Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/4952 K.2012/8806
Özet: (1) Taraflar arasında 118 ada 13 parsel sayılı taşınmazın miras yoluyla gelen hakları ve pay dağılımı konusunda uyuşmazlık vardı; (2) Mahkeme, taşınmazın tespit malikleri davacı ile davalı adına 1/2 paylarla tespit edilmesini ve kararının temyizle bozulmasını hükmederek, ilgili harçların iadesini kararlaştırdı.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 118 ada 13 parsel sayılı 7636,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Kadastro komisyonunca davalılar ..., ... ile davacı ... adına 1/3 paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit malikleri davacı ... ile davalı ... adına 1/2 paylar ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava ve temyize konu 118 ada 13 parsel sayılı taşınmaz hakkında bu dava haricinde başka bir dosyada da dava bulunduğu Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan Kadastro Mahkemesinin 2006/441,2010/242 E-K. sayılı dava dosyasından anlaşılmıştır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davaların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu sağlıklı bir sonuca varmanın, dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın saptanan niteliği de dikkate alınarak aynı taşınmaz hakkında açılan dava dosyaları 6100 Sayılı HMK'nun 166 ve devamı maddeleri uyarınca yöntemine uygun şekilde birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca her ne kadar hükmü temyiz eden davalı ... yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını talep etmiş ise de; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun 436. maddesine göre kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde kararın düzeltilerek onanabileceği, ancak esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmekle somut olay bu yasal düzenleme kapsamında ele alındığında; mahkemenin hükmü ile komisyonca yapılan tespitte taraflar açısından belirlenen payların değiştirildiği, söz konusu pay değişikliğinin davanın bir kısım tarafları açısından lehe bir kısım taraflar açısından ise aleyhe olduğu, bu halde ise mahkemenin hükmünde yapılacak bir değişiklik veya düzeltmenin kararın esasına etkili olacağı aşikardır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı Muhitin Gül'e iadesine, 04.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 118 ada 13 parsel sayılı 7636,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Kadastro komisyonunca davalılar ..., ... ile davacı ... adına 1/3 paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit malikleri davacı ... ile davalı ... adına 1/2 paylar ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava ve temyize konu 118 ada 13 parsel sayılı taşınmaz hakkında bu dava haricinde başka bir dosyada da dava bulunduğu Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan Kadastro Mahkemesinin 2006/441,2010/242 E-K. sayılı dava dosyasından anlaşılmıştır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davaların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu sağlıklı bir sonuca varmanın, dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın saptanan niteliği de dikkate alınarak aynı taşınmaz hakkında açılan dava dosyaları 6100 Sayılı HMK'nun 166 ve devamı maddeleri uyarınca yöntemine uygun şekilde birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca her ne kadar hükmü temyiz eden davalı ... yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasını talep etmiş ise de; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun 436. maddesine göre kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde kararın düzeltilerek onanabileceği, ancak esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı düzenlenmekle somut olay bu yasal düzenleme kapsamında ele alındığında; mahkemenin hükmü ile komisyonca yapılan tespitte taraflar açısından belirlenen payların değiştirildiği, söz konusu pay değişikliğinin davanın bir kısım tarafları açısından lehe bir kısım taraflar açısından ise aleyhe olduğu, bu halde ise mahkemenin hükmünde yapılacak bir değişiklik veya düzeltmenin kararın esasına etkili olacağı aşikardır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı Muhitin Gül'e iadesine, 04.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.