Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/4864 K.2024/4122
Özet: (1) Mahkeme, bir konutun inançlı işlemle kullanılacağına dair tarafa yapılan haksız anlaşmanın geçersizliğini ve tescil/iptali davasının reddini konu çıkarmıştır. (2) Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını iptal edip davayı reddederek, inançlı işlemin hukuki dayanağının olmadığını kabul etmiştir.
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede taşınmazın rayiç bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının damadı olduğunu, davalının ... (... Yardımlaşma Kurumu) üyesi olduğunu kendisi için ... ... konutlarından taksitle bir konut satın aldığını, ... Kanunu ve uygulamalarına göre, normal şartlarda her üyenin ...'tan konut edinme hakkından bir kez yararlanabildiğini, ancak kurumun ... 2. Etap 1. Faz konutlarının tamamını satamadığını, bu nedenle önceden konut edinip edinmediğine bakılmaksızın bütün üyelerine bu konutlardan ikinci kez satın alabilme hakkı tanıdığını, davalının kayınvalidesi olan davacının, bu hakkını kendisi için kullanmasını davalıdan rica ettiğini, tarafların sözlü anlaşmalarına göre, davacının dava konusu taşınmazın bedelini ...'a ödenmek üzere davalıya ödeyeceği, davalının da kendi adına satın aldığı konutun tapusunu daha sonra davacıya devredeceğini, davacının sorumluluğunu yerine getirdiğini, dava konusu taşınmazın bedelini peşin olarak davalıya ödediğini, davalının bu bedeli ...'a yatırarak dava konusu taşınmazı Aralık 2016 tarihinde satın aldığını, bundan bir kaç ay sonrada tapu tescil işlemlerinin yapıldığını, davacının dava konusu taşınmazın bedelini ödeyebilmek için, Eskişehir ...'da bulunan 2 adet tarlasını, eşinin ... Evlerinde bulunan 3 adet devre mülkünü, Eskişehir'de bulunan 1 evini satmak suretiyle dava konusu taşınmazın satın alma bedelini tedarik ettiğini, davalıya bu bedeli aradaki güven ilişkisi nedeni ile elden ödediğini, davacının 2017 yılı Ağustos ayında dava konusu taşınmaza yerleştiğini, halen burada ikamet ettiğini, ancak davalı tarafından tapunun kendisine verilmediğini, açıklanan nedenlerle davalı adına kayıtlı bulunan İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 8193 ada 220-1 A parsel, zemin kat 4 No.lu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini, davacı vekili daha sonra mahkemeye sunduğu ıslah dilekçesi ile de taleplerinin reddi halinde taşınmazın rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı iddiasının kapsamı ve iddiası ile uyumlu olarak, davacıya ait Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, ... Mahallesi, 152 parselin 12.05.2016 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, tanık beyanı ile gerçekteki satış bedelinin 100.000,00 TL olduğu ve ...'ın 12.05.2016 tarihinde "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" şeklinde açıklamalı olarak 98.000.00 TL'yi davalı adına havale ettiği dikkate alınarak, iş bu havale dekontu delil başlangıcı olarak kabul edilmek suretiyle davacı tarafın tanık dinletme talebinin kabulüne karar verildiği, davacı iddiası, tanık beyanları ve tanık beyanlarını doğrular nitelikte davacıya ait devremülklerin satışına ilişkin tapu kayıtları, dosya içerisine alınan iş bu kayıtlarla uyumlu banka dekontları değerlendirilerek, davaya konu taşınmazın davacının kayınvalidesi namına, dava dışı ... Yardımlaşma Kurumundan mülkiyetinin edinilmesine müteakip davacıya devredilmek üzere satın alındığı anlaşıldığından davanın kabulü ile; dava konusu bağımsız bölümün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Eldeki davanın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde inançlı işleme dayalı alacak talepli bir dava olduğunu,
2. Davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak herhangi bir banka dekontuna, banka kaydına veya ödeme belgesine dayanmadığını, dilekçelerinin herhangi bir yerinde, delil listelerinde, ...'a ait banka dekontundan bahsedilmediğini, buna rağmen yerel mahkemenin 12.05.2016 tarihli "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" şeklinde açıklamalı 98.000.00 TL'lik dekontu yazılı delil başlangıcı kabul ederek, davacının tanık dinletme talebini haksız ve hukuka aykırı şekilde kabul ettiğini ve bu tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurduğunu,
