Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2025/4475 K.2025/5724
T.C.D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/4475Karar No : 2025/5724 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
**VEKİLİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
**VEKİLİ:** Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Osmanlı Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... (ER:...) numaralı sahanın 24,81 hektarlık kısmında yapılması planlanan "Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, olumsuz kurum görüşlerine istinaden sonlandırılarak, proje tanıtım dosyasının iade edilmesine ilişkin bila tarih ve ... sayılı Kocaeli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; yapılması planlanan kireçtaşı ocağı ve kırma eleme tesisine ilişkin projenin, yakınındaki yerleşim birimlerini, doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, yeraltı ve yerüstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı, ulaşım ve trafiği olumsuz etkilemediği, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açmadığı, çevre kirliliğine sebebiyet vermediği, projede deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alındığı ve jeolojik yönden olumsuz bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün olumsuz görüşlerine istinaden sonlandırıldığı, ÇED süreci için davacının ruhsat almış olmasının tek başına yeterli olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar projede olumsuzluk olmadığı sonucuna varılmış ise de, raporda özellikle projenin Çoban Geçidi Kanyonu bölgesi üzerinde olması ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, maden sahasının, belirtilen kanyon bölgesinde yapılan turizm ve doğa yürüyüşlerine ve bölgenin kültürel yapısına olacak etkilerinden bahsedilmediği, sadece patlatmalar aşamasındaki titreşim özelliklerinin dikkate alındığı, yine bilirkişi raporunda bölge halkının tarım ile ilgilenmediği belirtilmiş ise de bölgede tarım ve hayvancılık yapıldığı, ayrıca oluşacak gürültü, toz ve artacak iş makinesi trafiğinin de bölgeyi olumsuz etkileyeceği, bu haliyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:İNCELEME VE
**GEREKÇE:**MADDİ
**OLAY:** Kocaeli ili, Körfez ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... (ER:...) numaralı sahanın 24,81 hektarlık kısmında yapılması planlanan "Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak proje tanıtım dosyası hazırlanarak davalı idareye sunulmuş, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından "talep konusu sahanın yerleşim yerlerine, tarihi yapılara, Çoban Geçidi Kanyonuna çok yakın olması ve bölge halkının tarım ve hayvancılık ile geçinmesi nedeniyle bölgede halka ve tarihi yapılara bu kadar yakın yeni bir maden sahasının oluşmasının, büyük sorunlara neden olacağı" ; Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından ise "projenin hayata geçmesi sonucu ağır taşıt trafiğinin yoğunlaşacağı, kırsal mahalleler arası bağlantıları sağlayan yollarda trafik güvenliği problemi oluşacağı, yollarda önemli miktarda tahribat gerçekleşeceği, malzemenin çıkarılması ve taşınması sırasında oluşacak tozlanma nedeniyle kırsal bölgedeki meskenlerin olumsuz etkileneceği, ayrıca proje alanının ..., ... ve ... Mahalleleri ve Gebze İlçesi ...Mahallesi sınırları dahilinde ekoturizm faaliyetleri kapsamında kurulması planlanan "Körfez Ekoturizm Alanı Kutluca - Çoban Geçidi Yürüyüş Yoluna çok yakın olması nedeniyle turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği" gerekçeleriyle olumsuz görüş bildirilmesi neticesinde, davalı idarenin bila tarih ve ... sayılı işlemi ile ÇED süreci sonlandırılarak, proje tanıtım dosyası iade edilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edeceği belirtilmiş, aynı Kanunun 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği; Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği