel muhteviyatı ve mahkeme kararının gerekçesinde dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının verildiği "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği"nin irdelenmesi yönünden yetersiz ise de; yukarıda ayrıntısına yer verilen, projenin alan artışına ilişkin kısmının tamamının 3 kapalı devlet ormanı niteliğinde olduğu, projenin mevcut hali ile devam etmesinde sakınca olmadığı, ancak alan artışına izin verilmesi ile orman örtüsüne zarar verilmiş olacağı yönündeki Orman Mühendisi görüşü göz önünde bulundurulduğunda; "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine yönelik dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 04/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/5464
Karar No : 2026/348
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Valiliği
**VEKİLİ:** Av. ...
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER)
1- ...
2- ... Taş Ocağı İşletmeciliği Enerji Maden Sanayi Ticaret Limited Şirketi
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun ili, Havza ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan mevcut ... ruhsat numaralı "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine ilişkin olarak verilen Samsun Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması muhtemel değişikliklerin neler olduğunun ayrıntıları bilirkişi raporunun ilgili bilimsel bölümlerinde verildiği şekli ile dava konusu proje nedeniyle yapılacak çalışmaların, proje etki alanındaki doğal ekosisteme, ormanlık alana, tarıma, bitki örtüsüne ve yerleşim yerlerine, yüzey ve yeraltı sularına, Flora ve Fauna türlerine, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, “ÇED Gerekli Değildir”kararına temel oluşturan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) proje alanının hidrolojik, hidrojeolojik ve biyolojik yapısı ile çevresel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olduğu ve bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, projenin bütünlüğü dikkate alındığında seçilen yer ve alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı ve proje için ÇED raporu hazırlanmasının “gerekli” olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki taahhütlere rağmen dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmış olup, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir." kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
1-Davalı tarafından; dava konusu proje ile mevcut mermer ve kalker ocağının kapasitesi ve Kırma Eleme Tesisi kapsamında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, kalker ocağında alan artışı ve patlatma patern dizayn değişikliği yapıldığı, söz konusu "ÇED Gerekli Değildir" Kararı 14,91 ha Mermer Ocağı ve 9,89 ha Kalker Ocağını kapsamakta olup "ÇED Gerekli Değildir" kararı içerisinde Mermer Ocağı ve Kalker Ocağı bir arada verilmesine rağmen, mermer ocağı ile ilgili herhangi bir değişiklik planlanmamış olduğundan ve 14,91 ha'lık mermer ocağında herhangi bir statü değişikliği olmadığından mermer ocağının dava konusu dışında olduğu, işbu dava olumsuz sonuçlansa dahi mermer ve kalker ocaklarının 2013 yılında verilen karar uyarınca çalışmaya devam edeceği; proje alanı, proje tanıtım dosyasında tanımlandığı şekilde orman vasfında alanlar içerdiği; ancak, ÇED veya PTD'ye ilişkin kararların otomatik olarak orman izni alınmış anlamına gelmeyeceği; projede açıkça,
faaliyet başlamadan önce ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan gerekli izinlerin alınacağı taahhüdü verildiği, orman izninin, 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereği özellikle kapalı verimli ormanlar için ayrı bir süreç olup, nihai değerlendirme ve iznin Tarım ve Orman Bakanlığı merkez teşkilatının yetkisinde olduğu, bilirkişi raporunda alan artışının orman bütünlüğüne zarar vereceği ve orman izni verilmemesi gerektiği gibi hususlar yer almakla birlikte, bu konuların nihai olarak orman izni aşamasında ilgili Bakanlıkça, bilimsel ve teknik esaslara göre değerlendirileceği, kesin hükmün bu süreçte verileceği, PTD'de, toz emisyonlarının önlenmesi ve ekosistem bütünlüğünün korunması dâhil olmak üzere tüm önlemlerin detaylı şekilde taahhüt altına alındığı, Proje Tanıtım Dosyasının, ÇED Yönetmeliği'nde belirtilen kapsam ve içerik doğrultusunda hazırlandığı, projeden kaynaklanacak etkiler, alınacak önlemler, izleme ve kontrol taahhütlerin detaylı olarak sunulduğu, toz, gürültü, yüzey ve yeraltı sularına etkiler, flora/fauna, tarım ve orman alanlarına olası etkilerin mevzuata ve rehberlere uygun şekilde analiz edildiği, kurumlardan olumlu görüşler alınmış ve gerekli tüm taahhütlerin verilmiş olduğu, proje ile kamu yararı gözetildiği, çevresel denge ve sürdürülebilirlik dikkate alınarak tüm taahhütlerin verildiği, kurumlardan uygun görüş alınması ve taahhütlerin mevzuata uygun olarak verilmesi durumunda, bilimsel ve hukuki olarak PTD'nın yetersizliğinden söz edilemeyeceği, ÇED Yönetmeliği'ne ve ilgili mevzuata uygun şekilde hazırlanan PTD'nın salt varsayım ve kanaatlere dayanılarak yeterli olmaması gerekçesi ile kararın iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu, belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bilirkişi raporu düzenletilmek üzere kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahiller tarafından; iptali istenen Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir kararından yararlanarak mevcut sahada faaliyete geçen işletmelerin tamamından oluşabilecek zararların ihyası için eski hale getirme taahhüttü alındığı ve bu ihya taahhütlerine göre ruhsatların verildiği, işletmelerin olayın bu şekilde gelişmesinde (kabul anlamına gelmemek üzere) kusurları olmadığı, itiraza konu bilirkişi raporu incelendiğinde günlük anlık ve özel amaç güden şikayetlere göre sonuca gidilmek istenildiği, bilirkişi kurulunda meteoroloji uzmanının olmaması, ülkemizde ve dünyamızda son yıllarda meydana gelen çok önemli meteorolojik olaylar sonucu korkunç kuraklık, iklim değişiklikleri olduğu, ırmakların, barajların göllerin kuruduğu ve hatta kuzey ve güney kutuplarında milyonlarca yıldır var olan buzul kütlelerinin dahi erimekte olduğu gerçeği karşısında: dava konusu işlemin uygulama alanında meteorolojik(doğal) etkilerin araştırılmadığı, rapora itirazlarının değerlendirilmediği, dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Samsun ili, Havza ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ... ruhsat numaralı mevcut "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine ilişkin olarak verilen Samsun Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali için bakılmakta olan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edeceği belirtilmiş, aynı Kanunun 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği; Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı, "Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmış; 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne; 7. maddesinde; "1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına; 15. maddesinde; (1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler, için proje tanıtım dosyası hazırlanması zorunludur." kuralına, 16. maddesinde; "(1)15 inci maddede tanımlanmış projelerin çevresel etkilerinin incelenmesi amacıyla, proje sahibi tarafından vekâleten yetkilendirilen ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş olan kurum/kuruluşlar tarafından; Ek-4’te yer alan formata göre proje tanıtım dosyası hazırlanır. Hazırlanan proje tanıtım dosyası, proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin doğru olduğunu belirtir proje sahibince onaylı taahhüt yazısı ile başvuru bedelinin ödendiğine dair dekontla birlikte Bakanlığa sunulur. (2) Bakanlık, proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasını Ek-4’te yer alan format çerçevesinde 5 iş günü içinde inceler. Formata uygun hazırlanmadığı tespit edilen proje tanıtım dosyası, tamamlanmak üzere iade edilir. Eksiklikleri tamamlanan dosya 15 takvim günü içinde yeniden Bakanlığa sunulur. Sunulmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır. Formata uygun hazırlandığı tespit edilen proje tanıtım dosyasına konu proje ile ilgili ÇED inceleme değerlendirme süreci başlatılır. ..." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) Bakanlık inceleme değerlendirme süreci tamamlanarak karar aşamasına geçilen proje hakkında 5 iş günü içinde "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını verir. Verilen karar il müdürlüğüne, görüş alınan kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. Bu karar il müdürlüğü tarafından internet sitesinde süresiz ve askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek-1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 25. maddesinde; "a) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... c) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", çevresel etkileri ön incelemeye ve değerlendirmeye tabi projeler listesi olan EK-2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 45. maddesinde; "a) Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar)" sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için hazırlanacak, Proje Tanıtım Dosyasında, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek, doğal kaynakların kullanımı, projenin yeri ve etki alanının mevcut çevresel özelliklerinin (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-5'te yer alan Duyarlı Yöreler Listesinin dikkate alınarak korunması gereken alanların belirtilerek, projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
