Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/2189 K.2012/3013
Özet: (1) Uyuşmazlık, davacı tarafın 103 ada 8 parsel sayılı taşınmazı devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu iddia ederek açtığı kadastro ve tapu kaydıyla ilgili tespit talebidir. (2) Mahkeme, yetersiz araştırma ve keşif nedeniyle davayı reddederek, dava konusu taşınmazın tespiti için gerekli tapu kayıtlarının ve haritaların eksik olduğunu belirterek karar vermiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 8 parsel sayılı 15812,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...'nin dayanağı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılan keşif sırasında; keşfi yapılan taşınmazın 101 ada 16 parsel sayılı taşınmaz olduğu belirtildiği gibi keşifte davalı olarak ... ... isimli kişinin hazır bulunduğu ve zaptın sonunada bu kişinin imzasının alındığı, oysa ki elde ki dava dosyasında ... ... davalı olmadığı gibi bu kişinin dava dosyası ile bir ilgisinin bulunmadığı, yine davacı ...'nin dayanağı olduğu düşünülen ve örneği dosya içine alınan Ağustos 927 tarih 97 sayılı tapu kaydı keşifte yerine uygulanmadığı gibi örneği dosya içinde bulunmayan ancak keşif sırasında uygulandığı bildirilen Mart 1285 tarih 119 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi davacının dayanağı tapu kayıtlarının harita veya krokiye bağlı olup olmadığı araştırılmamış, keşifte yaşlı olmayan 1955 doğumlu bir yerel bilirkişi dinlenilmiş, somut olayda tanık da dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiş, bundan ayrı olarak dava konusu taşınmaza komşu 103 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanak örneği ile varsa dayanak kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmemiş, öte yandan zilyetlik yönünden de yeterli araştırma yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için keşifte uygulandığı bildirilen Mart 1285 tarih 119 sayılı tapu kaydı ile örneği dosyada bulunan Ağustos 927 tarih 97 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca dayanak tapu kayıtlarının harita ve krokisinin bulunup bulunmadığı özellikle araştırılmalı, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu 103 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı ile varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden dayanak tapu kaydının yönlerini gösterir ve keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluştuğu takdirde duraksamasız giderilmeli, taşınmazın tutunulan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ile taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde dava konusu edilen 103 ada 8 parsel sayılı taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman ziraatçi bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile bayileri açısından aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 8 parsel sayılı 15812,81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ...; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ...'nin dayanağı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için yapılan keşif sırasında; keşfi yapılan taşınmazın 101 ada 16 parsel sayılı taşınmaz olduğu belirtildiği gibi keşifte davalı olarak ... ... isimli kişinin hazır bulunduğu ve zaptın sonunada bu kişinin imzasının alındığı, oysa ki elde ki dava dosyasında ... ... davalı olmadığı gibi bu kişinin dava dosyası ile bir ilgisinin bulunmadığı, yine davacı ...'nin dayanağı olduğu düşünülen ve örneği dosya içine alınan Ağustos 927 tarih 97 sayılı tapu kaydı keşifte yerine uygulanmadığı gibi örneği dosya içinde bulunmayan ancak keşif sırasında uygulandığı bildirilen Mart 1285 tarih 119 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi davacının dayanağı tapu kayıtlarının harita veya krokiye bağlı olup olmadığı araştırılmamış, keşifte yaşlı olmayan 1955 doğumlu bir yerel bilirkişi dinlenilmiş, somut olayda tanık da dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiş, bundan ayrı olarak dava konusu taşınmaza komşu 103 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanak örneği ile varsa dayanak kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmemiş, öte yandan zilyetlik yönünden de yeterli araştırma yapılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için keşifte uygulandığı bildirilen Mart 1285 tarih 119 sayılı tapu kaydı ile örneği dosyada bulunan Ağustos 927 tarih 97 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, ayrıca dayanak tapu kayıtlarının harita ve krokisinin bulunup bulunmadığı özellikle araştırılmalı, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu 103 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı ile varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden dayanak tapu kaydının yönlerini gösterir ve keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluştuğu takdirde duraksamasız giderilmeli, taşınmazın tutunulan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ile taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde dava konusu edilen 103 ada 8 parsel sayılı taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman ziraatçi bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile bayileri açısından aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.