Danıştay2. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 2. Daire E.2023/676 K.2025/5047
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/676
Karar No : 2025/5047
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:... K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiili nedeniyle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin 01/10/2020 Bakan onayı tarihli, İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, .../... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük haklarının tazmini istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti :... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, müştekiler S.A. ve M.H.K. tarafından, 30/06/2018 tarihinde saat 21.30 sıralarında, kendilerini polis olarak tanıtan şahıslar tarafından Hyundai Accent markalı araca zorla bindirilerek paralarını aldıkları ve kendilerini darp ettikleri belirtilerek ilgili polis memurları hakkında şikayette bulunulduğu, akabinde yürütülen ceza kovuşturması neticesinde davacı hakkında "silahla birden fazla kişi tarafından birlikte ve kamu görevinin sağladığı nüfusu kötüye kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ile ceza kovuşturması kapsamında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının diğer polis memurları ile birlikte hareket ederek, dava dışı şahıslara polislik mesleğinin getirdiği yetki ve nüfuzunu kullanmak suretiyle kimlik gösterdiği, üst araması yaptığı ve şahısları kendi araçlarına bindirdiği, yaşanan tartışmadan sonra şahısları farklı farklı yerlerde araçtan indirdiği anlaşıldığından, davacının "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sabit olduğundan, anılan eylem nedeniyle 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu olayda polis arkadaşının direktifiyle herhangi bir kusuru olmadan, polislik mesleğinin vermiş olduğu refleksle hareket ettiği, ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, olayın sanığı değil esasen mağduru durumunda olduğu, polislik mesleğini severek ve layıkıyla yerine getirdiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hakimin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; zamanaşımında esas alınacak tarihin "disiplin cezasının kesinleşme tarihi" olarak öngörülmediği, anılan maddeye göre disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin amiri veya disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, bu durumda, davacının eylem tarihinin 30/06/2018 olduğu dikkate alındığında, İl Polis Disiplin Kurulu tarafından davaya konu disiplin cezasının verildiği 14/05/2020 tarihi itibarıyla ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır. Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2025 günlü, E:2025/102, K:2025/1325 sayılı kararında, 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin, iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacı hakkında, disiplin cezasına konu olan fiili nedeniyle yargılandığı ceza davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin... günlü, E:..., K... sayılı kararıyla, üzerine atılı "birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma", "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "hakaret" suçlarından açılan ceza davasında mahkumiyetine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "yağma" suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, bu karara yönelik temyiz talebinin Yargıtay .... Ceza Dairesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve kararın onandığı görülmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... günlü, E:... K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren... Mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre davacıya isnat edilen fiil sübuta ermekle birlikte; mevzuatta öngörülen zamanaşımı süresi içinde disiplin cezası verilip verilmediği hususunun ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
7068 sayılı Kanun'un; "Emniyet teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararların kesinleşmesi" başlıklı 18. maddesinde; "(1) Disiplin kurullarınca verilen kararlardan; a) İl polis disiplin kurulunun polis memurları hakkında verdiği meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla, kesinleşir. ... " hükmüne yer verilmiştir.
Alıntılanan yasal düzenlemeye göre disiplin cezasına ilişkin işlemlerin, aynı idare içerisinde yer alan farklı idari birimlerin irade açıklamalarının ortaya konulması suretiyle birden çok aşamayı içeren işlem niteliğinde olduğu, meslekten çıkarma işlemlerinde işlemin son aşamasını teşkil eden Bakan onayı öncesindeki ara işlemlerin, işlemin gerçekleşmesinin zorunlu unsurunu oluşturmakla birlikte tek başına hukuksal sonuç doğurucu niteliklerinin bulunmadığı, Bakan onayı işlemi ile işlemin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğini kazandığı görülmektedir.
Diğer yandan, aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; disiplin cezasına konu eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra verilen Bakan onayı ile dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Bakan onayı ile kesin ve yürütülebilir nitelik kazanan disiplin işlemi, zamanaşımı yönünden de ancak bu onay tarihi itibarıyla sonuç doğurabilecektir.
Aksi kabulün; kesin ve yürütülebilir niteliği olmayan idari işlemlerin ilgililer hakkında sonuç doğurmasına ve Kanun'da düzenlenen zamanaşımı süresinin öngörülemez şekilde belirsizleştirilmesine neden olacağı açıktır.
