Danıştay3. Daireİdare Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2022/2706 K.2023/5713
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2706
Karar No : 2023/5713
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
KARŞI TARAF (DAVACI) :…
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularını, Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca yeniden inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Akaryakıt Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2008 ila 2010 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …,…,… takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının asıl borçlu şirketin süresinde ve süresinden sonra verdiği beyannamelere istinaden tahakkuk eden ve ödenmeyen vergi borçlarından kaynaklandığı, usulüne uygun biçimde şirkete tebliğ edilerek kesinleşen borçların, yapılan mal varlığı araştırması sonucu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin şirket ortağı sıfatıyla düzenlendiği belirtilmesine karşın, davacının pay oranının dikkate alınmadığı görüldüğünden söz konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının şirkete ait hisseleri 30/07/2008 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile devraldığı, bu hususun 15/08/2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, 02/06/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrettiği, bu hususun da 19/08/2010 tarihili Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının görüldüğü, bu durumda, dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesinin verilerek ödenmemesinden kaynaklanan 2010 yılına ilişkin ait kurumlar vergisinin doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde hisselerini devrederek ortaklık ve kanuni temsilcilik sıfatı sona eren davacının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden, söz konusu ödeme emrinin bahsedilen kısmında hukuka uyarlık, diğer kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştiği anlaşılan borçlara ilişkin …, …, … ve … takip numaralı ödeme emirlerinde ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu … takip numaralı ödeme emri ile ve … takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının kurumlar vergisinden kaynaklanan kısmı iptal edilmiş, …,…,… ve … takip numaralı ödeme emirleri ve … takip numaralı ödeme emrinin, 2010 yılı kurumlar vergisinden kaynaklanan kısmı dışındaki borçları içeren kısımları yönünden dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği alacağın asıl borçlu şirket tarafından 20/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında yapılandırıldığı dolayısıyla borcun hukuki niteliğinin değiştiği, davacının kanuni temsilcilik ve ortaklık sıfatının ise 10/08/2010 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvuruları kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emirleri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde eski ortak ve kanuni temsilcilerin sorumluluğu değişmeyeceğinden davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 18/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı kurala bağlanmıştır.
Kanuni temsilci ve ortakların, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun, miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi yasa gereğidir.
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez.
6111 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile davacı adına ortak ve kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde sorumluluğunun 213 sayılı Kanun kapsamında incelenerek bir karar verilmek üzere temyize konu edilen kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2706
Karar No : 2023/5713
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
KARŞI TARAF (DAVACI) :…
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularını, Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca yeniden inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Akaryakıt Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2008 ila 2010 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …,…,… takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının asıl borçlu şirketin süresinde ve süresinden sonra verdiği beyannamelere istinaden tahakkuk eden ve ödenmeyen vergi borçlarından kaynaklandığı, usulüne uygun biçimde şirkete tebliğ edilerek kesinleşen borçların, yapılan mal varlığı araştırması sonucu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin şirket ortağı sıfatıyla düzenlendiği belirtilmesine karşın, davacının pay oranının dikkate alınmadığı görüldüğünden söz konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının şirkete ait hisseleri 30/07/2008 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile devraldığı, bu hususun 15/08/2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, 02/06/2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini devrettiği, bu hususun da 19/08/2010 tarihili Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının görüldüğü, bu durumda, dava konusu … takip numaralı ödeme emrinin ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesinin verilerek ödenmemesinden kaynaklanan 2010 yılına ilişkin ait kurumlar vergisinin doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde hisselerini devrederek ortaklık ve kanuni temsilcilik sıfatı sona eren davacının sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden, söz konusu ödeme emrinin bahsedilen kısmında hukuka uyarlık, diğer kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştiği anlaşılan borçlara ilişkin …, …, … ve … takip numaralı ödeme emirlerinde ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu … takip numaralı ödeme emri ile ve … takip numaralı ödeme emrinin 2010 yılının kurumlar vergisinden kaynaklanan kısmı iptal edilmiş, …,…,… ve … takip numaralı ödeme emirleri ve … takip numaralı ödeme emrinin, 2010 yılı kurumlar vergisinden kaynaklanan kısmı dışındaki borçları içeren kısımları yönünden dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği alacağın asıl borçlu şirket tarafından 20/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında yapılandırıldığı dolayısıyla borcun hukuki niteliğinin değiştiği, davacının kanuni temsilcilik ve ortaklık sıfatının ise 10/08/2010 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvuruları kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ödeme emirleri iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde eski ortak ve kanuni temsilcilerin sorumluluğu değişmeyeceğinden davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 18/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı kurala bağlanmıştır.
Kanuni temsilci ve ortakların, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulmasından sonra kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun, miktarı ve vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi yasa gereğidir.
Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez.
6111 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla asıl borçlunun başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini durdurmakla birlikte yapılandırma koşullarına uyulmaması ve kanundan yararlanma hakkının kaybedilmesi önceki takip işlemlerini geçersiz hale getirmeyeceği, takibin yeniden başlatılmasını gerektirmeyeceği gibi anlık kesinleşmiş olan amme alacaklarının yapılandırma nedeniyle bir ödeme varsa mahsup edilmekle birlikte kaldığı yerden hem asıl borçlu şirket hem kanuni temsilci ve ortakları için devam ettirilmesi 6183 sayılı Kanun gereğidir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile davacı adına ortak ve kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde sorumluluğunun 213 sayılı Kanun kapsamında incelenerek bir karar verilmek üzere temyize konu edilen kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.