Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/5829 K.2012/8991
Özet: Uyuşmazlık, davacının tahakkuk ettirilen bedelin borçlu olmadığına dair istirdat talebine ilişkin bilirkişinin raporunun eksik ve denetime elverişli olmaması nedeniyle kararın hatalı olduğu iddiasıdır. Mahkeme, bu eksiklikler nedeniyle kararı davacı yararına bozmuş, ödenen harcı iade etmiş ve temyiz itirazlarını kabul etmiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
1) İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen gerekçelere göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) HMK’nun 266. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder (HMK m. 282). HMK’nun 281. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davacı, hakkında tahakkuk ettirilen bedel nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi dosyadaki bilgi ve belgelerin içeriğini yazmış yine İSKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 36.2 ve 36.4.2 maddelerine atıfta bulunmuş ve davacının fatura tutarı kadar borçlu olduğu sonucuna varmıştır. Raporda hangi veriler kullanılmak suretiyle alacağın bu tutar olduğu açıklanmamış ve sadece fatura içeriğinin doğru olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Mahkemece denetime elverişli olmayan bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Denetime elverişli olmayan rapor benimsenerek karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alındığında, davacının sorumlu olduğu tutarın belirlenebilmesi için konusunda uzman yeni bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, temyiz eden davacının temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
1) İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen gerekçelere göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) HMK’nun 266. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder (HMK m. 282). HMK’nun 281. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davacı, hakkında tahakkuk ettirilen bedel nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi dosyadaki bilgi ve belgelerin içeriğini yazmış yine İSKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 36.2 ve 36.4.2 maddelerine atıfta bulunmuş ve davacının fatura tutarı kadar borçlu olduğu sonucuna varmıştır. Raporda hangi veriler kullanılmak suretiyle alacağın bu tutar olduğu açıklanmamış ve sadece fatura içeriğinin doğru olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Mahkemece denetime elverişli olmayan bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Denetime elverişli olmayan rapor benimsenerek karar verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alındığında, davacının sorumlu olduğu tutarın belirlenebilmesi için konusunda uzman yeni bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, temyiz eden davacının temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.