Bu durumda; davacıya isnat olunan fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/676
Karar No : 2025/5047
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:... K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından; "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiili nedeniyle, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile tecziyesine ilişkin 01/10/2020 Bakan onayı tarihli, İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, .../... sayılı kararının iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük haklarının tazmini istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti :... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, müştekiler S.A. ve M.H.K. tarafından, 30/06/2018 tarihinde saat 21.30 sıralarında, kendilerini polis olarak tanıtan şahıslar tarafından Hyundai Accent markalı araca zorla bindirilerek paralarını aldıkları ve kendilerini darp ettikleri belirtilerek ilgili polis memurları hakkında şikayette bulunulduğu, akabinde yürütülen ceza kovuşturması neticesinde davacı hakkında "silahla birden fazla kişi tarafından birlikte ve kamu görevinin sağladığı nüfusu kötüye kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ile ceza kovuşturması kapsamında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının diğer polis memurları ile birlikte hareket ederek, dava dışı şahıslara polislik mesleğinin getirdiği yetki ve nüfuzunu kullanmak suretiyle kimlik gösterdiği, üst araması yaptığı ve şahısları kendi araçlarına bindirdiği, yaşanan tartışmadan sonra şahısları farklı farklı yerlerde araçtan indirdiği anlaşıldığından, davacının "yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiilini işlediği sabit olduğundan, anılan eylem nedeniyle 7068 sayılı Kanunun 8/6-ç maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu olayda polis arkadaşının direktifiyle herhangi bir kusuru olmadan, polislik mesleğinin vermiş olduğu refleksle hareket ettiği, ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, olayın sanığı değil esasen mağduru durumunda olduğu, polislik mesleğini severek ve layıkıyla yerine getirdiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hakimin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; zamanaşımında esas alınacak tarihin "disiplin cezasının kesinleşme tarihi" olarak öngörülmediği, anılan maddeye göre disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin amiri veya disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, bu durumda, davacının eylem tarihinin 30/06/2018 olduğu dikkate alındığında, İl Polis Disiplin Kurulu tarafından davaya konu disiplin cezasının verildiği 14/05/2020 tarihi itibarıyla ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır. Nitekim, benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/06/2025 günlü, E:2025/102, K:2025/1325 sayılı kararında, 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle disiplin cezası verme konusunda mevzuatla yetkili kılınan disiplin kurulunca takdir edilen cezanın verildiği tarihin, iki yıllık zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; davacı hakkında, disiplin cezasına konu olan fiili nedeniyle yargılandığı ceza davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin... günlü, E:..., K... sayılı kararıyla, üzerine atılı "birden fazla kişi tarafından gece vakti silahla yağma", "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "hakaret" suçlarından açılan ceza davasında mahkumiyetine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "yağma" suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, bu karara yönelik temyiz talebinin Yargıtay .... Ceza Dairesinin... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve kararın onandığı görülmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... günlü, E:... K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren... Mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, 7068 sayılı Kanun'un 8/6-ç maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre davacıya isnat edilen fiil sübuta ermekle birlikte; mevzuatta öngörülen zamanaşımı süresi içinde disiplin cezası verilip verilmediği hususunun ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
7068 sayılı Kanun'un; "Emniyet teşkilatı disiplin kurullarınca verilen kararların kesinleşmesi" başlıklı 18. maddesinde; "(1) Disiplin kurullarınca verilen kararlardan; a) İl polis disiplin kurulunun polis memurları hakkında verdiği meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları valinin onayıyla; meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla, kesinleşir. ... " hükmüne yer verilmiştir.
Alıntılanan yasal düzenlemeye göre disiplin cezasına ilişkin işlemlerin, aynı idare içerisinde yer alan farklı idari birimlerin irade açıklamalarının ortaya konulması suretiyle birden çok aşamayı içeren işlem niteliğinde olduğu, meslekten çıkarma işlemlerinde işlemin son aşamasını teşkil eden Bakan onayı öncesindeki ara işlemlerin, işlemin gerçekleşmesinin zorunlu unsurunu oluşturmakla birlikte tek başına hukuksal sonuç doğurucu niteliklerinin bulunmadığı, Bakan onayı işlemi ile işlemin kesin ve yürütülebilir işlem niteliğini kazandığı görülmektedir.
Diğer yandan, aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; disiplin cezasına konu eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra verilen Bakan onayı ile dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, Bakan onayı ile kesin ve yürütülebilir nitelik kazanan disiplin işlemi, zamanaşımı yönünden de ancak bu onay tarihi itibarıyla sonuç doğurabilecektir.
Aksi kabulün; kesin ve yürütülebilir niteliği olmayan idari işlemlerin ilgililer hakkında sonuç doğurmasına ve Kanun'da düzenlenen zamanaşımı süresinin öngörülemez şekilde belirsizleştirilmesine neden olacağı açıktır.
Bu durumda; davacıya isnat olunan fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.