3. Davacının delil olarak dayanmadığı bir belgenin mahkemece hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacının 30.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra 12.11.2018 tarihinde yeni delil listesi ibraz ettiğini, süresinden sonra sunulan bu delil listesinin de yargılama da dikkate alınamayacağını,
4. Davacının süresinden sonra sunduğu delil listesine istinaden getirilen banka kayıtlarının hükme esas alınmaması gerektiğini,
5. Davacının, dava konusu taşınmazın alımı için müvekkiline hiçbir şekil ve surette ödeme yapmadığını ve aralarında kesinlikle bir inanç anlaşması olmadığını, davacının davasını ispat edemediğini,
6. Bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için bu belgenin, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olmasının gerekmesi, dekonta konu parayı gönderenin davacı veya davalı olmaması, para transferinin davacı ile davalı arasında olmaması, dekonttaki açıklamanın dava dışı başka bir taşınmaza ilişkin olması, parayı gönderen ... tarafından EFT notunun yazıldığı hususları dikkate alındığında taraflar arasında bir delil başlangıcı bulunmadığını beyanla; davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sunulan banka dekontlarının delil başlangıcı olarak değerlendirerek tanıkların dinlendiği ve davanın kabulüne karar verildiği, davalının bankadaki hesabına yatırılan paralara ilişkin dekontların dava konusu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde delil başlangıcı teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde göz ardı edilemeyeceği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202 nci maddesi hükmü gereğince delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğu, dosya içerisinde davalı tarafın elinden çıkmış bir belge bulunmadığı gibi, dava dışı ...'ın davalıya gönderdiği paranın, dava konusu taşınmazla ilgili olduğuna dair dekontta bir açıklama yer almadığı, dosyaya sunulan dekontların dava konusu ile ilgisinin ispat edilemediği anlaşıldığından bu kayıtların delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının inançlı temlik sözleşmesini delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı gibi ıslah dilekçesinde delil listesini ıslah ettiğine dair bir beyanının da bulunmadığı anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esasa ilişkin yeni hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu,
2. Dosya kapsamında, davacı ve eşine ait bir takım taşınmazların satışının yapıldığı ve bir kısım paraların davalının hesabına yatırıldığının sabit olduğu, bu işlemlerin dava konusu taşınmazın tescilinden hemen önce yapıldığı,
3. Dava dışı ... tarafından davalıya gönderilen 98.000,00 TL meblağlı banka dekontunun delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiği,
4. Tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği taktirde ikinci kademede talep ettikleri taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili talepleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı HMK'nın 33 üncü maddesine göre, "Hâkim, Türk hukukunu resen uygular." Bu ilke uyarınca, hâkim taraflar arasındaki uyuşmazlığı, taraflarca getirilen vakıalara hukuk normunu uygulayarak sona erdirir. Hâkim, ihtilafa yönelik hukuk kurallarını araştırma ve vakıalara bu kuralları uygulama ile ödevlidir.
2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
3. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
4. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.).
8. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
9. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı, davalı ile yaptıkları sözlü anlaşma gereği, dava konusu taşınmaz için ödenen paraların kendisi tarafından elden davalıya ödendiğini ve yine bir kısım paranın da dava dışı ... tarafından davalıya gönderildiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince dava dışı ... tarafından davalıya gönderilen para dekontu delil başlangıcı kabul edilerek tanık dinlenmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin ilgili kararı istinaf etmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince ... tarafından davalıya gönderilen para dekontunun delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle hüküm kaldırılmış ve davanın reddine yönelik yeni hüküm kurulmuştur.