İdare Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi ve bilimsel incelemeyi gerektirdiğinden keşif ve bilirkişi incelemesine başvurulduğu, yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden, bilirkişi raporunun sonuç kısmına yer verilerek, "hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması muhtemel değişikliklerin neler olduğunun ayrıntıları bilirkişi raporunun ilgili bilimsel bölümlerinde verildiği şekli ile dava konusu proje nedeniyle yapılacak çalışmaların, proje etki alanındaki doğal ekosisteme, ormanlık alana, tarıma, bitki örtüsüne ve yerleşim yerlerine, yüzey ve yeraltı sularına, Flora ve Fauna türlerine, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, “ÇED Gerekli Değildir” kararına temel oluşturan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) proje alanının hidrolojik, hidrojeolojik ve biyolojik yapısı ile çevresel özellikleri göz önünde bulundurulduğunda gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olduğu ve bilimsel ölçütlere göre hazırlanmadığı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, projenin bütünlüğü dikkate alındığında seçilen yer ve alternatifleri birlikte değerlendirildiğinde projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı ve proje için ÇED raporu hazırlanmasının “gerekli” olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki taahhütlere rağmen dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmekte ise de; kararın gerekçesi ve mahkemece bilirkişilere yöneltilen sorulardan projenin çevreye olan etkilerine ilişkin yapılan değerlendirmenin, dava konusu "alan artışı ve patlatma dizayn değişikliği" ile bu artış ve değişiklik ile faaliyetin çevreye olan etkisinde yaratacağı değişimlerden ziyade projenin mevcut ve halihazırda işlemekte olan, ... ruhsat numaralı ve 08/04/2013 tarihinde "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen "kalker ocağı, mermer ocağı ve kırma eleme tesisi"nin çevreye olan olumsuz etkilerine yönelik olduğu kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi Raporunun; "4.5. Proje Alanının Orman Mühendisliği Bakımından Değerlendirilmesi"ne ilişkin kısmında;
Dava konusu, “Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma
Dizayn Değişikliği” Projesi için Samsun Valiliği tarafından “Çevresel Etki Değerlendirmesi
Gerekli Değildir” kararının iptali istenmektedir. Proje alanı mülkiyet bakımından, Samsun ili, Havza ilçesi, Taşkaracaören Mahallesi sınırları içindedir. Proje alanının bir kısmı özel mülk
araziler üzerinde bir kısmı ise ... ada ... ve ... ada ... parsel numaralı, orman vasfı ile Maliye
Hazinesi adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde kalmakta olup bu parsellerin bir kısmını
kapsamaktadır. Projenin “alan artışı” talep edilen kısımlarının ise tamamı devlet ormanı olarak
tescilli arazi içinde kalmaktadır (...)
Davaya konu alanın bir kısmı üzerinde halen madencilik faaliyeti sürdürülmektedir. Keşif
günü, “Alan artışı” istenilen saha üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, bu yerlerin yaklaşık
%10 ila %30 arasında farklı eğimlerde, sığ toprak yapısında olduğu görülmüştür. Arazi üzerinde,
fidan ve ince ağaçlık çağında, yaygın şekilde Istranca meşesi ve gürgen ağaçları karışımı orman
bulunduğu görülmüştür. Ayrıca, arazi üzerindeki gözlemler sonucunda alanda, Carpinus betulus
(yaygın gürgen), Quercus hartwissiana) (Istranca meşesi) ağaçlarının yanı sıra, münferit halde,
Juniperus foetidissima (kokulu ardıç), Acer platanoides (Akçaağaç), Crataegus monogyna (alıç)
ağaç türleri ile alt tabakada, Corylus avellana (yabani fındık), Ilex aquifolium (çoban püskülü),
Rosa canina (kuşburnu), Hedera helix (sarmaşık), Rubus caucasicus (böğürtlen) vb. ağaççık ve
çalılar da bulunmaktadır...
Orman örtüsü oldukça sık (alanı % 71 ila %100 arasında siperleyen) olup, toprak yüzeyinde
yoğun humus birikimi de bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, “Alan artışı” talebinde bulunulan arazi
3 kapalı devlet ormanı niteliğindedir (...)
(...) “alan artışı” istenilen yerler, orman işletme
planı haritasında; “MIGna3” (toprağı %71 ila 100 arasında siperleyen gençlik çağında meşe-
gürgen karışık ormanı), “MIGnab3” (toprağı %71 ila 100 arasında siperleyen gençlik ve ince
ağaçlık çağında meşe-gürgen karışık ormanı) simgeleriyle belirtilmiş tam kapalı devlet ormanı
olarak gösterilmiş alan içinde kalmakta, bu alanın bir kısmını kaplamaktadır(...)
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, ÇED Gerekli Değildir kararına konu, “Mermer
Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği Projesi”
çoğunlukla devlet ormanı olarak tescilli arazi içinde kalmaktadır. Orman Kanunu ve bu kanuna
dayalı olarak uygulamada bulunan diğer mevzuat gereğince, Devlet ormanları içinde madencilik
faaliyetinde bulunulabilmesi için orman teşkilatından izin alınması zorunludur. Özellikle son
yıllarda, orman alanlarının madenciliğe tahsisinde yoğun taleplerde bulunulmaktadır. Orman
idaresi tarafından, bu taleplerin orman varlığı ve sürekliliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde ve
objektif kriterlere göre değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
İzin taleplerinin değerlendirilmesi bağlamında, dönemin Orman ve Su İşleri Bakanlığı
tarafından 3 Mart 2014 tarihinde 2014/1 Sayılı Genelge yayınlanmıştır. Bu genelgenin,
“Başvuruları Değerlendirmeye Alınmayacak Sahalar” başlığının 7. Maddesi c) bendinde, I Grup
ve II (a) Grubu madencilik faaliyetlerinin değerlendirmeye alınmayacağı sahalar arasında, “Tepe
kapalılık oranı %71’den fazla olan verimli orman alanları” da sayılmaktaydı. Bahse konu bu kural,
2020 yılındaki başvuru üzerine Danıştay tarafından iptal edilmiştir.
