Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/6398 K.2012/4550
Özet: (1) Taraflar arasında 103 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğinde tespit edilip Hazine adına tescilinin yapılması ve davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası üzerine uyuşmazlık ortaya çıktı. (2) Mahkeme, taşınmazın tespitiyle ilgili yetersiz araştırma ve çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle kararını iptal etti ve yeniden keşif ile detaylı inceleme yapılmasını emrederek davayı reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı 3884.09 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile komisyon kararıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, taşınmaz üzerindeki kavak ağaçlarının davacıya ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, dava konusu olmayan 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı lehine Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen şekilde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Davacı dava dilekçesinde dava konusu olarak 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazı bildirmiş, keşif de 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın başında yapılmıştır. Ne var ki; keşif sonucu uzman fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 11.07.2011 tarihli rapor ve haritada davacı tarafından zeminde gösterilen yerin 103 ada 9 parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazın da davacı adına tespit gördüğü, uzman zirai bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda ise 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın üzerinde 5-10 yaşlarında kavak ağaçları ile en az 30-35 yıllık çürümeye yüz tutmuş kavak ağacı kökleri olduğu, ancak toprak yapısı, eğimi, taşlılık derecesi dikkate alındığında üzerinde kültürel tarım yapılmasının mümkün olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu edilen taşınmazın tam olarak 103 ada 9 parsel mi yoksa 130 ada 36 parsel sayılı taşınmaz mı olduğu tartışmasız olarak belirlenmediği gibi bu haliyle uzman bilirkişi raporlarının da birbiriyle çeliştiği kuşkusuzdur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve konusunda uzman fen ve ziraat bilirkişileri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde davacı tarafından dava konusu edildiği bildirilen taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli, taş ve toprak unsurundan hangisinin ağır bastığını açıklayan gerekçeli ve taşınmazı komşu taşınmazlar ile birlikte gösterecek, değişik açılardan çekilmiş fotoğrafları ile birlikte rapor alınmalı, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmadığı belirlenecek taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgelerinin kesinleştirme işlemleri tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm doğuracak şekilde tescil kararı verilmesi dahi isabetsiz olup, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 13.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı 3884.09 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile komisyon kararıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, taşınmaz üzerindeki kavak ağaçlarının davacıya ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, dava konusu olmayan 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 103 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı lehine Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen şekilde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Davacı dava dilekçesinde dava konusu olarak 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazı bildirmiş, keşif de 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın başında yapılmıştır. Ne var ki; keşif sonucu uzman fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 11.07.2011 tarihli rapor ve haritada davacı tarafından zeminde gösterilen yerin 103 ada 9 parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazın da davacı adına tespit gördüğü, uzman zirai bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda ise 103 ada 36 parsel sayılı taşınmazın üzerinde 5-10 yaşlarında kavak ağaçları ile en az 30-35 yıllık çürümeye yüz tutmuş kavak ağacı kökleri olduğu, ancak toprak yapısı, eğimi, taşlılık derecesi dikkate alındığında üzerinde kültürel tarım yapılmasının mümkün olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca, dava konusu edilen taşınmazın tam olarak 103 ada 9 parsel mi yoksa 130 ada 36 parsel sayılı taşınmaz mı olduğu tartışmasız olarak belirlenmediği gibi bu haliyle uzman bilirkişi raporlarının da birbiriyle çeliştiği kuşkusuzdur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve konusunda uzman fen ve ziraat bilirkişileri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde davacı tarafından dava konusu edildiği bildirilen taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli, taş ve toprak unsurundan hangisinin ağır bastığını açıklayan gerekçeli ve taşınmazı komşu taşınmazlar ile birlikte gösterecek, değişik açılardan çekilmiş fotoğrafları ile birlikte rapor alınmalı, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi dava konusu olmadığı belirlenecek taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgelerinin kesinleştirme işlemleri tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm doğuracak şekilde tescil kararı verilmesi dahi isabetsiz olup, davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 13.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.