öngörülmüştür.29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5.maddesinde; Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisinin Bakanlığa ait olduğu, ancak Bakanlığın gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebileceği; bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED sürecinin aşamasına bakılmaksızın sonlandırılacağı; ÇED sürecinin sonlandırıldığının Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edileceği, b) Proje sahibi veya yetkili temsilcisinin talep etmesi halinde ÇED sürecinin, aşamasına bakılmaksızın sonlandırılacağı, yine ÇED sürecinin sonlandırıldığının Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasından ilan edileceği kurala bağlanmıştır.Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanmasını veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği; Mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği; "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükümlerine yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, seçme eleme kriterlerine tabi bir proje nedeniyle hazırlanacak PTD'de projenin amacı, çevresel özellikleri, projenin muhtemel çevresel etkileri dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması amacıyla en uygun yerin seçilmesi esastır.Bu amaçla, PTD, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer verilen unsurlar yönünden değerlendirilirken, mevzuat bakımından projenin yapılması uygun bulunmadığı takdirde, idarenin "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı verme zorunluluğu olmayıp, aşamasına bakılmaksızın ÇED sürecini sonlandırma yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumu, bu durum özelinde somut bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Yüksek Mühendisi, Jeoloji Yüksek Mühendisi, Maden Yüksek Mühendisi, İnşaat Yüksek Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda, yakınındaki yerleşim birimlerini etkileyip etkilemediği yönünden; tesisin yerleşim birimlerini etkilemesi, patlatma ve diğer işlemler sonucu ortaya çıkan gürültü, titreşim vb. etkiler ile tesisin çalışması sırasında ortaya çıkacak emisyonların yerleşim birimlerini etkileyeceği, ancak PTD'de verilen taahhütlerin yerine getirilmesi ve belirtilen emisyon kontrol sistemlerinin kullanılması durumunda bu etkilerin yasal sınırlar içinde kalacağı, gürültü, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açıp açmadığı yönünden; işletmeye ilişkin olarak hazırlanan PTD'de detaylı olarak verilen gürültü hesaplamaları, işletmenin normal işleyişi sürecinde oluşacak gürültünün en yakın mesafelerdeki yerleşim yerlerine etkisinin düşük ve yasal sınır değerlerin altında olacağı, bu bağlamda yasal çerçevede çalışıldığı ve PTD'de verilen taahhütlere uyulduğu sürece işletmenin gürültü açısından çevreye önemli bir katkısının olmayacağı, titreşim açısından Proje Tanıtım Dosyasındaki hesaplamaların literatürle uyumlu olduğu ve olumsuz etki oluşturmayacağı, fakat ilk patlatmalar yapıldığında ölçümlerin yapılması ve sonuçların değerlendirilmesi gerektiği, emisyonlar açısından özellikle toz emisyonlarının söz konusu olacağı, ancak PTD'de toz emisyonlarına yönelik kontrol sistemleri kullanılması durumunda emisyonların yasal sınırlar içinde kalacağı, toz emisyonları için geliştirilen farklı senaryolarda uygulanan dağılım modeli sonuçlarına göre de yer düzeyinde oluşacak toz konsantrasyonlarının yasal sınırlar içinde kalacağı; öte yandan gerek toz emisyonlarına yönelik yeni sınırlamalar getirilmesinin planlanması, gerekse toz emisyonlarında PTD'de öngörülemeyen (kontrol sistemlerinde arıza vb.) durumlarda ortaya çıkabilecek yükselmeler nedeniyle yasal sınırların aşılması olasılığına karşın işletme aşamasında iç ve dış denetimlerin titizlikle yapılması gerektiği, doğal bitki örtüsünün, ekili alanların, hayvancılığın, yeraltı ve yerüstü sularının, toprak yapısının ve hayvanlar için doğal hayatın olumsuz etkilenip etkilenmediği yönünden; doğal bitki örtüsünün, ekili