‹ Ana sayfa
Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2017/8372 K.2019/6537

Esas No: 2017/8372 · Karar No: 2019/6537 · Karar Tarihi: 08.05.2019
Özet: Uyuşmazlık, sanığın başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan sorumlu tutulup tutulmayacağı konusundaki iddialarla ilgilidir. Mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığını ve zamanaşımı nedeniyle eylemin kabahat olarak değerlendirilemeyeceğine karar vererek, sanık hakkında açılan kamu davasını reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜM: Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç adının “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine “iftira” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunu oluşturacağı; somut olayda, şüphe üzerine devriye görevi yapan polis memurlarınca kendisinden kimlik istenilmesi üzerine, sanığın mağdura ait nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak; memurların şüphelenip tekrar sorması ve sanığın kimlik tespiti için polis merkezine götürülmesi esnasında sanığın gerçek adını söylediği, akabinde düzenlenen tutanakların da gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edilip, mağdur ... adına tutanak tanzim edilmemesi karşısında, sanık hakkındaki bütün adli işlemlerin gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen ancak anılan yasanın 20/-2. maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi
BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının konusu eylemin oluşturduğu kabahatin zamanaşımına uğraması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20/2-c maddesi gözetilerek İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, 08.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?