Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/3229 K.2012/5425
Özet: Uyuşmazlık konusu: Hazine’nin miras yoluyla gelen 101 ada 16 parseli (5567,23 m²) taşınmazının kamu malı olup olmadığı ve tapu kaydında yer alıp almadığı; Mahkeme sonucu: Taşınmazın Hazine’ye intikal eden yerlerden olmadığını, tapu kayıtlarının kapsam dışı olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle edinme koşullarının gerçekleştiğini belirterek davayı reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 16 parsel sayılı 5567,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera ve kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, davacının tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Dava ve temyize konu taşınmazın davacı Hazine'nin dava dilekçesinde belirttiği toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon paftalarında Hazine adına tespit edilen taşınmazlar içinde yer almadığı, taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ne var ki, dava konusu taşınmaza komşu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinde mera niteliği ile tespit edilmiş iken kadastro komisyonunca malik hanesi açık olarak tespitinin yapıldığı, aynı zamanda keşifte görev yapan uzman orman bilirkişinin 1984 tarihli meşçere haritasında taşınmazın mera rumuzu ile gösterildiğini belirtmesi hususları birlikte gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunludur. Ancak mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılageldiğinin saptanması ya da taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir.
Somut olayda; dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece mera tahsis haritası ve eki belgeler yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamıştır. Haritalarda tarif edilen poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden hangilerinden yararlanıldığı, uzman bilirkişi haritası ve eki raporda açıklanmamış, bu nedenlerle keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve bu yolla yargı denetimine açık bir rapor ve eki harita düzenlenmemiştir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazları bir arada gösterir geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, akabinde dava konusu taşınmaza kuzey yönden komşu olan ve ... Köyü çalışma alanı içinde kalan komşu taşınmazların parsel numaraları tesbit edilerek bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 46/1, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 16 parsel sayılı 5567,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera ve kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, davacının tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Dava ve temyize konu taşınmazın davacı Hazine'nin dava dilekçesinde belirttiği toprak tevzi çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon paftalarında Hazine adına tespit edilen taşınmazlar içinde yer almadığı, taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ne var ki, dava konusu taşınmaza komşu 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinde mera niteliği ile tespit edilmiş iken kadastro komisyonunca malik hanesi açık olarak tespitinin yapıldığı, aynı zamanda keşifte görev yapan uzman orman bilirkişinin 1984 tarihli meşçere haritasında taşınmazın mera rumuzu ile gösterildiğini belirtmesi hususları birlikte gözetildiğinde somut olayda mera araştırmasının yapılması zorunludur. Ancak mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılageldiğinin saptanması ya da taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera niteliği ile tahsis edilmiş olması gerekir.
Somut olayda; dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1962 yılında mera tahsisinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece mera tahsis haritası ve eki belgeler yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamıştır. Haritalarda tarif edilen poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden hangilerinden yararlanıldığı, uzman bilirkişi haritası ve eki raporda açıklanmamış, bu nedenlerle keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye ve bu yolla yargı denetimine açık bir rapor ve eki harita düzenlenmemiştir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazları bir arada gösterir geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilmeli, akabinde dava konusu taşınmaza kuzey yönden komşu olan ve ... Köyü çalışma alanı içinde kalan komşu taşınmazların parsel numaraları tesbit edilerek bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, mera tahsisinin yapıldığı gün ile kadastro tespitin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 46/1, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.