alanların, hayvancılığın, yeraltı ve yerüstü sularının, toprak yapısının ve hayvanlar için doğal hayatın olumsuz etkilenmeyeceği, ulaşım ve trafiğin olumsuz etkilenip etkilenmediği yönünden; tesisin bölgeye getireceği trafik yükü ve trafik kaynaklı emisyonların da söz konusu olduğu, projeye ilişkin Trafik Yönetim Planı'nın PTD'de verildiği, trafik kaynaklı emisyonların PTD'de değerlendirildiği ve toplam emisyona katkısının görece düşük olarak hesaplandığı, proje yakınlarında bulunan tarihi yapıların, Çoban Geçidi Kanyonu'nun etkilenip etkilenmediği yönünden; Çoban Geçidi Kanyonu'nun proje etki sahasında olmadığı, tarihi yapı olarak kastedilenin Kutluca Köprüsü olduğu, tarihi yapılar/korunması gerekli kültür varlıklarında yetkinin 2863 sayılı Yasa kapsamında Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunda olduğu, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna kurum görüşü sorulduğu ve kurulun olumsuz görüş bildirmediği, taş köprünün hali hazırda sadece yaya yolu olarak kullanıldığı, proje alanının etki sahasında kalmadığı, Çoban Geçidi Kanyonu'nun işletme izin sahasının en yakın noktasına olan uzaklığı 217 m olduğu, bu mesafeye göre hesaplanan titreşim değerlerinin 1,87 mm/sn olarak hesaplandığı, böyle bir sahada beklenen titreşimin frekans değerlerinin 10-50 Hz aralığında gerçekleşeceği düşünüldüğünde bu seviyedeki titreşimlerin Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği'ndeki 8 mm/sn değerinin çok altında olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki hesaplamaların literatürle uyumlu olduğu ve olumsuz etki oluşturmasının beklenmediği, fakat ilk patlatmalar yapıldığında ölçümlerin yapılması ve sonuçların değerlendirilmesi gerektiği, çevre kirliliğine sebebiyet verip vermediği yönünden; Proje Tanıtım Dosyası'ndaki patlayıcı madde kullanımı, titreşim ve hava şoku hesaplamalarının detaylı bir şekilde incelendiği, hesaplamaların literatüre göre kontrol edildiği ve sonuçta PTD'daki taahhütlere uyulduğunda yine literatüre göre bir olumsuz durum oluşmayacağı, emisyon yönünden ise; özellikle toz emisyonlarının yer seviyesindeki toz konsantrasyonlarına katkı yapacağı, ancak PTD'de verilen taahhütlere uyulduğu ve belirtilen toz kontrol sistemlerinin uygulandığı takdirde bu katkıların yasal sınırlar içinde kalacağı, işletme aşamasında toz emisyonlarına ilişkin olarak iç ve dış denetimlerin titizlikle yapılması gerektiği, deprem riskini arttırıcı nitelikte olup olmadığı, deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı yönünden; deprem ve patlatma kaynaklı titreşimler arasında karakteristik farklılıklar olup, bunların kullanılarak çeşitli algoritmalarla ayrıştırıldığı, bu bağlamda depremin yerin kilometrelerce altında meydana gelen enerji boşalmalarından oluşmakta olup patlatma kaynaklı titreşimlerin bu kadar uzağa enerjisini transfer etmesinin mümkün olmadığı, jeolojik yönden; dava konusu sahanın deprem üretecek aktif fay olan Kuzey Anadolu Fay Zonuna (KAFZ) kuş uçuşu 20 km uzaklıkta olduğu, hem bu mesafe hem de dava konusu saha ve çevresinin deprem dalgalarını sönümleme niteliğine sahip kaya ortamı olması nedeniyle depremden etkilenme olasılığının düşük olduğu ve Proje Tanıtım Dosyasında "Projenin her aşamasında "Türkiye Deprem Bina Yönetmeliği" hükümlerine uyulacağı taahhüdünde bulunulduğu, tespitleri birlikte değerlendirilerek, Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili Çevrimiçi ÇED süreci içerisinde sunulan projenin olumsuz olmadığı ve projenin iptal edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.Bu durumda, her ne kadar İdare Mahkemesince, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildikten sonra, yapılması planlanan kireçtaşı ocağı ve kırma eleme tesisine ilişkin projenin, yakınındaki yerleşim birimlerini, doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, yeraltı ve yerüstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı, ulaşım