Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/6323 K.2012/3749
Özet: Uyuşmazlık, mirasçıların ölümünden sonra ortak miras bırakanın taşınmazlarını paylaşma şekli ve bu paylaşımdan kaynaklanan 418 ada 55 parsel ile 423 ada 45 parsel sayılı taşınmazların tapu tescili konusundaki anlaşmazlıktır. Mahkeme, davacıya ait miras payının ilgili taşınmazlara oranında tapuya tescilini ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini onaylayarak kararını düzeltti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 418 ada 55 ve 423 ada 45 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 45 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına, 55 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 418 ada 55 parsel sayılı taşınmazın muris ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, 423 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece, toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 423 ada 45 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 8.6.2011 tarihli haritada (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ortak miras bırakandan kalmadığı, (A) harfi ile gösterilen 390,68 m2 yüzölçümündeki kısmın tarafların ortak miras bırakanı ...’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde, bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi kuralına bağlıdır. Somut olayda ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarı da saptanan olgulara uygun biçimde paylaşmanın yapıldığı, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının davalı tarafın miras payına isabet ettiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Öte yandan paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz mal ya da ekonomik yönden parasal değeri eşit menkul mal isabet etmesi paylaşmanın koşulu değildir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...’nın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki mahkemece davacı ...’nın davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve davacı tarafın yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiği gözetildiğinde hüküm yerinde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu olgunun gözden kaçırılması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 8. bendi olarak “Kendisini vekille temsil ettiren davacı ... yararına takdir edilen 550,00 TL vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
İddia ve savunmaya, mahkemece, toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 423 ada 45 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 8.6.2011 tarihli haritada (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ortak miras bırakandan kalmadığı, (A) harfi ile gösterilen 390,68 m2 yüzölçümündeki kısmın tarafların ortak miras bırakanı ...’dan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın, ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde, bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi kuralına bağlıdır. Somut olayda ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarı da saptanan olgulara uygun biçimde paylaşmanın yapıldığı, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının davalı tarafın miras payına isabet ettiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Öte yandan paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz mal ya da ekonomik yönden parasal değeri eşit menkul mal isabet etmesi paylaşmanın koşulu değildir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...’nın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki mahkemece davacı ...’nın davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve davacı tarafın yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiği gözetildiğinde hüküm yerinde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu olgunun gözden kaçırılması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 8. bendi olarak “Kendisini vekille temsil ettiren davacı ... yararına takdir edilen 550,00 TL vekalet ücretinin davalı ...’dan alınarak davacı ...'ya verilmesine,” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 24.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.