Danıştay 10. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2021/6345 K.2025/1089
Özet: (1) Davacı, Kadıköy'deki muayenehanesinde üremeye yardımcı tedavi sertifikasının iptalini talep ederek, Sağlık Bakanlığı'nın ilgili işleminin iptaline karar verilmesini istiyor. (2) Danıştay, işbu davanın 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında olmadığını belirterek, temyiz yoluna açılmaya razı olabileceği halde kararın kesin olacağını hesaplayarak temyiz isteğini reddetti.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2021/6345
Karar No: 2025/1089
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri Av. ...
Hukuk Müşaviri Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_ÖZETİ: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN_ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sitesi, No:..., K:..., D:... adresinde yer alan muayenehanesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak serbest meslek faaliyetinde bulunan davacı tarafından, adına düzenlenen ... sayılı Üremeye Yardımcı Tedavi (ÜYTE) Klinik Uygulamaları Sertifikasının iptal edilmesine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; davalı idare vekili tarafından Danıştaya hitaben verilen ve 28/07/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin anılan kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanun'la idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, anılan Kanun'la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları (20/07/2016) tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği" kuralı yer almış; aynı fıkranın -temyiz istemine konu kararın verildiği tarihte teselsül ettirilen haliyle- (c) bendinde, "Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları"; (d) bendinde, "Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları"nda verilen kararların temyiz edilebileceği kurala bağlanmış; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde kararı veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde 6. fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
30/09/2014 tarih ve 29135 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, üremeye yardımcı tedavinin, anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin çeşitli yöntemlerle döllenmeye daha elverişli hale getirilerek, gerektiğinde vücut dışında döllenmesini sağlayıp, gametlerin veya embriyonun anne adayına transferini kapsayan ve modern tıpta bir tıbbi tedavi yöntemi olarak kabul edilen uygulamalar olarak tanımlandığı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, ÜYTE ünite sorumlusunun, üremeye yardımcı tedavi konusunda Bakanlıkça onaylı sertifika sahibi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları arasından görevlendirileceği; 22. maddesinin 2. fıkrasında, ÜYTE klinik uygulamaları sertifikalı eğitim programına kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tabiplerin başvurabileceği; 30. maddesinin 3. fıkrasında ise, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerden bu Yönetmelik kapsamındaki sertifikaya sahip olanların, muayenehanesine müracaat eden hastalarının ÜYTE ile ilgili teşhis ve tedavisini, bu Yönetmelikte belirlenen standartları taşıyan merkezlerde yapabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tabiplerin, ÜYTE klinik uygulamaları sertifikasını alarak üremeye yardımcı tedavi uygulamaları gerçekleştirilecekleri anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile, tabibe sertifika eğitimi uyarınca kazanılan yetkinlikler çerçevesinde tıbbi uygulama yapabilme yetkisi vermektir.
Bu durumda, Üremeye Yardımcı Tedavi (ÜYTE) Klinik Uygulamaları Sertifikasının iptal edilmesine ilişkin işlemin sertifika eğitimi uyarınca kazanılan yetkinliklerle sınırlı olarak tıbbi uygulama yapabilme yetkisini engellemekte olup, tabibin diğer alanlarda hekimlik mesleğinin icrasına devam edebileceği gözetildiğinde anılan işlemin "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak nitelendirilemeyeceği gibi "belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem" niteliğinde de olmadığı, bu nedenle açılan dava 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığından iş bu davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmişse de kesin olup temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, posta avansı miktarından artan kısmın davalı idareye iadesine, 24/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2021/6345
Karar No: 2025/1089
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri Av. ...
Hukuk Müşaviri Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN_ÖZETİ: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN_ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sitesi, No:..., K:..., D:... adresinde yer alan muayenehanesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak serbest meslek faaliyetinde bulunan davacı tarafından, adına düzenlenen ... sayılı Üremeye Yardımcı Tedavi (ÜYTE) Klinik Uygulamaları Sertifikasının iptal edilmesine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; davalı idare vekili tarafından Danıştaya hitaben verilen ve 28/07/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin anılan kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la eklenen geçici 8. maddesinde, 6545 sayılı Kanun'la idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanun'un, anılan Kanun'la değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları (20/07/2016) tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı; aynı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin bu maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği" kuralı yer almış; aynı fıkranın -temyiz istemine konu kararın verildiği tarihte teselsül ettirilen haliyle- (c) bendinde, "Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları"; (d) bendinde, "Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları"nda verilen kararların temyiz edilebileceği kurala bağlanmış; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde kararı veren mercinin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde 6. fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
30/09/2014 tarih ve 29135 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, üremeye yardımcı tedavinin, anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin çeşitli yöntemlerle döllenmeye daha elverişli hale getirilerek, gerektiğinde vücut dışında döllenmesini sağlayıp, gametlerin veya embriyonun anne adayına transferini kapsayan ve modern tıpta bir tıbbi tedavi yöntemi olarak kabul edilen uygulamalar olarak tanımlandığı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, ÜYTE ünite sorumlusunun, üremeye yardımcı tedavi konusunda Bakanlıkça onaylı sertifika sahibi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları arasından görevlendirileceği; 22. maddesinin 2. fıkrasında, ÜYTE klinik uygulamaları sertifikalı eğitim programına kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tabiplerin başvurabileceği; 30. maddesinin 3. fıkrasında ise, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerden bu Yönetmelik kapsamındaki sertifikaya sahip olanların, muayenehanesine müracaat eden hastalarının ÜYTE ile ilgili teşhis ve tedavisini, bu Yönetmelikte belirlenen standartları taşıyan merkezlerde yapabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tabiplerin, ÜYTE klinik uygulamaları sertifikasını alarak üremeye yardımcı tedavi uygulamaları gerçekleştirilecekleri anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile, tabibe sertifika eğitimi uyarınca kazanılan yetkinlikler çerçevesinde tıbbi uygulama yapabilme yetkisi vermektir.
Bu durumda, Üremeye Yardımcı Tedavi (ÜYTE) Klinik Uygulamaları Sertifikasının iptal edilmesine ilişkin işlemin sertifika eğitimi uyarınca kazanılan yetkinliklerle sınırlı olarak tıbbi uygulama yapabilme yetkisini engellemekte olup, tabibin diğer alanlarda hekimlik mesleğinin icrasına devam edebileceği gözetildiğinde anılan işlemin "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak nitelendirilemeyeceği gibi "belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem" niteliğinde de olmadığı, bu nedenle açılan dava 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalar arasında yer almadığından iş bu davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmişse de kesin olup temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, posta avansı miktarından artan kısmın davalı idareye iadesine, 24/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.