Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2009/332 K.2010/12618
Özet: Kayıtlı Korkmaz, 2010 yılına kadar sürülen sürücü belgesinin geri alınması ve taksire bağlı yaralama suçu nedeniyle mahkum sayıldı, fakat temyiz de ayırtı yetkisiyle 14.12.2010 tarihinde karar onaylandıktan sonra, müvekkilin suçu ve gerekli hüküm dikkate alınarak, mahkeme kararını bozmak yönünde karara vardı.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: 765 sayılı TCK’nın 459/2-son, 2918 sayılı Kanunun 119. maddeleri uyarınca mahkumiyet, sürücü belgesinin geri alınması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanın zararının karşılanmamış olması karşısında CMK'nın 231/5 ve devamı fıkralarının sanık hakkında uygulanma olanağı bulunmadığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe Kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Suç: Taksirle yaralama
Hüküm: 765 sayılı TCK’nın 459/2-son, 2918 sayılı Kanunun 119. maddeleri uyarınca mahkumiyet, sürücü belgesinin geri alınması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanın zararının karşılanmamış olması karşısında CMK'nın 231/5 ve devamı fıkralarının sanık hakkında uygulanma olanağı bulunmadığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe Kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.