ve trafiği olumsuz etkilemediği, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açmadığı, çevre kirliliğine sebebiyet vermediği, projede deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alındığı ve jeolojik yönden olumsuz bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan Bilirkişi Raporunda; idarenin dava konusu işleme sebep olarak gösterdiği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğüne ait görüş yazılarında belirtilen, proje sahasının "Körfez Ekoturizm Alanı Kutluca - Çoban Geçidi Yürüyüş Yoluna çok yakın olması nedeniyle turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği" hususunun yeterince değerlendirilmediği; hazırlanan raporda proje yakınlarında bulunan tarihi yapıların, Çoban Geçidi Kanyonu'nun projeden etkilenip etkilenmediği yönünden yapılan incelemede sadece titreşim değerlerinin göz önünde bulundurulduğu, alanda gerçekleştirilecek madencilik faaliyetlerinin söz konusu bölgenin siluetini değiştirip değiştirmeyeceği, anılan Kanyon içerisinde yer alan tarihi ve turistik alanlar ile yine bu bölgedeki doğa yürüyüşü rotalarını etkileyip etkilemeyeceği yönünden herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmamasına ilişkin unsurların, detaylı bir şekilde incelenmesi ve somut bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla, alanın tarihi ve turistik yapısı, ekolojik koridorlar, geçiş güzergahları, endemik flora ve fauna varlığı, atık yönetimi vb. hususlar da dikkate alınmak suretiyle bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi için, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Biyolog ve Sanat Tarihçisi olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, usulde Üye ...'in karşı oyu ile oyçokluğuyla BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 04/11/2025 tarihinde karar verildi.
**VEKİLİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
**VEKİLİ:** Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, Osmanlı Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... (ER:...) numaralı sahanın 24,81 hektarlık kısmında yapılması planlanan "Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, olumsuz kurum görüşlerine istinaden sonlandırılarak, proje tanıtım dosyasının iade edilmesine ilişkin bila tarih ve ... sayılı Kocaeli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; yapılması planlanan kireçtaşı ocağı ve kırma eleme tesisine ilişkin projenin, yakınındaki yerleşim birimlerini, doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, yeraltı ve yerüstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı, ulaşım ve trafiği olumsuz etkilemediği, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açmadığı, çevre kirliliğine sebebiyet vermediği, projede deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alındığı ve jeolojik yönden olumsuz bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün olumsuz görüşlerine istinaden sonlandırıldığı, ÇED süreci için davacının ruhsat almış olmasının tek başına yeterli olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar projede olumsuzluk olmadığı sonucuna varılmış ise de, raporda özellikle projenin Çoban Geçidi Kanyonu bölgesi üzerinde olması ile ilgili yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, maden sahasının, belirtilen kanyon bölgesinde yapılan turizm ve doğa yürüyüşlerine ve bölgenin kültürel yapısına olacak etkilerinden bahsedilmediği, sadece patlatmalar aşamasındaki titreşim özelliklerinin dikkate alındığı, yine bilirkişi raporunda bölge halkının tarım ile ilgilenmediği belirtilmiş ise de bölgede tarım ve hayvancılık yapıldığı, ayrıca oluşacak gürültü, toz ve artacak iş makinesi trafiğinin de bölgeyi olumsuz etkileyeceği, bu haliyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:İNCELEME VE
**GEREKÇE:**MADDİ
**OLAY:** Kocaeli ili, Körfez ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... (ER:...) numaralı