Yargıtay 7. Hukuk Dairesi İcra ve İflas Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/5072 K.2012/9501
Özet: Uyuşmazlık, doğalgaz aboneliğinin serbest tüketici abonesi olarak tespiti ve fazla ödenen bedelin iadesi taleplerine ilişkin bir davadır; mahkeme, tarafların duruşmalara katılım eksikliği ve harçların tamamlanmaması nedeniyle dosyayı işlemden kaldırarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Mahkemenin sonucu, davacının talebinin reddedilmesi ve dosyanın işlemden kaldırılmasıdır.
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 11.12.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı ... vekili Av.... ...(...) ile karşı taraftan davalı ... Ş. vekili Av.... ... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Dava, doğalgaz aboneliğinin serbest tüketici abonesi olarak tespiti ve fazla ödenen bedelin istirdadı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK’nun 409. maddesinin ilk fıkrasında, oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde davanın yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, son fıkrası hükmünde de, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kaydın kapatılacağı açıklanmıştır. Yine yeni usul kanununda da aynı şekilde düzenlemeye gidilmiş, HMK'nun 150. maddesinin 1. fıkrasında, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği; aynı maddenin 6. fıkrasında ise, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı, aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağı vurgulanmıştır.
Ayrıca, Harçlar Kanunu’nun noksan tespit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi başlıklı 30. maddesi “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince, mahkemece davacının 30.06.2011 ve 11.10.2011 tarihli celselere gelmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, son olarak da 22.02.2012 tarihindeki oturum gününde davacı taraf katılmış ise de, Harçlar Kanunu 30. maddesi gereği harç tamamlanıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, HMK'nun 150. maddesine göre ilk yenilemeden sonra dosyanın birden fazla işlemden kaldırılması mümkün olmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Gerek eski HUMK, gerekse yeni HMK, dosyanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağını, aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği şeklinde düzenleme getirmiştir. 22.02.2012 tarihindeki oturum gününde davacı tarafın hazır bulunduğu dikkate alındığında, dosyanın takipsiz bırakılmadığı kuşkusuzdur. Bu nedenle HUMK'nun 409, HMK'nun 150. maddeleri hükmünde öngörülen açılmamış sayılmaya ilişkin koşulların gerçekleştiğinden söz edilemez. Öte yandan, mahkemece muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde, 22.02.2012 tarihli celse için muhakemeye devam olunması, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlatılması için kesin süre verilmesi gerekirken, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uygulamasına uygun düşmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harcının ise istek halinde davacı tarafa iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdir ve tespit olunan 900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava, doğalgaz aboneliğinin serbest tüketici abonesi olarak tespiti ve fazla ödenen bedelin istirdadı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK’nun 409. maddesinin ilk fıkrasında, oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde davanın yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, son fıkrası hükmünde de, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kaydın kapatılacağı açıklanmıştır. Yine yeni usul kanununda da aynı şekilde düzenlemeye gidilmiş, HMK'nun 150. maddesinin 1. fıkrasında, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği; aynı maddenin 6. fıkrasında ise, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı, aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağı vurgulanmıştır.
Ayrıca, Harçlar Kanunu’nun noksan tespit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi başlıklı 30. maddesi “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince, mahkemece davacının 30.06.2011 ve 11.10.2011 tarihli celselere gelmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, son olarak da 22.02.2012 tarihindeki oturum gününde davacı taraf katılmış ise de, Harçlar Kanunu 30. maddesi gereği harç tamamlanıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, HMK'nun 150. maddesine göre ilk yenilemeden sonra dosyanın birden fazla işlemden kaldırılması mümkün olmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Gerek eski HUMK, gerekse yeni HMK, dosyanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağını, aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği şeklinde düzenleme getirmiştir. 22.02.2012 tarihindeki oturum gününde davacı tarafın hazır bulunduğu dikkate alındığında, dosyanın takipsiz bırakılmadığı kuşkusuzdur. Bu nedenle HUMK'nun 409, HMK'nun 150. maddeleri hükmünde öngörülen açılmamış sayılmaya ilişkin koşulların gerçekleştiğinden söz edilemez. Öte yandan, mahkemece muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde, 22.02.2012 tarihli celse için muhakemeye devam olunması, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlatılması için kesin süre verilmesi gerekirken, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uygulamasına uygun düşmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen temyiz harcının ise istek halinde davacı tarafa iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdir ve tespit olunan 900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.