‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Aile Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/1687 K.2012/8296

Esas No: 2012/1687 · Karar No: 2012/8296 · Karar Tarihi: 22.11.2012
Özet: (1) Taraflar arasında, 106 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti ve miras yoluyla gelen hakların zilyetliğine ilişkin uyuşmazlık; (2) Mahkeme, temyiz süresinde yapılan inceleme sonucunda, tespit tutanağındaki çelişkileri göz ardı ederek verilen hükmü bozdu ve kararını iptal etti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 36 parsel sayılı 514,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne; dava konusu 106 ada 36 parsel sayılı taşınmazın payları belirtilerek ... ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava konusu 106 ada 36 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.

Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tüm tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, zilyetliği terkin iradi olup olmadığı hususu özellikle irdelenmelir. Ayrıca kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapıldığına göre 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünce bir kimsenin bir çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümündeki taşınmaz iktisap edebileceği gözönünde tutularak belgesiz olarak davacı, murisi ve tüm mirasçıları adına tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?