sahanın 24,81 hektarlık kısmında yapılması planlanan "Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesi ile ilgili olarak proje tanıtım dosyası hazırlanarak davalı idareye sunulmuş, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından "talep konusu sahanın yerleşim yerlerine, tarihi yapılara, Çoban Geçidi Kanyonuna çok yakın olması ve bölge halkının tarım ve hayvancılık ile geçinmesi nedeniyle bölgede halka ve tarihi yapılara bu kadar yakın yeni bir maden sahasının oluşmasının, büyük sorunlara neden olacağı" ; Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğü tarafından ise "projenin hayata geçmesi sonucu ağır taşıt trafiğinin yoğunlaşacağı, kırsal mahalleler arası bağlantıları sağlayan yollarda trafik güvenliği problemi oluşacağı, yollarda önemli miktarda tahribat gerçekleşeceği, malzemenin çıkarılması ve taşınması sırasında oluşacak tozlanma nedeniyle kırsal bölgedeki meskenlerin olumsuz etkileneceği, ayrıca proje alanının ..., ... ve ... Mahalleleri ve Gebze İlçesi ...Mahallesi sınırları dahilinde ekoturizm faaliyetleri kapsamında kurulması planlanan "Körfez Ekoturizm Alanı Kutluca - Çoban Geçidi Yürüyüş Yoluna çok yakın olması nedeniyle turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği" gerekçeleriyle olumsuz görüş bildirilmesi neticesinde, davalı idarenin bila tarih ve ... sayılı işlemi ile ÇED süreci sonlandırılarak, proje tanıtım dosyası iade edilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edeceği belirtilmiş, aynı Kanunun 10. maddesinde; gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği; proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği; Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği öngörülmüştür.29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 5.maddesinde; Bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "ÇED Olumlu", "ÇED Olumsuz", "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisinin Bakanlığa ait olduğu, ancak Bakanlığın gerekli gördüğü durumlarda "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek il müdürlüğüne devredebileceği; bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED sürecinin aşamasına bakılmaksızın sonlandırılacağı; ÇED sürecinin sonlandırıldığının Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edileceği, b) Proje sahibi veya yetkili temsilcisinin talep etmesi halinde ÇED sürecinin, aşamasına bakılmaksızın sonlandırılacağı, yine ÇED sürecinin sonlandırıldığının Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasından ilan edileceği kurala bağlanmıştır.Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanmasını veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği; Mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği; "Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi" başlıklı 282. maddesinde ise, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükümlerine yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, seçme eleme kriterlerine tabi bir proje nedeniyle hazırlanacak PTD'de projenin amacı, çevresel özellikleri, projenin muhtemel çevresel etkileri dikkate alınarak, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması amacıyla en uygun yerin seçilmesi esastır.Bu amaçla, PTD, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer verilen unsurlar yönünden değerlendirilirken, mevzuat bakımından projenin yapılması uygun bulunmadığı takdirde, idarenin "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı verme zorunluluğu olmayıp, aşamasına bakılmaksızın ÇED sürecini sonlandırma yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumu, bu durum özelinde somut bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Yüksek Mühendisi, Jeoloji Yüksek Mühendisi, Maden Yüksek Mühendisi, İnşaat Yüksek Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda, yakınındaki yerleşim birimlerini etkileyip etkilemediği yönünden; tesisin yerleşim birimlerini etkilemesi, patlatma