Yargıtay 8. Hukuk Dairesi İcra ve İflas Hukuku
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2016/4808 K.2016/10138
Özet: Uyuşmazlık, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.01.2015 tarihli ilamının haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat talebini içermesi ve bu ilamın kesinleşmeden icra takibine konu olamayacağı yönündeki vekilin şikayeti üzerine kurulmuştur; mahkeme, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin uygulanmasıyla takibin iptalini karara bağlayarak kararın bozulmasına ve temyiz itirazının kabulüne karar vermiştir.
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, takibe konu ilamın, manevi tazminat talebine ilişkin olduğunu, bu sebeple kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirterek takibin iptalini istemiştir.
Mahkemece, dayanak ilamın kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlardan olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
HMK'nun Geçici 3. maddesinin atfı ile uygulanması gereken HUMK'nun 443/4 (HMK'nun 367/2.) maddesine göre, aile ve şahsın hukuku ile ilgili ilamlar kesinleşmedikçe icra takibine konu edilemezler. Anılan maddede belirtilen hükümler, Türk Medeni Kanunu'nun " Kişiler Hukuku " ve " Aile Hukuku " kitaplarında yer alan konulara ilişkin tüm hükümler olmayıp, kişinin doğrudan şahsı ya da ailevi yapısı ile ilgili hukuki durumunda değişiklik yaratan ilamlar ile bu ilamların fer'isi niteliğindeki hükümlerdir.
Somut olayda, takibin dayanağı olan... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.01.2015 tarih ve 2013/614 Esas, 2015/41 Karar sayılı ilamının, haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkin olduğuna, tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyen ilam olduğu anlaşıldığından, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi kesinleşmeden icraya konulması mümkündür.
O halde Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, takibe konu ilamın, manevi tazminat talebine ilişkin olduğunu, bu sebeple kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirterek takibin iptalini istemiştir.
Mahkemece, dayanak ilamın kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlardan olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
HMK'nun Geçici 3. maddesinin atfı ile uygulanması gereken HUMK'nun 443/4 (HMK'nun 367/2.) maddesine göre, aile ve şahsın hukuku ile ilgili ilamlar kesinleşmedikçe icra takibine konu edilemezler. Anılan maddede belirtilen hükümler, Türk Medeni Kanunu'nun " Kişiler Hukuku " ve " Aile Hukuku " kitaplarında yer alan konulara ilişkin tüm hükümler olmayıp, kişinin doğrudan şahsı ya da ailevi yapısı ile ilgili hukuki durumunda değişiklik yaratan ilamlar ile bu ilamların fer'isi niteliğindeki hükümlerdir.
Somut olayda, takibin dayanağı olan... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.01.2015 tarih ve 2013/614 Esas, 2015/41 Karar sayılı ilamının, haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkin olduğuna, tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyen ilam olduğu anlaşıldığından, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi kesinleşmeden icraya konulması mümkündür.
O halde Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.