10. Dosyada davacı iddiası ile uyumlu olarak; davacı ve eşine ait bir kısım taşınmazların dava konusu taşınmazın satın alımından kısa bir süre önce 3. şahıslara satılıp tapu devir işlemlerinin yapıldığı, bu taşınmazlardan Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, .... Mahallesi, 152 parsel sayılı taşınmazın 12.05.2016 tarihinde dava dışı ...'a 31.000,00 TL bedelle satıldığı, taşınmazı satın alan ...'ın satış günü olan 12.05.2016 tarihinde "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" açıklaması ile 98.000.00 TL parayı davalı adına havale ettiği, Beylikova Asliye Hukuk Mahkemesindeki talimat duruşmasında tanık olarak alınan beyanında ise, "bu tarlayı satma işlemleri ile davalı ... ilgileniyordu. Ben taşınmazı Nisan 2016 tarihinde 100.000,00 TL bedel ile satın aldım. Bu paranın 98.000,00 TL'sini davalı ...'ın banka hesap numarasına havale ettim. 2.000,00 TL'sini de elden yine ...'e kapora olarak vermiştim..." dediği, dosya kapsamında davalının kendisine gönderilen 98.000,00 TL paranın neye istinaden gönderildiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde; Hukuk Muhakemeleri Kanunu 169 uncu maddesi kapsamında davalının isticvap edilerek, dava dışı ... tarafından kendisine gönderilen 98.000,00 TL için beyanının alınması ve sonucuna göre, davacının asıl talebi ile terditli olarak talep ettiği alacak talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosya içeriğine, toplam delillere ve özellikle inançlı işlemin yazılı delil ispat edilemediği, dekontların dava konusu taşınmazlara ilişkin olduğu yönünde bir açıklama içermediğinden delil başlangıcı sayılamayacağı için tanık delili ile de iddianın ispat edilemeyeceğine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma gerekçe ve kararına katılmıyoruz.
KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede taşınmazın rayiç bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının damadı olduğunu, davalının ... (... Yardımlaşma Kurumu) üyesi olduğunu kendisi için ... ... konutlarından taksitle bir konut satın aldığını, ... Kanunu ve uygulamalarına göre, normal şartlarda her üyenin ...'tan konut edinme hakkından bir kez yararlanabildiğini, ancak kurumun ... 2. Etap 1. Faz konutlarının tamamını satamadığını, bu nedenle önceden konut edinip edinmediğine bakılmaksızın bütün üyelerine bu konutlardan ikinci kez satın alabilme hakkı tanıdığını, davalının kayınvalidesi olan davacının, bu hakkını kendisi için kullanmasını davalıdan rica ettiğini, tarafların sözlü anlaşmalarına göre, davacının dava konusu taşınmazın bedelini ...'a ödenmek üzere davalıya ödeyeceği, davalının da kendi adına satın aldığı konutun tapusunu daha sonra davacıya devredeceğini, davacının sorumluluğunu yerine getirdiğini, dava konusu taşınmazın bedelini peşin olarak davalıya ödediğini, davalının bu bedeli ...'a yatırarak dava konusu taşınmazı Aralık 2016 tarihinde satın aldığını, bundan bir kaç ay sonrada tapu tescil işlemlerinin yapıldığını, davacının dava konusu taşınmazın bedelini ödeyebilmek için, Eskişehir ...'da bulunan 2 adet tarlasını, eşinin ... Evlerinde bulunan 3 adet devre mülkünü, Eskişehir'de bulunan 1 evini satmak suretiyle dava konusu taşınmazın satın alma bedelini tedarik ettiğini, davalıya bu bedeli aradaki güven ilişkisi nedeni ile elden ödediğini, davacının 2017 yılı Ağustos ayında dava konusu taşınmaza yerleştiğini, halen burada ikamet ettiğini, ancak davalı tarafından tapunun kendisine verilmediğini, açıklanan nedenlerle davalı adına kayıtlı bulunan İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 8193 ada 220-1 A parsel, zemin kat 4 No.lu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini, davacı vekili daha sonra mahkemeye sunduğu ıslah dilekçesi ile de taleplerinin reddi halinde taşınmazın rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı iddiasının kapsamı ve iddiası ile uyumlu olarak, davacıya ait Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, ... Mahallesi, 152 parselin 12.05.2016 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, tanık beyanı ile gerçekteki satış bedelinin 100.000,00 TL olduğu ve ...'