ve diğer işlemler sonucu ortaya çıkan gürültü, titreşim vb. etkiler ile tesisin çalışması sırasında ortaya çıkacak emisyonların yerleşim birimlerini etkileyeceği, ancak PTD'de verilen taahhütlerin yerine getirilmesi ve belirtilen emisyon kontrol sistemlerinin kullanılması durumunda bu etkilerin yasal sınırlar içinde kalacağı, gürültü, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açıp açmadığı yönünden; işletmeye ilişkin olarak hazırlanan PTD'de detaylı olarak verilen gürültü hesaplamaları, işletmenin normal işleyişi sürecinde oluşacak gürültünün en yakın mesafelerdeki yerleşim yerlerine etkisinin düşük ve yasal sınır değerlerin altında olacağı, bu bağlamda yasal çerçevede çalışıldığı ve PTD'de verilen taahhütlere uyulduğu sürece işletmenin gürültü açısından çevreye önemli bir katkısının olmayacağı, titreşim açısından Proje Tanıtım Dosyasındaki hesaplamaların literatürle uyumlu olduğu ve olumsuz etki oluşturmayacağı, fakat ilk patlatmalar yapıldığında ölçümlerin yapılması ve sonuçların değerlendirilmesi gerektiği, emisyonlar açısından özellikle toz emisyonlarının söz konusu olacağı, ancak PTD'de toz emisyonlarına yönelik kontrol sistemleri kullanılması durumunda emisyonların yasal sınırlar içinde kalacağı, toz emisyonları için geliştirilen farklı senaryolarda uygulanan dağılım modeli sonuçlarına göre de yer düzeyinde oluşacak toz konsantrasyonlarının yasal sınırlar içinde kalacağı; öte yandan gerek toz emisyonlarına yönelik yeni sınırlamalar getirilmesinin planlanması, gerekse toz emisyonlarında PTD'de öngörülemeyen (kontrol sistemlerinde arıza vb.) durumlarda ortaya çıkabilecek yükselmeler nedeniyle yasal sınırların aşılması olasılığına karşın işletme aşamasında iç ve dış denetimlerin titizlikle yapılması gerektiği, doğal bitki örtüsünün, ekili alanların, hayvancılığın, yeraltı ve yerüstü sularının, toprak yapısının ve hayvanlar için doğal hayatın olumsuz etkilenip etkilenmediği yönünden; doğal bitki örtüsünün, ekili alanların, hayvancılığın, yeraltı ve yerüstü sularının, toprak yapısının ve hayvanlar için doğal hayatın olumsuz etkilenmeyeceği, ulaşım ve trafiğin olumsuz etkilenip etkilenmediği yönünden; tesisin bölgeye getireceği trafik yükü ve trafik kaynaklı emisyonların da söz konusu olduğu, projeye ilişkin Trafik Yönetim Planı'nın PTD'de verildiği, trafik kaynaklı emisyonların PTD'de değerlendirildiği ve toplam emisyona katkısının görece düşük olarak hesaplandığı, proje yakınlarında bulunan tarihi yapıların, Çoban Geçidi Kanyonu'nun etkilenip etkilenmediği yönünden; Çoban Geçidi Kanyonu'nun proje etki sahasında olmadığı, tarihi yapı olarak kastedilenin Kutluca Köprüsü olduğu, tarihi yapılar/korunması gerekli kültür varlıklarında yetkinin 2863 sayılı Yasa kapsamında Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunda olduğu, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna kurum görüşü sorulduğu ve kurulun olumsuz görüş bildirmediği, taş köprünün hali hazırda sadece yaya yolu olarak kullanıldığı, proje alanının etki sahasında kalmadığı, Çoban Geçidi Kanyonu'nun işletme izin sahasının en yakın noktasına olan uzaklığı 217 m olduğu, bu mesafeye göre hesaplanan titreşim değerlerinin 1,87 mm/sn olarak hesaplandığı, böyle bir sahada beklenen titreşimin frekans değerlerinin 10-50 Hz aralığında gerçekleşeceği düşünüldüğünde bu seviyedeki titreşimlerin Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği'ndeki 8 mm/sn değerinin çok altında olduğu, Proje Tanıtım Dosyasındaki hesaplamaların literatürle uyumlu olduğu ve olumsuz etki oluşturmasının beklenmediği, fakat ilk patlatmalar yapıldığında ölçümlerin yapılması ve sonuçların değerlendirilmesi gerektiği, çevre kirliliğine sebebiyet verip vermediği yönünden; Proje Tanıtım Dosyası'ndaki patlayıcı madde kullanımı, titreşim ve hava şoku hesaplamalarının detaylı bir şekilde incelendiği, hesaplamaların literatüre göre kontrol