‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/2943 K.2012/7646

Esas No: 2012/2943 · Karar No: 2012/7646 · Karar Tarihi: 06.11.2012
Özet: (1) Taraflar arasında istirdat davası açılmış; (2) Mahkeme, istirdatın kabulü yerine zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle kararı davalı yararına bozmuş ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığını hükmetmiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1) Borçlar Kanunu'nun, 62. maddesi borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimsenin, hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemeyeceğini; 66. maddesi ise, sebepsiz zenginleşme davalarının, zenginleşenin ve zenginleşmenin öğrenildiği tarihten itibaren, bir ve her halde on yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 72/7 maddesine göre de borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın, bu bedeli ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.

Somut olaya gelince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile dava konusu ödemelerin, davacı tarafından taksitler halinde, en son 14/07/2007 günü ödendiği ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 17/03/2009 tarihli 2006/1736 2009/5175 E.K. sayılı ilamı ile sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği anlaşılmıştır. Davacı, 04/11/2010 tarihinde, eldeki istirdat davasını açmıştır. Mahkemece, davacının eylemini haksız fiil olarak nitelendirmiş ve eylemin aynı zamanda T.C. K. hükümlerine göre uzamış ceza zamanaşımı süresinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle davalının zamanaşımı defi'nin reddine, davanın kabülüne, karar verilmiştir.

Davacının istemi, istirdat olması karşısında, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün değildir. Uygulanacak hüküm B.K.'nun 66 ve İ.İ.K.nun 72/7 maddelerindeki hak düşürücü süreye ilişkin kurallardır.

Hal böyle olunca, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 17/03/2009 tarihli 2006/1736-2009/5175 E.K.sayılı ilamı ile sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği, davacının zenginleşenin ve zenginleşmenin öğrendiği bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu sabit olmakla davanın bu nedenle reddi gerekirken; yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2) Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının, şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 06/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?