ın 12.05.2016 tarihinde "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" şeklinde açıklamalı olarak 98.000.00 TL'yi davalı adına havale ettiği dikkate alınarak, iş bu havale dekontu delil başlangıcı olarak kabul edilmek suretiyle davacı tarafın tanık dinletme talebinin kabulüne karar verildiği, davacı iddiası, tanık beyanları ve tanık beyanlarını doğrular nitelikte davacıya ait devremülklerin satışına ilişkin tapu kayıtları, dosya içerisine alınan iş bu kayıtlarla uyumlu banka dekontları değerlendirilerek, davaya konu taşınmazın davacının kayınvalidesi namına, dava dışı ... Yardımlaşma Kurumundan mülkiyetinin edinilmesine müteakip davacıya devredilmek üzere satın alındığı anlaşıldığından davanın kabulü ile; dava konusu bağımsız bölümün davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1. Eldeki davanın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde inançlı işleme dayalı alacak talepli bir dava olduğunu,
2. Davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak herhangi bir banka dekontuna, banka kaydına veya ödeme belgesine dayanmadığını, dilekçelerinin herhangi bir yerinde, delil listelerinde, ...'a ait banka dekontundan bahsedilmediğini, buna rağmen yerel mahkemenin 12.05.2016 tarihli "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" şeklinde açıklamalı 98.000.00 TL'lik dekontu yazılı delil başlangıcı kabul ederek, davacının tanık dinletme talebini haksız ve hukuka aykırı şekilde kabul ettiğini ve bu tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurduğunu,
3. Davacının delil olarak dayanmadığı bir belgenin mahkemece hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacının 30.10.2018 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra 12.11.2018 tarihinde yeni delil listesi ibraz ettiğini, süresinden sonra sunulan bu delil listesinin de yargılama da dikkate alınamayacağını,
4. Davacının süresinden sonra sunduğu delil listesine istinaden getirilen banka kayıtlarının hükme esas alınmaması gerektiğini,
5. Davacının, dava konusu taşınmazın alımı için müvekkiline hiçbir şekil ve surette ödeme yapmadığını ve aralarında kesinlikle bir inanç anlaşması olmadığını, davacının davasını ispat edemediğini,
6. Bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için bu belgenin, kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olmasının gerekmesi, dekonta konu parayı gönderenin davacı veya davalı olmaması, para transferinin davacı ile davalı arasında olmaması, dekonttaki açıklamanın dava dışı başka bir taşınmaza ilişkin olması, parayı gönderen ... tarafından EFT notunun yazıldığı hususları dikkate alındığında taraflar arasında bir delil başlangıcı bulunmadığını beyanla; davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından sunulan banka dekontlarının delil başlangıcı olarak değerlendirerek tanıkların dinlendiği ve davanın kabulüne karar verildiği, davalının bankadaki hesabına yatırılan paralara ilişkin dekontların dava konusu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde delil başlangıcı teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde göz ardı edilemeyeceği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202 nci maddesi hükmü gereğince delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğu, dosya içerisinde davalı tarafın elinden çıkmış bir belge bulunmadığı gibi, dava dışı ...'ın davalıya gönderdiği paranın, dava konusu taşınmazla ilgili olduğuna dair dekontta bir açıklama yer almadığı, dosyaya sunulan dekontların dava konusu ile ilgisinin ispat edilemediği anlaşıldığından bu kayıtların delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının inançlı temlik sözleşmesini delil veya delil başlangıcı ile kanıtlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı gibi ıslah dilekçesinde delil listesini ıslah ettiğine dair bir beyanının da bulunmadığı anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esasa ilişkin yeni hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu,