edildiği ve sonuçta PTD'daki taahhütlere uyulduğunda yine literatüre göre bir olumsuz durum oluşmayacağı, emisyon yönünden ise; özellikle toz emisyonlarının yer seviyesindeki toz konsantrasyonlarına katkı yapacağı, ancak PTD'de verilen taahhütlere uyulduğu ve belirtilen toz kontrol sistemlerinin uygulandığı takdirde bu katkıların yasal sınırlar içinde kalacağı, işletme aşamasında toz emisyonlarına ilişkin olarak iç ve dış denetimlerin titizlikle yapılması gerektiği, deprem riskini arttırıcı nitelikte olup olmadığı, deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı yönünden; deprem ve patlatma kaynaklı titreşimler arasında karakteristik farklılıklar olup, bunların kullanılarak çeşitli algoritmalarla ayrıştırıldığı, bu bağlamda depremin yerin kilometrelerce altında meydana gelen enerji boşalmalarından oluşmakta olup patlatma kaynaklı titreşimlerin bu kadar uzağa enerjisini transfer etmesinin mümkün olmadığı, jeolojik yönden; dava konusu sahanın deprem üretecek aktif fay olan Kuzey Anadolu Fay Zonuna (KAFZ) kuş uçuşu 20 km uzaklıkta olduğu, hem bu mesafe hem de dava konusu saha ve çevresinin deprem dalgalarını sönümleme niteliğine sahip kaya ortamı olması nedeniyle depremden etkilenme olasılığının düşük olduğu ve Proje Tanıtım Dosyasında "Projenin her aşamasında "Türkiye Deprem Bina Yönetmeliği" hükümlerine uyulacağı taahhüdünde bulunulduğu, tespitleri birlikte değerlendirilerek, Kireçtaşı Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili Çevrimiçi ÇED süreci içerisinde sunulan projenin olumsuz olmadığı ve projenin iptal edilmemesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.Bu durumda, her ne kadar İdare Mahkemesince, dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildikten sonra, yapılması planlanan kireçtaşı ocağı ve kırma eleme tesisine ilişkin projenin, yakınındaki yerleşim birimlerini, doğal bitki örtüsünü, ekili alanları, hayvancılığı, yeraltı ve yerüstü sularını, toprak yapısını ve hayvanlar için doğal hayatı, ulaşım ve trafiği olumsuz etkilemediği, titreşim ve emisyon kirliliğine yol açmadığı, çevre kirliliğine sebebiyet vermediği, projede deprem riskine karşı yeterli ve gerekli önlemlerin alındığı ve jeolojik yönden olumsuz bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, hükme esas alınan Bilirkişi Raporunda; idarenin dava konusu işleme sebep olarak gösterdiği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı ile Körfez Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğüne ait görüş yazılarında belirtilen, proje sahasının "Körfez Ekoturizm Alanı Kutluca - Çoban Geçidi Yürüyüş Yoluna çok yakın olması nedeniyle turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği" hususunun yeterince değerlendirilmediği; hazırlanan raporda proje yakınlarında bulunan tarihi yapıların, Çoban Geçidi Kanyonu'nun projeden etkilenip etkilenmediği yönünden yapılan incelemede sadece titreşim değerlerinin göz önünde bulundurulduğu, alanda gerçekleştirilecek madencilik faaliyetlerinin söz konusu bölgenin siluetini değiştirip değiştirmeyeceği, anılan Kanyon içerisinde yer alan tarihi ve turistik alanlar ile yine bu bölgedeki doğa yürüyüşü rotalarını etkileyip etkilemeyeceği yönünden herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmamasına ilişkin unsurların, detaylı bir şekilde incelenmesi ve somut bir şekilde açıklığa kavuşturulması amacıyla, alanın tarihi ve turistik yapısı, ekolojik koridorlar, geçiş güzergahları, endemik flora ve fauna varlığı, atık yönetimi vb. hususlar da dikkate alınmak suretiyle bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi için, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Biyolog ve Sanat Tarihçisi olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, usulde Üye ...'in karşı oyu ile oyçokluğuyla BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 04/11/2025 tarihinde karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.