Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/6253 K.2012/10136
Özet: Uyuşmazlık, davacının idare tarafından sunulan hizmetten yararlanmadığını iddia ederek haksız fiil ve atıksu bedeli istirdat istemiyle ilgilidir; mahkeme, eksik delil ve araştırma nedeniyle kararın iptalini, ödenen harcın iadesini ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesini hükmeder.
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 18.12.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı ... Gıda Ür. San.ve Tic. A.Ş.vekili Av.... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan bir başka deyişle atıksu bedeli olarak haksız ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkartarak kullanan kişinin fiili, kaçak su kullanma olarak değerlendirilemez. Ancak, kişinin bina ya da işletmede kullandığı kuyu suyu kadar atık su ürettiği, atık suların uzaklaştırılması konusunda verilen hizmetlerden yararlanması ve atık suları kanalizasyon şebekesi vasıtasıyla binadan uzaklaştırması halinde de, tarife ile belirlenen atık su bedelinden sorumlu tutulması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda davacı taraf davalı idare tarafından sunulan hizmetten yararlanmadığını öne sürmüş ise de mahkemece bu sav üzerinde yeterince durulmadan açık bir anlatımla kuyu suyunun kullanıldığı fabrika binasının davalı kurum tarafından verilen hizmetlerden yararlanıp yararlanmadığı araştırılıp soruşturulmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Deliller tümüyle toplanmadan eksik araştırma ve soruşturmayla hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözönünde tutulmak suretiyle, mahkemece öncelikle taraflardan sorularak ve gerekirse mahallinde keşif yapılarak kuyu suyunun kullanıldığı işyerinin bulunduğu yerde atık su bedeli tahakkuk tarihi itibariyle (13.05.2009) kanalizasyon şebekesi bulunup bulunmadığı, varsa işyerinin kanalizasyon şebekesine bağlı olup olmadığı, kullanılan suların işyerinden ne şekilde uzaklaştırıldığı araştırılıp soruşturulmalı, bu cümleden olarak atıksu bağlantısı yapıldığı öne sürülen 12 KM uzunluğundaki kanal (kolektör) hattının borç tahakkuk tarihindeki hukuki mahiyeti açıklığa kavuşturularak davalı kurumla olan ilgisi belirlenmeli, davacının atık suların uzaklaştırılması konusunda davalı kurum hizmetlerden yararlandığının saptanması halinde, davanın istirdat istemine ilişkin olduğu gözetilmek suretiyle dosya yeniden bilirkişiye verilerek davalının sorumlu tutulabileceği atık su bedelinin hesaplanması için ek rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece böyle bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf yararına taktir ve tespit olunan 900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan bir başka deyişle atıksu bedeli olarak haksız ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; kendi taşınmazındaki kuyudan su çıkartarak kullanan kişinin fiili, kaçak su kullanma olarak değerlendirilemez. Ancak, kişinin bina ya da işletmede kullandığı kuyu suyu kadar atık su ürettiği, atık suların uzaklaştırılması konusunda verilen hizmetlerden yararlanması ve atık suları kanalizasyon şebekesi vasıtasıyla binadan uzaklaştırması halinde de, tarife ile belirlenen atık su bedelinden sorumlu tutulması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda davacı taraf davalı idare tarafından sunulan hizmetten yararlanmadığını öne sürmüş ise de mahkemece bu sav üzerinde yeterince durulmadan açık bir anlatımla kuyu suyunun kullanıldığı fabrika binasının davalı kurum tarafından verilen hizmetlerden yararlanıp yararlanmadığı araştırılıp soruşturulmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Deliller tümüyle toplanmadan eksik araştırma ve soruşturmayla hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözönünde tutulmak suretiyle, mahkemece öncelikle taraflardan sorularak ve gerekirse mahallinde keşif yapılarak kuyu suyunun kullanıldığı işyerinin bulunduğu yerde atık su bedeli tahakkuk tarihi itibariyle (13.05.2009) kanalizasyon şebekesi bulunup bulunmadığı, varsa işyerinin kanalizasyon şebekesine bağlı olup olmadığı, kullanılan suların işyerinden ne şekilde uzaklaştırıldığı araştırılıp soruşturulmalı, bu cümleden olarak atıksu bağlantısı yapıldığı öne sürülen 12 KM uzunluğundaki kanal (kolektör) hattının borç tahakkuk tarihindeki hukuki mahiyeti açıklığa kavuşturularak davalı kurumla olan ilgisi belirlenmeli, davacının atık suların uzaklaştırılması konusunda davalı kurum hizmetlerden yararlandığının saptanması halinde, davanın istirdat istemine ilişkin olduğu gözetilmek suretiyle dosya yeniden bilirkişiye verilerek davalının sorumlu tutulabileceği atık su bedelinin hesaplanması için ek rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece böyle bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgilisine iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf yararına taktir ve tespit olunan 900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.