2. Dosya kapsamında, davacı ve eşine ait bir takım taşınmazların satışının yapıldığı ve bir kısım paraların davalının hesabına yatırıldığının sabit olduğu, bu işlemlerin dava konusu taşınmazın tescilinden hemen önce yapıldığı,
3. Dava dışı ... tarafından davalıya gönderilen 98.000,00 TL meblağlı banka dekontunun delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiği,
4. Tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği taktirde ikinci kademede talep ettikleri taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili talepleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede taşınmazın rayiç değerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı HMK'nın 33 üncü maddesine göre, "Hâkim, Türk hukukunu resen uygular." Bu ilke uyarınca, hâkim taraflar arasındaki uyuşmazlığı, taraflarca getirilen vakıalara hukuk normunu uygulayarak sona erdirir. Hâkim, ihtilafa yönelik hukuk kurallarını araştırma ve vakıalara bu kuralları uygulama ile ödevlidir.
2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
3. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
4. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
6. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
7. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.).
8. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
9. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı, davalı ile yaptıkları sözlü anlaşma gereği, dava konusu taşınmaz için ödenen paraların kendisi tarafından elden davalıya ödendiğini ve yine bir kısım paranın da dava dışı ... tarafından davalıya gönderildiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince dava dışı ... tarafından davalıya gönderilen para dekontu delil başlangıcı kabul edilerek tanık dinlenmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin ilgili kararı istinaf etmesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince ... tarafından davalıya gönderilen para dekontunun delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle hüküm kaldırılmış ve davanın reddine yönelik yeni hüküm kurulmuştur.
10. Dosyada davacı iddiası ile uyumlu olarak; davacı ve eşine ait bir kısım taşınmazların dava konusu taşınmazın satın alımından kısa bir süre önce 3. şahıslara satılıp tapu devir işlemlerinin yapıldığı, bu taşınmazlardan Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, .... Mahallesi, 152 parsel sayılı taşınmazın 12.05.2016 tarihinde dava dışı ...'a 31.000,00 TL bedelle satıldığı, taşınmazı satın alan ...'ın satış günü olan 12.05.2016 tarihinde "... 152 parsel numaralı arsa bedeli" açıklaması ile 98.000.00 TL parayı davalı adına havale ettiği, Beylikova Asliye Hukuk Mahkemesindeki talimat duruşmasında tanık olarak alınan beyanında ise, "bu tarlayı satma işlemleri ile davalı ... ilgileniyordu. Ben taşınmazı Nisan 2016 tarihinde 100.000,00 TL bedel ile satın aldım. Bu paranın 98.000,00 TL'sini davalı ...'ın banka hesap numarasına havale ettim. 2.000,00 TL'sini de elden yine ...'e kapora olarak vermiştim..." dediği, dosya kapsamında davalının kendisine gönderilen 98.000,00 TL paranın neye istinaden gönderildiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde; Hukuk Muhakemeleri Kanunu 169 uncu maddesi kapsamında davalının isticvap edilerek, dava dışı ... tarafından kendisine gönderilen 98.000,00 TL için beyanının alınması ve sonucuna göre, davacının asıl talebi ile terditli olarak talep ettiği alacak talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosya içeriğine, toplam delillere ve özellikle inançlı işlemin yazılı delil ispat edilemediği, dekontların dava konusu taşınmazlara ilişkin olduğu yönünde bir açıklama içermediğinden delil başlangıcı sayılamayacağı için tanık delili ile de iddianın ispat edilemeyeceğine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma gerekçe ve kararına katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.