Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/4886 K.2012/5411
Özet: (1) Taraflar arasında 138 ada 27 parsel sayılı taşınmazın hangi kısmının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin uyuşmazlık; (2) Mahkeme, taşınmazın 417,72 m²’lik bölümünü Hazine adına tescil ederken kalan 860,76 m²’yi de tespit gibi tapuya tescil etmeye karar vererek davayı kısmen kabul etti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 138 ada 27 parsel sayılı 1278,48 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve bağışlamaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 417,72 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, geriye kalan 860,76 m² yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 138 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.11.2011 günlü rapor ve haritada gösterilen 860,76 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 113 sayılı tapu kaydı ile dayanak kaydın haritası kapsamında kalmadığı, ancak taşınmazın 417,72 m² yüzölçümündeki bölümünün bölgede 1962 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan pafta kapsamında kalıp 119 parsel sayısı alarak Aralık 1962 tarih 114 sayısı ile tapuya bağlandığı, tapu kaydındaki açıklamaya göre taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı belirtilmekle bu nitelikte taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmayan 860,76 m² yüzölçümlü bölümü üzerinde ise tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine ile davalı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın bir bölümünün davacı Hazine adına tesciline karar verildiği halde kabul edilen bu bölümün hangi ada ve parsel numarası ile tapuya tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratılması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” yasal düzenlemesine rağmen davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunması dahi isabetsiz; davacı Hazine ile davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2 nolu bendinin 2. satırında yazılı bulunan “ iptali ile “ sözlerinden sonra gelmek üzere araya “ aynı adanın son parsel numarası verilerek” sözlerinin yazılmasına, ayrıca hükmün 3,4,5 ve 6 nolu bentlerinin hüküm yerinden tamamen çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak " Davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, ayrıca davacı Hazine lehine 3402 Sayılı Kadastro Kanun'unun 36/A maddesine göre vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalı taraftan alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 04.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 138 ada 27 parsel sayılı 1278,48 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve bağışlamaya dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 417,72 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, geriye kalan 860,76 m² yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 138 ada 27 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.11.2011 günlü rapor ve haritada gösterilen 860,76 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 113 sayılı tapu kaydı ile dayanak kaydın haritası kapsamında kalmadığı, ancak taşınmazın 417,72 m² yüzölçümündeki bölümünün bölgede 1962 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan pafta kapsamında kalıp 119 parsel sayısı alarak Aralık 1962 tarih 114 sayısı ile tapuya bağlandığı, tapu kaydındaki açıklamaya göre taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı belirtilmekle bu nitelikte taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalmayan 860,76 m² yüzölçümlü bölümü üzerinde ise tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine ile davalı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın bir bölümünün davacı Hazine adına tesciline karar verildiği halde kabul edilen bu bölümün hangi ada ve parsel numarası ile tapuya tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratılması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” yasal düzenlemesine rağmen davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunması dahi isabetsiz; davacı Hazine ile davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2 nolu bendinin 2. satırında yazılı bulunan “ iptali ile “ sözlerinden sonra gelmek üzere araya “ aynı adanın son parsel numarası verilerek” sözlerinin yazılmasına, ayrıca hükmün 3,4,5 ve 6 nolu bentlerinin hüküm yerinden tamamen çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak " Davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, ayrıca davacı Hazine lehine 3402 Sayılı Kadastro Kanun'unun 36/A maddesine göre vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalı taraftan alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 04.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.