Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2011/3629 K.2011/5147
İhbarname No : KYB - 2011/21370
Korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 170/1-c, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve günlüğü 20 yeni Türk lirasından adli para cezasına dönüştürülerek 3.600,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, suçta kullanılan tabanca, şarjör ve mermilerin müsaderesine dair (ORTACA) Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/2006 tarih ve 2006/131 esas, 2006/500 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak:
Dosya kapsamına göre, sanığın kişiler üzerinde korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde kuru sıkı tabanca ile havaya ateş etmek şeklinde kabul edilen eylemi sebebiyle mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/06/2007 tarihli ve 2007/8-143 esas, 2007/155 sayılı kararında da belirtildiği üzere, silâh vasfında bulunmayan kuru-sıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 170/1-c maddesinde tanımlanan, içinde silâh öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından, korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde ateş etme eyleminin oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36/1. maddesi kapsamında idari para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.01.2011 gün ve 2755 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 03.02.2011 gün ve KYB-2011/21370 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın "kuru-sıkı" tabanca ile ateş etme eylemi, 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımı yapılan içinde ateşli silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören gürültüye neden olma suçunu oluşturduğu ve ayrıca anılan Yasanın 18. maddesi gereğince kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ancak, kanunda açık hüküm bulunması hallerinde karar verilebileceği 36. madde de ise bu hususta bir düzenleme olmadığı nazara alındığında kuru-sıkı tabancanın da iadesine karar verilmesi gerekmekle,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, sanık hakkında Ortaca Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarih ve 2006/131 esas 2006/500 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre Kabahatler Kanununun 24. maddesi hükmü uyarınca karar verilmesi olanaklı ise de, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36. madde ve fıkrasında tanımı yapılan gürültüye neden olma haksızlık eylemi kapsamında idari para cezasını gerektirdiği, anılan Kabahatler Kanununun suç tarihinde yürürlükte bulunan 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde öngörülen iki yıllık soruşturma zamanaşımının geçmesi nedeniyle sanık hakkında idari para cezası tayinine yer olmadığına, kuru-sıkı tabancanın sahibine iadesine, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Korku, kaygı ve panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 170/1-c, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve günlüğü 20 yeni Türk lirasından adli para cezasına dönüştürülerek 3.600,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, suçta kullanılan tabanca, şarjör ve mermilerin müsaderesine dair (ORTACA) Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/2006 tarih ve 2006/131 esas, 2006/500 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak:
Dosya kapsamına göre, sanığın kişiler üzerinde korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde kuru sıkı tabanca ile havaya ateş etmek şeklinde kabul edilen eylemi sebebiyle mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/06/2007 tarihli ve 2007/8-143 esas, 2007/155 sayılı kararında da belirtildiği üzere, silâh vasfında bulunmayan kuru-sıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 170/1-c maddesinde tanımlanan, içinde silâh öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından, korku, kaygı veya panik yaratacak şekilde ateş etme eyleminin oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36/1. maddesi kapsamında idari para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.01.2011 gün ve 2755 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 03.02.2011 gün ve KYB-2011/21370 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın "kuru-sıkı" tabanca ile ateş etme eylemi, 5237 sayılı TCK.nun 170/1-c madde ve fıkrasında tanımı yapılan içinde ateşli silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören gürültüye neden olma suçunu oluşturduğu ve ayrıca anılan Yasanın 18. maddesi gereğince kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ancak, kanunda açık hüküm bulunması hallerinde karar verilebileceği 36. madde de ise bu hususta bir düzenleme olmadığı nazara alındığında kuru-sıkı tabancanın da iadesine karar verilmesi gerekmekle,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, sanık hakkında Ortaca Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarih ve 2006/131 esas 2006/500 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-d maddesi uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre Kabahatler Kanununun 24. maddesi hükmü uyarınca karar verilmesi olanaklı ise de, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36. madde ve fıkrasında tanımı yapılan gürültüye neden olma haksızlık eylemi kapsamında idari para cezasını gerektirdiği, anılan Kabahatler Kanununun suç tarihinde yürürlükte bulunan 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde öngörülen iki yıllık soruşturma zamanaşımının geçmesi nedeniyle sanık hakkında idari para cezası tayinine yer olmadığına, kuru-sıkı tabancanın sahibine iadesine, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.