Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/6033 K.2012/6690
Özet: Uyuşmazlık konusu, 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin davacı adına yapılması ve bu tespitin gerçeğe aykırı olması nedeniyle davacının tespit düzeltme talebidir; mahkeme, davacının hukuki yararı olduğunu kabul ederek karar düzeltme ilamını ortadan kaldırıp, orijinal kararı bozar ve harcı iade eder.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün ONANMASINA ilişkin olarak daireden verilen 06.03.2012 gün ve 2011/3044-2012/113 E.K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı 320,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve taşınmaz üzerindeki camii ve imamevinin köy tüzel kişiliğine ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek sureti ile davacı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın vakıf malı olmadığını, davalı köy tüzel kişiliğine ait hizmet malı olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın hukuki yarar ve husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine mahkeme hükmü Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Mahkeme kararında her ne kadar, kadastro tespitinin davacı adına yapılması nedeniyle, davacının tespite itiraz davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından söz edilmiş ise de bu görüş isabetli değildir.
Kadastro davaları kural olarak tespit malikine karşı açılır. Ancak; birçok kuralın olduğu gibi bu kuralın da istisnaları vardır. Örneğin, kadastro tespit tutanağında malikin soyadı veya baba adının yanlış yazılması durumlarında tespit malikinin de tespite karşı dava açabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.
Somut olayda, taşınmaz üzerinde bulunan camii ve imamevinin bakım ve işletme giderleri yönünden adına tespit yapılan davacı bakımından külfetler ve sorumluluklar doğurabileceği açıktır.
Davacının bu külfetleri ve sorumlulukları dikkate alarak gerçeğe aykırı tespitin düzeltilmesini istemekte hukuki yararı vardır. Kadastro tespitinin gerçeğe aykırı yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Nitekim davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, mahkemede, davaya konu camiinin kendilerine ait olduğunu açıkça kabul ve ifade etmiştir. Kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde de taşınmaz üzerinde bulunan camii ve imamevinin köy tüzel kişiliğine ait olduğu vurgulanmıştır.
Bu saptamalar karşısında kadastro tespitinin davalı köy tüzel kişiliği adına yapılması gerekirken, gerçeğe aykırı olarak davacı adına tespit yapılması yanlış olmuştur. Davacının bu yanlışlığı önlemek için dava açmasını engellemek hak kaybına yol açacaktır. Davacı, idarenin yaptığı yanlışlığı kabullenmek zorunda değildir.
Mahkemece açıklanan bu olgular gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekirken, oyçokluğu ile onandığı anlaşılmakla bu kez davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 06.03.2012 gün ve 2011/3044-2012/1513 E.K sayılı ilamın ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan gerekçeler ile mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.10.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı taraf dava konusu kendi adına tespit gören 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olmayan davalı ...'ni hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca davacının kendi adına tespit edilen taşınmaza yönelik olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava da bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan cami halen faal olarak kullanılan köy camisi olup, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesinde öngörülen hizmet mallarından sayılacağından, kuşkusuz davalı ... Kişiliğinin hüküm kesinleştikten sonra 10 yıllık hakdüşürücü süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açma ... mahfuz bulunmaktadır.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan kararda bir isabetsizlik bulunamadığından davacı ...'nün yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Kadastro sırasında dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı 320,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ve taşınmaz üzerindeki camii ve imamevinin köy tüzel kişiliğine ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek sureti ile davacı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın vakıf malı olmadığını, davalı köy tüzel kişiliğine ait hizmet malı olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın hukuki yarar ve husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine mahkeme hükmü Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Mahkeme kararında her ne kadar, kadastro tespitinin davacı adına yapılması nedeniyle, davacının tespite itiraz davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından söz edilmiş ise de bu görüş isabetli değildir.
Kadastro davaları kural olarak tespit malikine karşı açılır. Ancak; birçok kuralın olduğu gibi bu kuralın da istisnaları vardır. Örneğin, kadastro tespit tutanağında malikin soyadı veya baba adının yanlış yazılması durumlarında tespit malikinin de tespite karşı dava açabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.
Somut olayda, taşınmaz üzerinde bulunan camii ve imamevinin bakım ve işletme giderleri yönünden adına tespit yapılan davacı bakımından külfetler ve sorumluluklar doğurabileceği açıktır.
Davacının bu külfetleri ve sorumlulukları dikkate alarak gerçeğe aykırı tespitin düzeltilmesini istemekte hukuki yararı vardır. Kadastro tespitinin gerçeğe aykırı yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Nitekim davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, mahkemede, davaya konu camiinin kendilerine ait olduğunu açıkça kabul ve ifade etmiştir. Kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesinde de taşınmaz üzerinde bulunan camii ve imamevinin köy tüzel kişiliğine ait olduğu vurgulanmıştır.
Bu saptamalar karşısında kadastro tespitinin davalı köy tüzel kişiliği adına yapılması gerekirken, gerçeğe aykırı olarak davacı adına tespit yapılması yanlış olmuştur. Davacının bu yanlışlığı önlemek için dava açmasını engellemek hak kaybına yol açacaktır. Davacı, idarenin yaptığı yanlışlığı kabullenmek zorunda değildir.
Mahkemece açıklanan bu olgular gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekirken, oyçokluğu ile onandığı anlaşılmakla bu kez davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 06.03.2012 gün ve 2011/3044-2012/1513 E.K sayılı ilamın ORTADAN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan gerekçeler ile mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.10.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı taraf dava konusu kendi adına tespit gören 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olmayan davalı ...'ni hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca davacının kendi adına tespit edilen taşınmaza yönelik olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava da bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan cami halen faal olarak kullanılan köy camisi olup, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesinde öngörülen hizmet mallarından sayılacağından, kuşkusuz davalı ... Kişiliğinin hüküm kesinleştikten sonra 10 yıllık hakdüşürücü süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açma ... mahfuz bulunmaktadır.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan kararda bir isabetsizlik bulunamadığından davacı ...'nün yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.