Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/4131 K.2010/2522
Özet: İlk hüküm, sanığın 1.6.2005 tarihli yasa değişikliğiyle yeniden değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuş, 22.2.2010 tarihinde oybirliğiyle kabul edilmiş.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın kasten işlediği suçtan dolayı adli sicil kaydında silinme koşulları gerçekleşmemiş sabıkası bulunduğu anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine, ancak:
İlk hükmün Dairemiz tarafından "sanığın hukuki durumunun 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237, 5252 ve 5271 sayılı Yasalara göre yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" gerekçesi ile bozulması üzerine duruşma açılıp bozmaya uyulduğu halde,
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de “lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükümleri uyarınca; 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi hükmü 765 sayılı TCK.nun 59. maddesine göre lehe bir düzenleme kabul edilerek; yine 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesinin, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre lehe erteleme koşulları taşıdığı gözönüne alınıp, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma, değerlendirme ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebebten dolayı (BOZULMASINA), 22.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın kasten işlediği suçtan dolayı adli sicil kaydında silinme koşulları gerçekleşmemiş sabıkası bulunduğu anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine, ancak:
İlk hükmün Dairemiz tarafından "sanığın hukuki durumunun 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237, 5252 ve 5271 sayılı Yasalara göre yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" gerekçesi ile bozulması üzerine duruşma açılıp bozmaya uyulduğu halde,
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de “lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükümleri uyarınca; 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi hükmü 765 sayılı TCK.nun 59. maddesine göre lehe bir düzenleme kabul edilerek; yine 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesinin, 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre lehe erteleme koşulları taşıdığı gözönüne alınıp, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma, değerlendirme ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebebten dolayı (BOZULMASINA), 22.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.