Danıştay’ın iptal kararı sonrasında, orman idaresi tarafından, 29.04.2024 tarihli, “Orman
Kanunu’nun 16’ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. Bu
yönetmeliğin “Kısıtlamalar ve İstisnalar” başlıklı 29’ncu maddesinde, “3213 sayılı Kanunun
2’nci maddesindeki, II (a), II (b) ve II(c) Grubu madencilik faaliyetleri için zorunlu yol, su, röle
istasyonu haberleşme, doğal gaz boru hattı, enerji nakil hattı, trafo izin talepleri hariç açık işletme
ile yapılan madencilik faaliyetlerine; a) …, b), c) I ve II (a) Grubu madencilik faaliyetleri için meşçere tipi kapalılığı 2 ve daha yukarı olan verimli orman alanlarında, ç) II (b) ve II(c) Grubu
madencilik faaliyetleri için meşçere tipi kapalılığı 3 olan verimli orman alanlarında, d) …., izin
verilmez.” düzenlemesi vardır.
ÇED Gerekli Değil Kararına konu madencilik faaliyetinde istihsal olunacak madenler,
“kalker” ve “mermer” olarak belirtilmiştir. 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun 2’nci maddesine göre,
bu madenler II (a) ve II (b) grubu içinde yer almaktadır. Proje tanıtım dosyasına göre, bu yerde
açık işletme ile madencilik faaliyetinde bulunulmak istenmektedir. Alanı kapsar güncel
amenajman planı haritasına göre, yeni izne konu edilmesi istenilen (alan artışı talep edilen) arazi
3 kapalı verimli Devlet ormanı içinde kalmaktadır. İdare tarafından izin verilen tarihte yürürlükte
olmamakla birlikte, güncel olarak uygulamada olan Orman Kanunu 16’ncı Madde Yönetmeliğine
göre, “alan artışı” talebinde bulunan orman “kısıtlamalar ve istisnalar” kapsamında, izin verilmeyecek orman vasfındadır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında, halen madencilik faaliyetinin sürdürüldüğü eski izin
alanında ve yakın çevresinde yoğun toz kirliliği gözlenmiştir. Oluşan toz, etraftaki orman
ağaçlarının morfolojik yapılarının bozulmasına, hastalıklara karşı direncinin azalmasına,
perforasyon etkisi ile taş ocağı çevresindeki geniş ormanlık alanların olumsuz etkilenmesine sebep
olmaktadır. Orman alanı içinde adeta ada şeklindeki taş ocakları orman bütünlüğünün bozulmasına
sebep olmakta, yaban hayatı bakımından da zararlı olmaktadır. Bu durumlar, orman-halk
ilişkilerini de olumsuz etkilemektedir.
Proje kapsamında, daha önceden izin verilmiş ve halen madencilik faaliyetinin
sürdürüldüğü kesimlerde, cevherin istihsalinin tamamlanması için ek süre verilmesinde sakınca
görülmemektedir. Zira, bu kesimlerdeki orman örtüsü zaten yok edilmiştir. Bu alanlarda, üretim
işi tamamlandıktan sonra saha rehabilite edilerek yeniden orman örtüsüne kavuşturulacaktır.
Ancak, mevcut sahanın orman aleyhinde genişletilmesi (alan artışı) için izin verilmesinin orman
varlığı ve sürekliliğine zara vereceği kanaatine ulaşılmıştır." ifadeleri yer almaktadır. Buna göre, her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından bilirkişilere yöneltilen sorular kapsamında oluşturulan Bilirkişi Raporunun genel muhteviyatı ve mahkeme kararının gerekçesinde dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının verildiği "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği"nin irdelenmesi yönünden yetersiz ise de; yukarıda ayrıntısına yer verilen, projenin alan artışına ilişkin kısmının tamamının 3 kapalı devlet ormanı niteliğinde olduğu, projenin mevcut hali ile devam etmesinde sakınca olmadığı, ancak alan artışına izin verilmesi ile orman örtüsüne zarar verilmiş olacağı yönündeki Orman Mühendisi görüşü göz önünde bulundurulduğunda; "Mermer Ocağı, KET ile II-A Grubu Kalker Ocağı Alan Artışı ve Patlatma Dizayn Değişikliği" projesine yönelik dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 04/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.