Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/4161 K.2024/4152
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1805 E., 2023/1162 K.
KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/451 E., 2020/229 K.
Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, davalı adına tapuya kayıtlı olan taşınmazı, önceki zilyedi ...’ın mirasçısı ... ve noter tarafından düzenlenmiş 11.01.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle devraldığını, üzerinde bulunan oda ve ahırı tadil ederek çay ocağı ve berber dükkanı olarak kullandığını, taşınmazın vergilerini de kendisinin ödediğini belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiş, davacının yargılama sırasında ölümüyle mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur.
II. CEVAP
Davalı, yargılama sırasındaki beyanlarında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacılar taşınmazı tahsis hakkı sahibi olan ... mirasçısından devraldığını iddia etmiş ise de, taşınmazın beyanlar hanesinde 2981 sayılı Yasa gereğince tahsis belgesi verilemeyeceğine dair şerh bulunduğu, 2981 sayılı Yasadaki tahsis hakkına dayalı edinme koşullarının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halen trafo binasının bulunduğu ve fiilen davalı tarafından kullanıldığı, davacıların dava konusu 95 parselin 48,50 m2 kısmını talep ettiği anlaşılmakla beraber bu taşınmazın çok önceden beri tapuda kayıtlı olduğu, TMK 713/2 maddesindeki olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hükümlerinin somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvurusunda, ... tarafından dava konusu 1612 ada 95 parselde bulunan bir kısım taşınmazın zilyetliğinin satış vaadi sözleşmesiyle devralındığını, bina vergilerinin eklemeli olarak 1970'li yıllardan beri devreden ve taraflarınca ödendiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, önceki zilyede 2981 sayılı Yasa uyarınca işlemleri tamamladığı halde tahsis yapılmadığını, tapu kaydında tahsis edilemez beyanı bulunmasının kazanmaya engel olmadığını, davalı kurumun ve öncesi TEK Genel Müdürlüğü'nün yazılarının tahsisi engelleyici olamayacağını, taşınmaz üzerinde bulunan çay ocağı ve berber olarak kullanılan binanın davacıların zilyetliğinde olduğunu, önceki zilyedin imar affı müracaatıyla beraber düşünüldüğünde, tapunun vekil edenlerine tahsisi gerektiğini, trafo yapıldığı tarihten sonra dahi zilyetliğin kesintiye uğramadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz bölümünün dahilinde bulunduğu 1612 ada 95 parselin zilyetliğin devralındığı ileri sürülen tarihte ve halen tapuya kayıtlı olduğuna, tapuya kayıtlı taşınmazların kural olarak zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmadığına, TMK'nın 713/2 maddesinde yazılı nedenler davada ileri sürülmediğine ve gerçekleşmediğine, davacıların dayanak satış vaadi sözleşmesinin şahsi hak niteliğinde olup, tarafı olmayan kayıt malikine ileri sürülemeyeceğine, davada mevcut bir tahsis kararına da dayanılmadığına göre, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
SAYISI: 2021/1805 E., 2023/1162 K.
KARAR: Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/451 E., 2020/229 K.
Taraflar arasındaki zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, davalı adına tapuya kayıtlı olan taşınmazı, önceki zilyedi ...’ın mirasçısı ... ve noter tarafından düzenlenmiş 11.01.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle devraldığını, üzerinde bulunan oda ve ahırı tadil ederek çay ocağı ve berber dükkanı olarak kullandığını, taşınmazın vergilerini de kendisinin ödediğini belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiş, davacının yargılama sırasında ölümüyle mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur.
II. CEVAP
Davalı, yargılama sırasındaki beyanlarında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacılar taşınmazı tahsis hakkı sahibi olan ... mirasçısından devraldığını iddia etmiş ise de, taşınmazın beyanlar hanesinde 2981 sayılı Yasa gereğince tahsis belgesi verilemeyeceğine dair şerh bulunduğu, 2981 sayılı Yasadaki tahsis hakkına dayalı edinme koşullarının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde halen trafo binasının bulunduğu ve fiilen davalı tarafından kullanıldığı, davacıların dava konusu 95 parselin 48,50 m2 kısmını talep ettiği anlaşılmakla beraber bu taşınmazın çok önceden beri tapuda kayıtlı olduğu, TMK 713/2 maddesindeki olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hükümlerinin somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvurusunda, ... tarafından dava konusu 1612 ada 95 parselde bulunan bir kısım taşınmazın zilyetliğinin satış vaadi sözleşmesiyle devralındığını, bina vergilerinin eklemeli olarak 1970'li yıllardan beri devreden ve taraflarınca ödendiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, önceki zilyede 2981 sayılı Yasa uyarınca işlemleri tamamladığı halde tahsis yapılmadığını, tapu kaydında tahsis edilemez beyanı bulunmasının kazanmaya engel olmadığını, davalı kurumun ve öncesi TEK Genel Müdürlüğü'nün yazılarının tahsisi engelleyici olamayacağını, taşınmaz üzerinde bulunan çay ocağı ve berber olarak kullanılan binanın davacıların zilyetliğinde olduğunu, önceki zilyedin imar affı müracaatıyla beraber düşünüldüğünde, tapunun vekil edenlerine tahsisi gerektiğini, trafo yapıldığı tarihten sonra dahi zilyetliğin kesintiye uğramadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz bölümünün dahilinde bulunduğu 1612 ada 95 parselin zilyetliğin devralındığı ileri sürülen tarihte ve halen tapuya kayıtlı olduğuna, tapuya kayıtlı taşınmazların kural olarak zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmadığına, TMK'nın 713/2 maddesinde yazılı nedenler davada ileri sürülmediğine ve gerçekleşmediğine, davacıların dayanak satış vaadi sözleşmesinin şahsi hak niteliğinde olup, tarafı olmayan kayıt malikine ileri sürülemeyeceğine, davada mevcut bir tahsis kararına da dayanılmadığına göre, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.