Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/2163 K.2012/8592
Özet: (1) Taraflar arasında 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın mera olarak kullanılması ve bu nedenle Hazine adına özel siciline tescil edilmesi konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, taşınmazı kamu malı niteliğinde mera olarak kabul ederek Hazine’nin davasını kabul etti, ancak kararın “mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına” şeklinde düzeltilmesi gerektiğini belirleyerek tescil hükmünü onayladı.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmaz mera olarak kullanıldığı, ancak Sulh Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı ...'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı elatmanın önlenmesi davası ve bu dosya ile birleşen davacı Hazine'nin, davacı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı eski hale iade davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacı ...'ın davasının reddine, davacı Hazine'nin davasının kabulüne, dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine adına mera olarak özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten çekişmeli taşınmaz bölümünün üç sınırında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak tespit gören 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaz bulunmaktadır. Dava konusu taşınmaz ile mera olarak sınırlandırılan komşu 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır.
Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen komşu 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaza el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken Hazine adına tescil hükmü kurulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, bu nedenle davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 3 nolu bendinin 2 ve 3. satırında yazılı bulunan “maliye hazinesi adına mera olarak özel siciline tesciline” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmaz mera olarak kullanıldığı, ancak Sulh Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı ...'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı elatmanın önlenmesi davası ve bu dosya ile birleşen davacı Hazine'nin, davacı ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı eski hale iade davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davacı ...'ın davasının reddine, davacı Hazine'nin davasının kabulüne, dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine adına mera olarak özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten çekişmeli taşınmaz bölümünün üç sınırında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak tespit gören 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaz bulunmaktadır. Dava konusu taşınmaz ile mera olarak sınırlandırılan komşu 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır.
Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen komşu 105 ada 120 parsel sayılı taşınmaza el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Dava konusu 105 ada 122 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken Hazine adına tescil hükmü kurulamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, bu nedenle davacı ...'ın temyiz itirazları yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 3 nolu bendinin 2 ve 3. satırında yazılı bulunan “maliye hazinesi adına mera olarak özel siciline tesciline” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.