Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/4788 K.2012/7140
Özet: Uyuşmazlık, davacı ve davalı tarafların çeşitli parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki tapu kayıtları ve miras haklarıyla ilgili anlaşmazlığı içeriyor; mahkeme, bu taşınmazların tapu kayıtlarının geçerliliği ve kök mirasçıdan gelip gelmediğini yeterince araştırmadan karar vermiş. Mahkemenin sonucu, bazı parsellerin davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kaldığını, diğerlerinin ise kök miras bırakanı …’ten geldiğinin kanıtlanamadığını belirterek, eksik araştırma nedeniyle hüküm verilemeyeceğini ve daha kapsamlı inceleme yapılması gerektiğini ifade etmiş.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı ... ve arkadaşları, ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacılardan ...'ün temyizi dava konusu 101 ada 265, 333, 436, 477, 102 ada 53, 88, 112 ada 85, 92, 177 ada 4 ve 183 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili hükme, davalılardan ... ve arkadaşlarının temyizi 101 ada 334 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme, davalı ...'ın temyizi 102 ada 115 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili verilen hükme ve davalılardan ...'in temyizi ise 172 ada 29 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlardan 101 ada 265, 333, 334, 102 ada 115, 112 ada 85, 92, 172 ada 29 ve 177 ada 4 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmazlardan 101 ada 436, 477, 102 ada 53, 88 ve 183 ada 21 parsel sayılı taşınmazların ise davacı tarafın kök miras bırakanı ...'ten geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Öte yandan; tapu kapsamında kalmadığı belirtilen taşınmazların da öncesinin kime ait olduğu, kime ne şekilde intikal ettiği, miras malı olup olmadığı, miras malı ise paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kimin payına düştüğü, kim tarafından zilyet edildiği tam olarak araştırılmamış, dava konusu taşınmazların tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tutanak bilirkişileri de keşif mahallinde dinlenilmek suretiyle çelişki giderilmemiş, davacılardan ...'in 03.05.2005 tarihli davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçesi değerlendirilmediği gibi, Körfez Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.09.2001 tarih 1998/565-435 E.K. Sayılı dava dosyası getirtilerek taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durulmamıştır. Eksik araştırma ile hüküm verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu T. Evvel 1298 tarih 54, 68, 99, 67, 66, 65, 70, 61, 60, 62, 62, 55, 64, 63, 59, 58 ve 65 sayılı sicillerden gelen sırasıyla Eylül 1305 D. 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92 ve 93 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden, 101 ada 334, 102 ada 115 ve 172 ada 29 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu ileri sürülen vergi kayıtları merciinden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, tapu maliki ...'in 1909 yılında ölmüş olması nedeniyle terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabii olduğu gözönüne alınmalı, öte yandan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükümlerinin zilyet davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde; taşınmazların öncesinde davacılardan ...'in miras bırakanı ...'den mi yoksa davacılar ile bir kısım davalıların da ortak miras bırakanı olan ...'ten mi kaldığı belirlenmeli, ortak miras bırakan ...'ten kaldığının anlaşılması halinde öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çelişmesi nedeniyle tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tesbit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, davacılardan ...'in miras bırakanı ...'den kaldığının belirlenmesi halinde davacılar ... ve ... ile davacı ... arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmayacağı ve aradaki ihtilafın zilyetlik hükümlerine çözümleneceği gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, davacılardan ...'in 03.05.2005 tarihli davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçesi değerlendirilerek kapsamı belirlenmeli, Körfez Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.09.2001 tarih 1998/565-435 E.K. Sayılı dava dosyası getirtilerek taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılardan ... ile davalılardan ... ve arkadaşları, ... ve ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililerine iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Davacılardan ...'ün temyizi dava konusu 101 ada 265, 333, 436, 477, 102 ada 53, 88, 112 ada 85, 92, 177 ada 4 ve 183 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili hükme, davalılardan ... ve arkadaşlarının temyizi 101 ada 334 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme, davalı ...'ın temyizi 102 ada 115 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili verilen hükme ve davalılardan ...'in temyizi ise 172 ada 29 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlardan 101 ada 265, 333, 334, 102 ada 115, 112 ada 85, 92, 172 ada 29 ve 177 ada 4 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmazlardan 101 ada 436, 477, 102 ada 53, 88 ve 183 ada 21 parsel sayılı taşınmazların ise davacı tarafın kök miras bırakanı ...'ten geldiğinin kanıtlanamadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Öte yandan; tapu kapsamında kalmadığı belirtilen taşınmazların da öncesinin kime ait olduğu, kime ne şekilde intikal ettiği, miras malı olup olmadığı, miras malı ise paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kimin payına düştüğü, kim tarafından zilyet edildiği tam olarak araştırılmamış, dava konusu taşınmazların tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tutanak bilirkişileri de keşif mahallinde dinlenilmek suretiyle çelişki giderilmemiş, davacılardan ...'in 03.05.2005 tarihli davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçesi değerlendirilmediği gibi, Körfez Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.09.2001 tarih 1998/565-435 E.K. Sayılı dava dosyası getirtilerek taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durulmamıştır. Eksik araştırma ile hüküm verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu T. Evvel 1298 tarih 54, 68, 99, 67, 66, 65, 70, 61, 60, 62, 62, 55, 64, 63, 59, 58 ve 65 sayılı sicillerden gelen sırasıyla Eylül 1305 D. 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92 ve 93 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden, 101 ada 334, 102 ada 115 ve 172 ada 29 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu ileri sürülen vergi kayıtları merciinden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, tapu maliki ...'in 1909 yılında ölmüş olması nedeniyle terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabii olduğu gözönüne alınmalı, öte yandan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükümlerinin zilyet davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde; taşınmazların öncesinde davacılardan ...'in miras bırakanı ...'den mi yoksa davacılar ile bir kısım davalıların da ortak miras bırakanı olan ...'ten mi kaldığı belirlenmeli, ortak miras bırakan ...'ten kaldığının anlaşılması halinde öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çelişmesi nedeniyle tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tesbit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, davacılardan ...'in miras bırakanı ...'den kaldığının belirlenmesi halinde davacılar ... ve ... ile davacı ... arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmayacağı ve aradaki ihtilafın zilyetlik hükümlerine çözümleneceği gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, davacılardan ...'in 03.05.2005 tarihli davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçesi değerlendirilerek kapsamı belirlenmeli, Körfez Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.09.2001 tarih 1998/565-435 E.K. Sayılı dava dosyası getirtilerek taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılardan ... ile davalılardan ... ve arkadaşları, ... ve ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililerine iadesine, 17.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.