Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/9246 K.2010/11046
Özet: Uyuşmazlık, sanığın genel güvenliği tehdit edecek şekilde yangına sebebiyet verme ve tehdit suçlarından dolayı açılan davayla ilgilidir; mahkeme, zamanaşımı nedeniyle kamu davasını düşürmüş ve temyiz incelemesinde failin lehine olan kanunu uygulayarak hükmü bozmuştur. Sonuç olarak, sanık hakkında açılan kamu davası zamanaşımı sebebiyle iptal edilmiş ve ilgili suçun cezai sorumluluğu ortadan kaldırılmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Genel güvenliği tehdit edecek şekilde yangına sebebiyet verme ve tehdit
HÜKÜM: Hükümlülük ve erteleme
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanığın üzerine atılı tehdit suçunun temas ettiği yasa maddesinde gösterilen cezanın üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 madde ve fıkralarına göre, dava 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresine tabi olup suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla, hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.nun 322. ve 765 sayılı TCK.nun 102/4 madde ve fıkrası gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223. maddesi de gözetilerek oybirliğiyle (DÜŞÜRÜLMESİNE)
2- Sanık hakkında genel güvenliği tehdit edecek şekilde yangına sebebiyet verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde:
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesinde de "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü uyarınca kiracı olarak oturduğu evi yakarak mala zarar veren sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 370., 5237 sayılı TCK.nun 151/1, 152/2-a madde ve fıkraları da göz önüne alınarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken 5237 sayılı yasanın 170/l-a madde ve fıkrası ile uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükmün (BOZULMASINA), 4.10.2010 gününde nitelendirmede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE: Oluş ve kabule göre mahkemenin suçu nitelendirmesinde ve uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından daire sayın çoğunluğunun (2) nolu bozma nedenine katılmıyoruz.
SUÇ: Genel güvenliği tehdit edecek şekilde yangına sebebiyet verme ve tehdit
HÜKÜM: Hükümlülük ve erteleme
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanığın üzerine atılı tehdit suçunun temas ettiği yasa maddesinde gösterilen cezanın üst sınırına ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 madde ve fıkralarına göre, dava 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresine tabi olup suç ve inceleme tarihleri arasında bu sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla, hükmün CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK.nun 322. ve 765 sayılı TCK.nun 102/4 madde ve fıkrası gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223. maddesi de gözetilerek oybirliğiyle (DÜŞÜRÜLMESİNE)
2- Sanık hakkında genel güvenliği tehdit edecek şekilde yangına sebebiyet verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde:
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesinde de "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü uyarınca kiracı olarak oturduğu evi yakarak mala zarar veren sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 370., 5237 sayılı TCK.nun 151/1, 152/2-a madde ve fıkraları da göz önüne alınarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken 5237 sayılı yasanın 170/l-a madde ve fıkrası ile uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla hükmün (BOZULMASINA), 4.10.2010 gününde nitelendirmede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE: Oluş ve kabule göre mahkemenin suçu nitelendirmesinde ve uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından daire sayın çoğunluğunun (2) nolu bozma nedenine katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.