‹ Ana sayfa
Yargıtay8. Hukuk DairesiGayrimenkul ve Emlak Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2009/5618 K.2010/1069

Esas No: 2009/5618 · Karar No: 2010/1069 · Karar Tarihi: 16.03.2010
Özet: (1) Davacılar, paftasında yol olarak gösterilen 22,62 m²'lik taşınmazın tescilini talep etti; (2) Mahkeme, kadastro kanununa göre 20‑yıllık kazanma süresi geçmediği gerekçesiyle davayı reddetti ve kararını bozuldu.
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Tescil

... ve müşterekleri ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Çerkeş Sulh Hukuk Hâkimliğinden verilen 15.07.2009 gün ve 285/301 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili ile davalı köy muhtarı, dava konusu taşınmazın köy boşluğu olduğunu ve bu niteliği ile kullanıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece, 03.07.2009 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 22.62 m2lik taşınmazın davacılara ait 127 ada 4 parsele ilave edilmek sureti ile tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastoradan önceki hukuki sebeplere dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri gereğince açılan ve paftasında yol olarak gösterilen taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme gerekçesinde; davanın bir tapu iptali ve tescil davası olmadığını Kadastro Kanununun 41. maddesi anlamında bir düzeltme davası olduğunu vurgulamıştır. Ne var ki mahkemenin bu görüşüne katılmak mümkün değildir. 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyuşmazlık doğurmayan hataların düzeltilmesi için uygulanabilmektedir. Uyuşmazlık iki tarafı ilgilendiriyor ve mülkiyet uyuşmazlığına dönüşmüş ise bu takdirde 41. maddenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda uyuşmazlık ayni hakka ilişkindir.

3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup, kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tesbit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.

Somut olayda dava konusu taşınmaz 03.06.1996 tarihinde paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten 22.09.2009 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.

Kabul şekline göre de; TMK.713/1-3 maddesi uyarınca davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği kanuni hasım olduğundan harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar.

Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?