Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/28395 K.2012/29696
Özet: Uyuşmazlık, 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanığın adli para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilip denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasıyla ilgiliydi. Mahkeme, 53/1 ve 58/6 maddelerinin gerektirdiği hapis cezasına hükmedilmediğini belirterek, kararın bozulmasına karar verdi.
İhbarname No: KYB - 2012/224393
6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası ve 6.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun'un 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına dair, (İSTANBUL) 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2011 tarihli ve 2008/262 esas, 2011/613 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılma kararı verilebilmesi için hapis cezasına makumiyetin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesine göre, tekerrür hâlinde hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının, kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği biçimindeki düzenlemeler doğrultusunda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/1-c maddesinde, tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâili olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabilmesi için hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği cihetle, hakkında adlî para cezasına hükmedilen sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.08.2012 gün ve 47451 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 29.08.2012 gün ve KYB/2012-224393 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarının kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin sonucu olduğu, kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1. madde ve fıkrasında yeralan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2- TCK.nun 50/5. maddesi gereğince, asıl mahkumiyet bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası olup 5275 sayılı Yasada sanığa sonuç olarak hükmolunan adli para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olmakla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazılarına izafeten Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini içeren ihbarname içeriği yerinde görülmekle, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2011 gün, 2008/262 esas, 2011/613 sayılı kararının CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca (BOZULMASINA), hüküm fıkrasında yer alan "TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına'' ve "sanığın Sarıyer 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tekerrüre esas 27.02.2006 tarihinde infaz olunmuş cezası nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ilişkin bölümlerin çıkarılarak, hükmün sair kısımlarının aynen infazına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası ve 6.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun'un 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmasına dair, (İSTANBUL) 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2011 tarihli ve 2008/262 esas, 2011/613 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılma kararı verilebilmesi için hapis cezasına makumiyetin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesine göre, tekerrür hâlinde hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının, kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği biçimindeki düzenlemeler doğrultusunda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/1-c maddesinde, tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâili olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabilmesi için hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği cihetle, hakkında adlî para cezasına hükmedilen sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.08.2012 gün ve 47451 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 29.08.2012 gün ve KYB/2012-224393 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarının kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin sonucu olduğu, kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1. madde ve fıkrasında yeralan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2- TCK.nun 50/5. maddesi gereğince, asıl mahkumiyet bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası olup 5275 sayılı Yasada sanığa sonuç olarak hükmolunan adli para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olmakla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün yazılarına izafeten Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini içeren ihbarname içeriği yerinde görülmekle, İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2011 gün, 2008/262 esas, 2011/613 sayılı kararının CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca (BOZULMASINA), hüküm fıkrasında yer alan "TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına'' ve "sanığın Sarıyer 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tekerrüre esas 27.02.2006 tarihinde infaz olunmuş cezası nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ilişkin bölümlerin çıkarılarak, hükmün sair kısımlarının aynen infazına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.