Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/1414 K.2010/579
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, ruhsatsız patlayıcı madde bulundurma suçunda suçu işlediğini kabul ederek sanığın lehine hüküm uygularken 5237 sayılı TCK ve 5252 sayılı Ceza Kanunu hükümlerini uygun karşılaştırma yapmaktan kaçınması nedeniyle, CMUK 326/son maddeye uygun olarak kararını bozmaya karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Ruhsatsız patlayıcı madde bulundurma
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir; ancak,
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunlar uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve 765 sayılı TCK.nu ve 647 sayılı Yasa sanık lehine kabul edildiği halde temel ceza tayin edilirken 5237 sayılı Yasanın 174/3. maddesi, hapis cezası paraya çevrilirken ise 647 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uygulanmak suretiyle karma uygulamaya sebebiyet verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMUK.nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca cezanın tür ve miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak koşuluyla hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Ruhsatsız patlayıcı madde bulundurma
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu hususlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir; ancak,
5237 sayılı TCK.nun 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunlar uygulanır ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde de "lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir" hükmü karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve 765 sayılı TCK.nu ve 647 sayılı Yasa sanık lehine kabul edildiği halde temel ceza tayin edilirken 5237 sayılı Yasanın 174/3. maddesi, hapis cezası paraya çevrilirken ise 647 sayılı Yasanın ilgili hükümleri uygulanmak suretiyle karma uygulamaya sebebiyet verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMUK.nun 326/son madde ve fıkrası uyarınca cezanın tür ve miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak koşuluyla hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.